YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/527
KARAR NO : 2015/45681
KARAR TARİHİ : 04.12.2015
Tebliğname No : 6 – 2015/41956
MAHKEMESİ : İzmir 3. Ağır Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 30/11/2012
NUMARASI : 2011/173 (E) ve 2012/368 (K)
SUÇLAR : Yağma, Özgürlüğü kısıtlama, Yağmaya kalkışma, Tefecilik, 6136 sayılı Yasaya muhalefet, Tehdit, Kasten yaralama
Yerel Mahkemece verilen hüküm sanıklar B.. K.., C.. K.., A.. B.., G.. B.., H.. K.. savunmanları tarafından duruşmalı olarak da temyiz edilmekle;
Sanık H.. K.. ve savunmanı duruşma gününden usulen haberdar edildikleri halde geçerli mazeretleri bulunmadan duruşmaya gelmedikleri anlaşılmakla adı geçen sanık yönünden duruşmasız olarak yapılan inceleme sonunda; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü;
Süresinden sonra olan sanıklar B.. K.. ve C.. K.. savunmanlarının temyiz istemleri ve hükmolunan cezaların miktarına göre de, sanıklar A.. B.. ve G.. B.. savunmanlarının duruşmalı inceleme istemlerinin 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi aracılığıyla 1412 sayılı CMUK’nın 318. maddesi uyarınca REDDİNE,
I-Sanıklar E.. A.. ve V.. S.. hakkında mağdur E.. A..’ya karşı işledikleri özgürlüğü kısıtlama; sanık T.. Ö.. hakkında mağdur İ.. D..’e karşı işlediği özgürlüğü kısıtlama; sanık V.. S.. hakkında mağdur N.. U..’a karşı işlediği yağmaya kalkışma; sanıklar S.. A.., E.. A.. ve M.. K.. hakkında tefecilik; sanıklar C.. K.., M.. A.., H.. K.., S.. A.., N.. D.., K.. K.. hakkında 6136 sayılı Yasaya muhalefet suçu nedeniyle verilen mahkumiyet; sanık A.. B.. hakkında mağdur S… T…’e karşı işlenen tehdit suçu nedeniyle verilen beraat kararlarına yönelik yapılan temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Sanık V.. S..’ın, mağdur İ.. D..’i sanık T.. Ö.. ile birlikte kaçırıp alıkoyduğunun anlaşılması karşısında; zamanaşımı içerisinde TCK’nın 109/2-3-b,53. maddelerindeki özgürlüğü kısıtlama suçundan işlem yapılması olanaklı görülmüştür.
Sanık E.. A..’ın mağdur E.. A..’ya karşı ve sanık T.. Ö..’in mağdur İ.. D..’e karşı işlediği özgürlüğü kısıtlama suçlarında ayrıca tehditten cezalandırılmaları yönünde o yer Cumhuriyet Savcısının aleyhe temyiz istemi bulunsa da; uygulamaya göre özgürlüğü kısıtlama suçunun unsuru kabul edilen tehdit suçları açısından ayrıca beraat kararı verilmediği belirlenerek ve temyizin özgürlüğü kısıtlama suçundan verilen mahkumiyet kararlarına yöneldiği gözetilerek yapılan incelemede:
Sanık S.. A..’ın adli sicil kaydında, tekerrüre esas eski hükümlülüğü bulunduğu ve koşulları oluştuğu halde, hakkında 5237 sayılı TCK’nın 58. maddesinin uygulanmaması, karşı temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamış;
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimler Kurulunun takdirine göre; suçların sanıklar tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Sanıkların, hapis cezalarının infazı tamamlanıncaya kadar TCK’nın 53/1-a-b-c-d-e maddesinde yazılı hakları kullanmaktan yoksun bırakılmalarına; ancak, TCK’nın 53/3. maddesi uyarınca koşullu salıverildikleri takdirde, kendi altsoyları üzerinde TCK’nın 53/1-c bendinde sayılan hakları kullanmaktan yoksunluklarının sona erdirilmesine karar verilmiş ise de; 24.11.2015 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesi’nin 08.10.2015 gün, 2014/140- 2015/85 Esas ve Karar sayılı kararı ile TCK’nın 53/1-b maddesinde yazılı, “seçme, seçilme ve diğer siyasi hakları kullanmaktan” ibaresinin iptal edilmiş olması,
