YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/25698
KARAR NO : 2014/29726
KARAR TARİHİ : 30.10.2014
MAHKEMESİ : Ağrı 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 28/03/2013
NUMARASI : 2012/228-2013/120
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili, müvekkilinin davalı kurum bünyesinde işçi olarak çalışmakta iken 01.03.2007 tarihinden 29.09.2011 tarihine kadar Ozanlar Su Deposunda bekçi olarak çalıştığını, görevi sırasında fazla mesai yaptığı, hafta tatili, genel tatil günlerinde de çalıştığı, alacaklarının ödenmediğini belirtilerek, fazla mesai, hafta tatili ve genel tatil alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, davacının herhangi bir alacağının olmadığını, haksız ve hukuka aykırı davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan deliller ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Taraflar arasında davacının fazla mesai ücret alacağına hak kazanıp kazanmadığı hususu tartışmalıdır.
Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Ücret bordrolarına ilişkin kurallar burada da geçerlidir. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp ispatlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır.
Fazla çalışmanın ispatı konusunda iş yeri kayıtları, özellikle iş yerine giriş çıkışı gösteren belgeler, iş yeri iç yazışmaları, delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın bu tür yazılı belgelerle ispatlanamaması durumunda tarafların dinletmiş oldukları şahit beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.
İmzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ücreti ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yaptığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin fazla çalışma alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazi kaydının bulunması halinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille söz konusu olabilir. Buna karşın, bordroların imzalı ve ihtirazi kayıtsız olması durumunda dahi, işçinin geçerli bir yazılı belge ile bordroda yazılı olandan daha fazla çalışmayı yazılı delille ispatlaması gerekir. İşçiye bordro imzalatılmadığı halde, fazla çalışma ücreti tahakkuklarını da içeren her ay değişik miktarlarda ücret ödemelerinin banka kanalıyla yapılması durumunda da ihtirazi kayıt ileri sürülmemiş olması, ödenenin üzerinde fazla çalışma yapıldığının yazılı delille ispatlanması gerektiği sonucunu doğurmaktadır.
Fazla çalışmanın yazılı delil ya da tanıkla ispatı imkan dahilindedir. İş yerinde çalışma düzenini bilmeyen ve bilmesi mümkün olmayan tanıkların anlatımlarına değer verilemez.
Somut olayda, davacı davalı Belediyeye ait su deposunda 01.03.2007-29.09.2011 tarihleri arasında bekçi olarak 07:00-24:00 saatleri arasında çalıştığını, evinin yakınlarda olduğunu, fazla mesai ücretlerinin ödenmediğini iddia etmiştir. Davalı, davacının fazla mesai yapmadığını savunmuştur. Davacı şahitleri, davacının çalıştığı dönem içerisinde su deposunda sürekli görev yaptığını, su deposunun davalı belediyeye ait barınma evi olduğunu ve davacının sürekli olarak orada ikamet ettiğini beyan etmişlerdir.
Davacı ve davacı beyanını doğrulayan şahit anlatımları birlikte değerlendirildiğinde, davalı Belediyeye ait su deposunda bekçi olarak görev yapan davacının su deposunun yanında kendisine tahsis edilen evde yaşayarak bekçilik görevini ifa ettiği anlaşılmaktadır. Bu halde çalışma hayatı, günlük yaşantı ile iç içe sürdürülmektedir. Mahkemece bu hususun göz önüne alınarak fazla mesai talebinin reddi gerekirken yazılı şekilde kabulüne karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebeplerden BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 30.10.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.