YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/28308
KARAR NO : 2015/23759
KARAR TARİHİ : 05.03.2015
Tebliğname No : KYB – 2014/171669
Tehdit suçundan sanık S.. K..’ın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 106/2-a, 29 ve 62. maddeleri uyarınca 1 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/6. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair, Denizli 4. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 02/07/2013 tarih ve 2012/927 esas, 2013/362 karar sayılı kararına sanık müdafii tarafından yapılan itiraz üzerine, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararın iptali ile hükmün açıklanmasına ilişkin, (DENİZLİ 4. AĞIR CEZA) Mahkemesinin 12/09/2013 tarih ve 2013/396 değişik iş sayılı kararının, Adalet Bakanlığı tarafından yasa yararına bozulmasının istenilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 31/07/2012 gün ve 195174 sayılı istem yazısıyla, Dairemize gönderilen dava dosyası incelendi.
İstem yazısında; “Mahkemece hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği hallerde, Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 08/05/2013 tarihli ve 2013/7185 esas, 2013/18774 sayılı kararı ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 22/01/2013 tarihli ve 2013/15 sayılı kararlarında da belirtildiği üzere, itiraz mercii hem maddi olay hem de hukuki yönden inceleme yapabilecek ise de, hükmün bir bütün olduğu, hükümde esasa ilişkin hukuka aykırılığın tespiti halinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kaldırılarak dosyanın yeniden değerlendirilmek üzere mahkemesine gönderilmesi gerektiği gözetilmeksizin, tarafların olağan kanun yoluna başvuru hakkını kısıtlayacak şekilde asıl mahkeme yerine geçmek suretiyle sanığa ceza verilmesine yer olmadığına ve beraatine dair yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” denilmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
I-Olay:
Tehdit suçundan sanık S.. K.. hakkında yapılan yargılama sonucunda, Denizli 4. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 02/07/2013 tarihli kararı ile, 1 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, koşulları oluştuğundan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, sanık müdafiinin itirazı üzerine, mercii Denizli 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 12/09/2013 tarihli kararı ile itirazın kabulüne karar verilerek sanık S.. K..’ın TCK’nın 25 ve CMK’nın 223/2-d maddesi uyarınca beraatine karar verildiği, kesin olan bu karara yönelik Kanun yararına bozma yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.
II- Kanun Yararına Bozma İstemine İlişkin Uyuşmazlığın Kapsamı:
Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararını itiraz üzerine inceleyen merciin, hükmü usul ve esas yönünden denetleme yetkisinin bulunup bulunmadığının belirlenmesine ilişkin ise de, hükmün kanun yararına bozma konusu yapılıp yapılamayacağı öncelikli olarak ele alınacaktır.
III- Hukuksal Değerlendirme:
Öğretide “olağanüstü temyiz” olarak adlandırılan kanun yararına bozma olağanüstü yasa yolunun koşulları ve sonuçları, “kanun yararına bozma” adı ile 5271 sayılı CMK’nın 309 ve 310. maddelerinde düzenlenmiştir.
5271 sayılı Kanun’un 309. maddesi uyarınca, hâkim veya mahkemece verilip istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümlerde, maddî hukuka veya yargılama hukukuna ilişkin hukuka aykırılık bulunduğunu öğrenen Adalet Bakanlığı, o karar veya hükmün Yargıtayca bozulması istemini yasal nedenlerini açıklayarak, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı olarak bildirecektir. Bunun üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı da hükmün veya kararın bozulması istemini içeren yazısına bu nedenleri aynen yazarak Yargıtay ceza dairesine verecek, ileri sürülen nedenlerin Yargıtayca yerinde görülmesi halinde karar veya hüküm yasa yararına bozulacak, yerinde görülmezse istem reddedilecektir.
Böylece ülke sathında uygulama birliğine ulaşılacak, hâkim ve mahkemelerce verilen cezaya ilişkin karar veya hükümlerdeki hukuka aykırılıkların, toplum ve birey açısından hukuk yararına giderilmesi sağlanacaktır.
Buna göre hâkim veya mahkemece verilen karar veya hükümlerin kanun yararına bozma konusu yapılabilmesi için istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşmesi gerekmektedir.
İnceleme konusu somut olayda; sanık S.. K.. müdafiinin, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına itirazını inceleyen Denizli 4. Ağır Ceza Mahkemesince itirazın kabulüne ve davanın esasının da incelenmesi suretiyle, olayda sanık S.. K.. lehine meşru savunma şartlarının oluştuğu gerekçesiyle sanık S.. K..’ın beraatine karar verilmiştir.