Bozmayı gerektirmiş, o yer Cumhuriyet Savcısı ile sanıklar E.. A.., T.. Ö.., V.. S.., N.. D.., K.. K.., S.. A.., M.. K.., H.. K.., M.. A.. savunmanları ile sanık C.. K.. ve savunmanının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi aracılığıyla CMUK’nın 322.maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, hüküm fıkrasından 5237 sayılı Yasanın 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin kısım çıkarılarak, yerine “Sanıkların, kasten işlemiş olduğu suç için hapis cezasıyla mahkumiyetinin yasal sonucu olarak, TCK’nın 53/1. maddesinin uygulanması yönünden, (a, c, d ve e) bentleri ile (b) bendinde yazılı seçme, seçilme ve diğer siyasi hakları kullanmaktan yoksun bırakılmalarına; aynı Kanunun 53/2. maddesinin uygulanması açısından, 53/1.maddesinin (a, c, d ve e) bentleri ile (b) bendinde yazılı seçme ve diğer siyasi hakları ve aynı maddenin 3. fıkrası uyarınca, (c) bendinde yazılı kendi alt soyları üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkilerini mahkum oldukları hapis cezalarından koşullu salıverilinceye kadar kullana- mamalarına” cümlesi yazılmak suretiyle, eleştiri dışında diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün isteme kısmen uygun olarak DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
II-Sanıklar M.. A.., H.. K.., B.. B.., Ş.. D.., E.. K.., G.. B.. ve K.. K.. hakkında tefecilik suçu nedeniyle verilen hükme yönelik yapılan temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
Sanıklara yüklenen ve 2279 sayılı Yasanın 17. maddesine uyan suçun gerektirdiği cezanın türü ve yukarı sınırına göre,765 sayılı Yasanın 102/4, 104/2. maddelerinde öngörülen 7 yıl 6 aylık zamanaşımının, 01.06.2005 tarihinden önce olan suç tarihleri ile inceleme tarihi arasında geçmiş bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık G.. B.. ve savunmanı ile sanıklar M.. A.., H.. K.., B.. B.., Ş.. D.., E.. K.. ve K.. K.. savunmanlarının temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK.nın 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, sanıklar hakkında açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE,
III- O Yer Cumhuriyet Savcısı tarafından sanık C.. K.. hakkında mağdur A.. A..’a karşı işlenen kasten yaralama suçu nedeniyle verilen; sanık B.. K.. hakkında mağdure B… H…’e karşı tehdit suçu nedeniyle verilen beraat kararları (o yer Cumhuriyet Savcısının temyiz dilekçesinde mahkumiyet kararı olarak belirtilmesine karşın bu mağdura karşı işlendiği iddia olunan suçtan beraat kararı verilmiştir.); sanıklar B.. K.., H.. K.., C.. K.. ve A.. K.. hakkında mağdur A.. H..’e karşı işledikleri yağma; sanık B.. K.. hakkında mağdur K.. K..’a karşı işlediği tehdit; sanık A.. B.. hakkında tefecilik suçu nedeniyle; sanık R.. K.. hakkında 6136 sayılı Yasaya muhalefet suçu nedeniyle verilen mahkumiyet kararlarına yönelik yapılan temyiz itirazlarının incelenmesine gelince ise;
Diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1-Sanık B.. K..’ın hükmün temyizinden sonra 12.11.2014 günü öldüğünün, 24.11.2015 tarihinde elektronik ortamdan çıkarılan nüfus kaydı içeriğiyle belirlenmiş olması,
