YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/21216
KARAR NO : 2014/25359
KARAR TARİHİ : 24.09.2014
MAHKEMESİ : Diyarbakır 1. İş Mahkemesi
TARİHİ : 20/02/2014
NUMARASI : 2013/627-2014/63
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili; davacının … Üniversitesi Tıp Fakültesi Eğitim ve Araştırma Hastanesinde radyoloji hizmetini veren alt işveren (taşeron) şirketlerde çalıştığını, iş sözleşmesini haklı sebeple feshettiğini, çalıştığı sürede Radyoloji, Radyom ve Elektrikle Tedavi Müesseseleri Hakkında Nizamnamenin 21. maddesine göre sürede fazla çalıştığını, yıllık izinlerinin kullandırılmadığını ve ücretlerinin ödenmediğini şua izinlerinin kullandırılmadığını, ücretinin ödenmediğini ileri sürerek, fazla çalışma ücreti, yıllık izin ücreti ve şua izni ücretinin faizleriyle birlikte davalıdan tahsilini istemiş, taleplerini bilirkişi raporu doğrultusunda ıslah ederek artırmıştır.
Davalı vekili, talep edilen hakların zamanaşımına uğradığını, davacının çalıştığı şirket ile kurum arasında asıl işveren-alt işveren ilişkisi bulunmadığını, kurumun ihale makamı olduğunu, alacaklardan sorumlu tutulamayacağını, izinlerinin kullandırıldığını, fazla çalışması bulunmadığını, mesai saati çizelgesinde belirtildiği şekilde beş saat çalıştırıldığını, şua iznine hakkı olmadığını ileri sürerek açılan davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararı kanuni süresi içinde davalı temyiz etmiştir.
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Davacı işçinin 3153 sayılı Radyoloji, Radiyom ve Elektrikle Tedavi ve Diğer Fizyoterapi Müesseseleri Hakkında Kanun ile 06.05.1939 tarih 42013 sayılı Resmi Gazete’de
yayımlanan Radyoloji, Radyom ve Elektrikle Tedavi Müesseseleri Hakkında Nizamname uyarınca fazla çalışma ücretine ve şua yıllık izin ücretine hak kazanıp kazanmadığı hususu taraflar arasında uyuşmazlık konusudur.
Dosya içeriğinden, ilk kararın, “…nöbet tarihlerinden sonra izin kullanıldığı ancak ne kadar kullanıldığının bilinmediği ortak tanık tarafından beyan edilmiş olup, kullanılan bu izin süresi tesbit edilerek sonucuna göre fazla çalışma ücreti alacağının belirlenmesi gerekirken eksik inceleme ile karar verilmesi hatalıdır.” gerekçesiyle bozulduğu, mahkemece ortak şahitlerin tekrar dinlendiği, şahitlerin nöbet sonrası izin kullanıldığını, bu iznin şua izni olmadığını beyan ettikleri anlaşılmıştır. Mahkemece, nöbet sonrası kullanılan iznin şua izni olmadığı belirtilerek davanın kabulüne karar verilmiş ise de bozma ilamında, nöbet tarihlerinden sonra izin kullanıldığı ancak ne kadar kullanıldığının bilinmediği ortak şahit tarafından beyan edilmiş olup, kullanılan bu izin süresi tesbit edilerek sonucuna göre fazla çalışma ücreti alacağının belirlenmesi gerektiği belirtildiğinden, nöbet sonrası ne kadar izin kullanıldığı gerektiğinde davacı asilden sorularak tesbit edilerek, haftalık çalışma süresinin ve yapılan fazla çalışma saatinin buna göre belirlenmesi gerekirken, hatalı yorum ile, nöbet sonrası hiç izin kullanılmamış gibi belirlenen haftalık çalışma süresine göre fazla çalışma alacağının belirlenmesi hatalıdır.
Öte yandan, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 297. maddesi uyarınca, mahkeme kararlarının;
a) Hükmü veren mahkeme ile hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin ad ve soyadları ile sicil numaraları, mahkeme çeşitli sıfatlarla görev yapıyorsa hükmün hangi sıfatla verildiğini,
b) Tarafların ve davaya katılanların kimlikleri ile Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası, varsa kanuni temsilci ve vekillerinin ad ve soyadları ile adreslerini,
c) Tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri,
ç) Hüküm sonucu, yargılama giderleri ile taraflardan alınan avansın harcanmayan kısmının iadesi, varsa kanun yolları ve süresini,
d) Hükmün verildiği tarih ve hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin imzalarını,
e) Gerekçeli kararın yazıldığı tarihi, içermesi, hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi zorunludur. Bu biçim yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereğidir. Aksi hal, hükmün infazında zorluklara ve tereddütlere, yargılamanın ve davaların gereksiz yere uzamasına, davanın tarafı bulunan kişi ve kurumların mağduriyetlerine sebebiyet verecek ve kamu düzeni ve barışını olumsuz yönde etkileyecektir.
Somut olayda 6100 sayılı Kanun’un madde 297 bağlamında bozma dışında kalan haklar dahil tüm istekler hakkında hüküm kurulması gerekirken, bozma kararı dışında kalan talepler hakkında karar verilmemesi doğru değildir.
Ayrıca, bozma öncesi davacının haftada iki nöbet tuttuğu kabul edilerek hesaplama yapılmasına rağmen bozma sonrası haftada üç gün nöbet tuttuğu kabul edilerek hesaplama yapılmış ise de, davalı temyizi üzerine bozulan karar sonrası davalı yararına usuli kazanılmış hak oluştuğunun dikkate alınmaması usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebeple BOZULMASINA, 24.09.2014 tarihinde oybirliği ile karar verildi.