YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/27992
KARAR NO : 2014/29668
KARAR TARİHİ : 30.10.2014
MAHKEMESİ : Yalova İş Mahkemesi
TARİHİ : 06/03/2013
NUMARASI : 2011/214-2013/59
Hüküm süresi içinde davalı B.. B.. İstanbul Eğitim Tur. ve Sağ. Yatırımları İşletmeleri Tic. A.Ş. avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı, davalılar nezdinde büfe görevlisi olarak çalıştığını, davalılar arasında asıl işveren-alt işveren ilişkisinin olduğunu, iş sözleşmesini fazla çalışma ücretlerinin ödenmemesi sebebiyle haklı olarak feshettiğini ileri sürerek kıdem tazminatı ile bir kısım işçilik alacaklarının davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı M.. şirketi, davacının çalışma süresinin haftalık 45 saati geçmediğini, dolayısıyla iş sözleşmesini haksız feshettiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı B.. şirketi ise, davacının diğer davalı iş yerinde çalıştığını, bu sebeple kendisine husumet yöneltilemeceğini ve davacının taleplerinde haksız olduğunu beyanla davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan deliller ve bilirkişi raporu doğrultusunda, B.. A.Ş. tarafından diğer davalı Makro şirketi ile kafeterya personel hizmeti alımı işiyle ilgili sözleşme imzalandığı, yine davacının çalıştığı diğer şirketlerle de aynı nitelikte sözleşme olduğu, son işverenin M.. şirketi olduğu, fazla çalışma ücretlerinin ödenmemesi sebebiyle iş sözleşmesini haklı olarak feshettiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalı makro şirketi yönünden husumetten sebebiyle reddine karar verilmiştir.
Karar davalı B.. şirketi tarafından süresinde temyiz edilmiştir.
Taraflar arasında davalılar arasındaki ilişkinin muvazaaya dayanıp dayanmadığı uyuşmazlık konusudur.
Alt işveren, bir işverenden, iş yerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik sebeplerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve görevlendirdiği işçileri sadece bu iş yerinde çalıştıran diğer işveren olarak tanımlanabilir. Alt işverenin iş aldığı işveren ise, asıl işveren olarak adlandırılabilir. Bu tanımdan yola çıkıldığında asıl işveren alt işveren ilişkisinin unsurları iki ayrı işverenin olması, mal veya hizmet üretimine dair bir işin varlığı, işçilerin sadece asıl işverenden alınan iş kapsamında çalıştırılması ve tarafların muvazaalı bir ilişki içine girmemeleri gerekir. Alt işverene yardımcı iş ya da asıl işin bir bölümü, ancak teknolojik nedenlerle uzmanlık gereken işin varlığı halinde verilebilecektir. 4857 sayılı İş Kanunu’nun 2. maddesinde asıl işveren alt işveren ilişkisini sınırlandırılması yönünde kanun koyucunun amacından da yola çıkılarak asıl işin bir bölümünün alt işverene verilmesinde “işletmenin ve işin gereği” ile “teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işler” ölçütünün bir arada olması gerektiği belirtilmelidir. 4857 sayılı Kanun’un 2. maddesinin 6. ve 7. fıkralarında tamamen aynı biçimde “işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işler” sözcüklerine yer verilmiş olması bu kararlılığı ortaya koymaktadır.
İşverenler arasında muvazaalı biçimde asıl işveren-alt işveren ilişkisi kurulmasının önüne geçilmek istenmiş ve 4857 sayılı Kanun’un 2. maddesinde bu konuda bazı muvazaa kriterlerine yer verilmiştir.
Muvazaa Borçlar Kanununda düzenlenmiş olup, tarafların üçüncü kişileri aldatmak amacıyla ve kendi gerçek iradelerine uymayan ve aralarında hüküm ve sonuç meydana getirmesi arzu etmedikleri görünüşte bir anlaşma olarak tanımlanabilir. Üçüncü kişileri aldatmak kastı vardır ve sözleşmedeki gerçek amaç gizlenmektedir. Muvazaanın ispatı genel ispat kurallarına tabidir. Bundan başka 4857 sayılı Kanun’un 2. maddesinin 7. fıkrasında sözü edilen hususların adi kanuni karine olduğu ve aksinin ispatlanmasının mümkün olduğu kabul edilmelidir.
Somut olayda, mahkemece işletmenin ve işin gereği ile teknolojik sebeplerle uzmanlık gerektiren işler dışında asıl işin bölünerek alt işverene verilmesinin mümkün olmadığı, bu konunun da davalı tarafından isnatlanamadığı, B.. A.Ş. tarafından şirketlere yaptırılan işin Beltur A.Ş.’nin asli işi olduğu, kanun gereğince asıl işverenin işçilerinin alt işveren tarafından işe alınarak çalıştırılmaya devam ettirilmesi suretiyle hakları kısıtlanamayacağından asıl isveren-alt işveren ilişkisinin muvazaalı işleme dayandığı kabul edilerek alt işverenin işçilerinin başlangıçtan itibaren davalı asıl işverenin işçisi sayılması gerektiği kabul edilmiş olmasına rağmen dava konusu alacaklardan sadece Beltur şirketi sorumlu tutulmuş, diğer davalı makro şirketi yönünden ise davanın husumetten reddine karar verilmiştir. Halbuki, davalılar arasındaki ilişkinin muvazaalı olması sebebiyle davalı makro şirketinin de dava konusu alacaklardan sorumlu tutulması gerekirken yazılı şekilde husumetten reddine karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebeplerden BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 30.10.2014 gününde oy birliğiyle karar verildi.