2-Mağdur A.. H..’e karşı işlenen yağma suçu yönünden, sanıklar H.. K.. ve A.. K..’a yüklenen yağma eylemi için kanun maddesinde öngörülen cezanın alt sınırına göre, 5271 sayılı CMK’nın 150/3. maddesi uyarınca atanan zorunlu savunmanları bulundurulmadan ve sanık H.. K..’a atılı suçun cezasının alt sınırının beş yıldan fazla olduğu aynı Yasanın 196/2-5. maddesi uyarınca istinabe suretiyle sorguya çekilemeyeceği gözetilmeden hüküm kurulması suretiyle anılan Yasanın 188/1. ve 289/1-e maddelerine aykırı davranılması,
3-Sanık R.. K..’ın yasak silah taşımak suretiyle 6136 sayılı Yasaya muhalefet suçunu işlediğine ilişkin, hükümlülüğüne yeterli, kuşkudan uzak, kesin, inandırıcı ve hukuka uygun kanıtlar bulunmadığı gözetilmeden, yüklenen suçtan beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi,
4-Olay tarihinde mağdur A.. A..’un soruşturma aşamasında alınan beyanında, önceden tanıdığı sanıklardan N.. D..’in kendisine “Bir konuş!” diyerek telefonu kendisine verdiğini, telefonda kendisinin isminin C.. K.. olduğunu söyleyen şahsın “A.. A.. sen misin?” diye sorduğunu, “Evet, benim.” dedikten sonra karşıdaki kişinin kendisine hakaret etmeye başladığını, ayrıca “Beni neden T.. B..’a şikayet ettin?” diye bağırıp telefonu kapattığını, daha sonra sanık C.. K..’ın kimliği belirsiz 3 kişi ile birlikte kahvehaneye geldiklerini ve hiçbir şey konuşmadan kendisine saldırdıklarını ifade ettiği, bu olay neticesinde İzmir Adli Tıp Grup Başkanlığının verdiği 04.05.2006 tarih ve 2134 sayılı adli rapora göre mağdurun, basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek nitelikte hafif nitelikte olmayacak, vücuttaki kemik kırıklarının hayati fonksiyonlarına etkisi orta (2) derecede olacak şekilde yaralanmasına sebebiyet verdikleri, bu arada polis ekibinin geldiği, şahıslardan şikayetçi olduğu, sanık C.. K..’ın tüm aşamalarda mağdurun anlattığı olayı doğrulayıp aralarında kavga çıktığını, karşılıklı birbirlerine vurduklarını beyan ettiğinin anlaşılması karşısında;sübut bulan nitelikli kasten yaralama suçundan sanık C.. K..’ın hükümlülüğü yerine, delillerin takdirinde yanılgıya düşülerek yazılı biçimde beraatine karar verilmesi,
5-01/06/2005 tarihinden sonra işlenen suçlarda TCK’nın 241. maddesindeki açık düzenlemeye göre süreklilik şartının aranmaması karşısında; sanık A.. B.. tarafından tefecilik suçunun mağdurlar A.. Ö.., M.. S.., M… U…, A.. S..’a karşı anılan tarihten sonra zincirleme şekilde işlendiği ve aynı Kanunun 43/1. maddesinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,
6-Sanıkların, hapis cezalarının infazı tamamlanıncaya kadar TCK’nın 53/1-a-b-c-d-e maddesinde yazılı hakları kullanmaktan yoksun bırakılmalarına; ancak, TCK’nın 53/3. maddesi uyarınca koşullu salıverildikleri takdirde, kendi altsoyları üzerinde TCK’nın 53/1-c bendinde sayılan hakları kullanmaktan yoksunluklarının sona erdirilmesine karar verilmiş ise de; 24.11.2015 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesi’nin 08.10.2015 gün, 2014/140- 2015/85 Esas ve Karar sayılı kararı ile TCK’nın 53/1-b maddesinde yazılı, “seçme, seçilme ve diğer siyasi hakları kullanmaktan” ibaresinin iptal edilmiş olması,
Bozmayı gerektirmiş, o yer Cumhuriyet Savcısı ile sanık R.. K.. ve savunmanı, sanıklar B.. K.., H.. K.., C.. K.., sanık A.. B.. savunmanları, sanık A.. K..’ın temyiz itirazları ve tebliğnamedeki düşünce bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle tebliğnameye kısmen uygun olarak BOZULMASINA, 04.12.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.