İtiraz mercii olan Denizli 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nin, itiraz edilen kararı usul ve esas yönünden denetleyerek sonucuna göre itirazın kabulü veya reddine karar verip dosyayı gereği için mahkemesine iade etmesi gerekirken, itirazın kabulü ile hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kaldırılmasına ve sanık S.. K..’ın beraatine karar vermesi hukuka aykırı olup, kararda davanın esasını çözen bir hüküm kurulmuş olması nedeniyle, sanık hakkında hükmolunan beraate ilişkin hükmün temyizi kabil olduğu anlaşıldığından, hükümdeki hukuka aykırılığın temyiz kanun yoluyla giderilmesi gerektiği, bu itibarla Denizli 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 12.09.2013 tarih ve 2013/396 Değişik İş sayılı kararının taraflara tebliğinin sağlanması, taraflarca hükmün temyiz edilmesi halinde Dairemizce temyiz incelemesinin yapılabileceği, hükmün temyiz edilmeksizin kesinleşmesi halinde kanun yararına bozma yoluna başvurulabileceği, bu aşamada hükmün kanun yararına bozma yoluyla incelenmesinin olanaklı olmadığı anlaşılmıştır.
IV- Sonuç ve Karar:
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının düzenlediği tebliğnamedeki düşünce, hükmün henüz kesinleşmemiş olması nedeniyle yerinde görülmediğinden, CMK’nın 309. maddesi koşullarını taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEĞİNİN REDDİNE,
2-Dosyanın, kanunyolu bildiriminin başvuru mercii, süresi ve yöntemi açısından şerhli davetiye ile sanık ve katılana bildirilip, tebligat eksikliğinin ikmali ile süresinde başvuruda bulunulması halinde temyiz incelemesi için Yargıtay’a gönderilmesini, aksi takdirde usulünce kesinleştirme işlemi gerçekleştirilerek, bu aşamadan sonra kanun yararına bozma isteminde bulunulmasını teminen mahkemesine iadesine, 05.03.2015 tarihinde üye N.M.’ın itiraz merciinin kararına karşı temyiz yoluna başvurulamayacağı yönündeki karşı oyuyla karar verildi.
Sanık hakkında tehdit suçundan verilen mahkumiyete ilişkin hükmün açıklanmasına karar verilmiş, sanık müdafiinin itirazı üzerine, merci Denizli 4. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı kaldırılmış ve mahkumiyet hükmü yerine dosya üzerinden yapılan incelemede beraate hükmolunmuştur.
Kanun yararına bozma isteminde, merci her ne kadar maddi hukuka ve usul hukukuna yönelik inceleme yapabilecek ise de, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kaldırılmasından sonra gereği için dosyanın asıl mahkemesine gönderilmesi gerektiği belirtilmiştir.
CMK’nın 231/12. maddesinde “Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına itiraz edilebilir.”, 271. maddesinde “İtiraz yerinde görülürse merci, aynı zamanda itiraz konusu hakkında da karar verir….Merciin, itiraz üzerine verdiği kararları kesindir; ancak ilk defa merci tarafından verilen tutuklama kararlarına karşı itiraz yoluna gidilebilir.” hükümleri öngörülmüştür.
Sanık müdafiince yapılan itiraz üzerine hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının koşullarının yerinde olup olmadığının değerlendirilmesi maddi hukuk ve usul hukuku bakımından mümkün ise de, kararın kaldırılarak duruşmasız ve yetkisiz olarak hükmün değiştirilmesi mümkün değildir. İtiraz mercii, hükmün açıklanması geri bırakılması kararını, 231/6. maddedeki koşullar bulunmadığından veya yaptığı maddi hukuka ilişkin incelemede, örneğin suç tipine göre, zararın giderilmediğinden veya görevsiz mahkemede yargılama yapıldığından bahisle kaldırabilir veya itirazı reddedebilir. Ancak, hükmü değiştirmesi hukuken mümkün değildir. Zira merci, denetimini sadece hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına ve dava konusunun bu karara uygunluğuna hasretmelidir. Aksi takdirde, merci tarafından mahkumiyet hükmündeki cezaların ağırlaştırılması, indirilmesi veya davanın beraatle sonuçlandırılması söz konusu olabilecektir. Bu ise, merciin görev ve yetki sınırlarını aşması niteliğindedir.
Duruşmasız olarak yapılan incelemede merciin verdiği karar CMK’nın 271. maddesine göre kesindir. Merciin, 271/2. Maddedeki “İtiraz yerinde görülürse merci, aynı zamanda itiraz konusu hakkında da karar verir.” hükmüne göre, itiraz yerinde görüldüğünde itiraz konusu (sanık müdafiinin beraat istemi) hakkında da karar verebileceğini kabul edip, devamında bu kararın kesin olmadığını söylemenin aynı maddede öngörülen hükümlerin bir kısmının (CMK 271/2. Fıkra)kabul edilip, bir kısmının (CMK 271/4. Fıkra) kabul edilmemesini sonuçlar ki bu kabul kendi içinde çelişkilidir. Merci, itiraz konusu hakkında hukuka aykırı kararı kaldırdıktan sonra maddi olaya ilişkin değerlendirmede bulunup beraat kararı verebilir ancak bu karar hüküm niteliğinde olduğundan temyiz tabidir demek, itiraz merciinin kararının kesin olduğunu belirten 271/4. fıkra hükmüne aykırıdır. Buradaki asıl hukuka aykırılık, merciin, itiraz konusunu incelemek ve karar bağlamak veya eksikliğin gidermek üzere asıl mahkemesine göndermek yerine, görev kapsamı dışına çıkıp duruşmasız olarak dosya üzerinden hükmü değiştirmesi olduğundan kesinleşme konusunda varılan sonuç da yanlış olmaktadır.
