Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2014/24486 E. 2014/29417 K. 28.10.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/24486
KARAR NO : 2014/29417
KARAR TARİHİ : 28.10.2014

MAHKEMESİ : Kayseri 2. İş Mahkemesi
TARİHİ : 17/07/2014
NUMARASI : 2014/534-2014/539

Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, davacıya hak etmiş olduğu ikramiye ve ilave tediye alacaklarının ödenmediğini ileri sürerek, söz konusu alacakların hüküm altına alınmasını talep etmiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davacının ikramiye uygulamasına son verilmesi sebebiyle ikramiye alacağı bulunmadığını, yine davalı şirketin niteliği itibariyle davacının ilave tediye alacağına hak kazanamayacağını belirterek, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz:
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davacının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
2-Davacının ikramiye (prim) alacağına hak kazanıp kazanmadığı taraflar arasında uyuşmazlık konusudur.
Dairemizin 18.03.2014 tarihli kararı ile, davacının 03.09.2007 tarihinde istifa ederek işyerinden ayrıldığı, 23.01.2008 tarihinde tekrar davalıya ait işyerinde işe başladığı, bu durumda, davacının ikinci kez işe başladığı 23.01.2008 tarihinden sonra davalıya ait işyerinde ikramiye alacağı verilmesine ilişkin işyeri uygulaması bulunmadığından, 23.01.2008 tarihi sonrası için ikramiye alacağına hükmedilmesinin isabetsiz olduğu gerekçesiyle ilk mahkeme kararı bozulmuştur. Mahkemece, bozma ilamına uyularak, re’sen ikramiye (prim) alacağı hesaplanıp hüküm altına alınmıştır. Ancak, mahkemenin ikramiye (prim) alacağını hangi ücret ve dönem ile ilgili olarak, hangi kıstaslar üzerinden hesapladığı karar gerekçesinden anlaşılamamaktadır. Bu halde, prim alacağının nasıl hesaplandığının karar gerekçesinde tartışılması, gerektiğinde ek bilirkişi raporu alınması gerekirken, yazılı şekilde denetime elverişsiz karar verilmesi usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
3-Kabule göre de, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 12. maddesinde, tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde gösterilen hukuki yardımların konusu para veya para ile değerlendirilebiliyor ise vekalet ücretinin, davanın görüldüğü mahkeme için tarifenin ikinci kısmında belirtilen maktu ücretlerin altında kalmamak kaydıyla (yedinci maddenin ikinci fıkrası, dokuzuncu maddenin birinci fıkrasının son cümlesi ile onuncu maddenin son fıkrası hükümleri saklı kalmak kaydıyla,) tarifenin üçüncü kısmına göre belirleneceği, ancak hükmedilen ücretin kabul veya reddedilen miktarını geçemeyeceği düzenlenmiştir.
Somut olayda, davacı yararına kabul edilen alacak miktarı için 1.500,00 TL vekalet ücreti hükmedilmesi gerekirken, 978,50 TL nispi vekalet ücretine hükmedilmesi de isabetsizdir.
Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 28.10.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.