Nitekim Ceza Genel Kurulu 22.01.2013 Tarih ve 2013/15 Karar sayılı kararında bu hususlara değinilmiştir.
“İtiraz incelemesi sonucunda nasıl bir karar verileceği ve bu bağlamda CMK’nun 271/2. maddesinde yer alan; “İtiraz yerinde görülürse merci, aynı zamanda itiraz konusu hakkında da karar verir” şeklindeki düzenlemenin nasıl anlaşılması gerektiği üzerinde de durulmalıdır. Kanunun 271/2. maddesindeki düzenlemeye göre, merci, itirazı yerinde görürse itirazın kabulüyle birlikte “itiraz konusu” hakkında da karar verecektir. Başka bir anlatımla merci, itirazı kabul ettiğinde, verilmesi ya da kaldırılması gereken bir karar varsa bunu kararı veren mahkemeye bırakmadan kendisi vermeli ya
da kaldırmalıdır, örneğin görevsizlik kararına yönelik bir itirazı inceleyen merci, itirazı yerinde görürse aynı zamanda görevsizlik kararını da kendisi kaldırmalıdır. Dolayısıyla, kanunda yer alan “İtiraz yerinde görülürse merci, aynı zamanda itiraz konusu hakkında da karar verir”hükmü, itirazı kabul eden merciin sadece “itiraz konusu” hakkında karar vermesi şeklinde anlaşılmalıdır. Buna karşın bu hüküm itiraz konusu dışında dosyanın esası hakkında da yargılamayı sonuçlandıracak (örneğin görevsizlik kararını kaldıran merciin dosyanın esası hakkında karar vermesi ya da hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararı kaldıran merciin hükmü açıklaması gibi) bir karar vermesi gerektiği şeklinde yorumlanmamalıdır. Nitekim Ceza Genel Kurulunun 26.10.2010 gün ve 182-209 sayılı kararında; hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına yapılan itirazı inceleyen merciin, itirazı yerinde görmesi halinde dosyayı hükmün açıklanması için yargılamayı yapan asıl mahkemesine göndermesi gerektiği kabul edilmiştir
CMK’nun 271/4. maddesindeki; “Merciin, itiraz üzerine verdiği kararları kesindir” hükmü uyarınca, merci tarafından itiraz başvurusu üzerine “itiraz konusu” hakkında verilen kararlar kesin olup, artık mahkemece yeni bir değerlendirme yapılmadan aynı kararın verilmesi söz konusu olamayacaktır. İtiraz merciince, itiraz olunan kararın kaldırılmasına müteakip, YETKİLİ VE GÖREVLİ KILINAN mahkemenin yargılama sonunda vereceği hüküm, yeni hüküm sayılacağından, bu hükme karşı itiraz veya temyiz yolu açık olacaktır. Bu itibarla, gerek yargılamaya devam edecek olan yerel mahkeme, gerekse verilecek kararın temyiz edilmesi halinde Yargıtay, itiraz merciinin belirlediği suç vasfıyla bağlı olmayacaktır.”
Merciin hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kaldırılmasından sonra hükmü değiştirebileceği hatta beraat kararı verebileceği, bu hükmün de temyize tabi olduğu kabul edilirse, merci tarafından verilen hüküm herhangi bir nedenle bozulduğunda eksikliği tamamlayacak, yeniden hüküm kuracak veya bozmaya direnecek mahkeme, merci sıfatındaki mahkeme olamayacağından, görevsiz bir mahkemenin verdiği hükümden asıl görevli mahkemeyi de sorumlu tutmak mümkün olamayacak, bu şekildeki kabul, mahkemelerin görev alanlarının birbirine girmesinden ve yargılamanın gereksiz yere uzamasından başka bir işe yaramayacağı gibi, adaletin sağlanmasına da bir katkı sağlamayacaktır.
Buna göre, itiraz inceleme merciinin vereceği karar, itiraz konusu olan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kaldırılıp kaldırılmayacağı noktasında olup incelemenin CGK’nın 2013/15 sayılı Kararında da belirtildiği gibi gerekirse, maddi hukuka uygunluk ve görev alanına ilişkin olabileceği, ancak eksikliğin veya hukuka aykırılığın giderilmesinin asıl görevli mahkemesince yapılması gerektiğini düşündüğümden, sayın çoğunluğun, itiraz merciinin hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını kaldırdıktan sonra, hükmü değiştirebileceği ve değişen hükmün de temyize tabi olacağı, kararın henüz kesinleşmediği ve Kanun Yararına Bozma konusu yapılamayacağı yönündeki kanaatine katılamıyorum.