Yargıtay Kararı 4. Ceza Dairesi 2015/10427 E. 2015/31063 K. 11.06.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/10427
KARAR NO : 2015/31063
KARAR TARİHİ : 11.06.2015

Tebliğname No : 4 – 2012/102667
MAHKEMESİ : İskilip(Kapatılan) Sulh Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 27/10/2011
NUMARASI : 2011/156 (E) ve 2011/374 (K)
SUÇ : Tehdit

Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre, gerekçeli kararın sanığa usulüne uygun tebliğ edilmemesi nedeniyle temyiz süresinde kabul edilerek dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Sanığın, müştekiye söylediği “bundan sonra ya sen benim anamı s……sin, ya da ben sizin ananızı alayınızın anasını s……m” biçimindeki sözlerin, TCK’nın 106/1. maddesinin 1. cümlesinde tanımlanan, müştekinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik tehdit niteliğinde olduğu ve bu suçun takibinin şikayete bağlı olmadığı, gözetilmeden, yerinde görülmeyen gerekçe ve hatalı nitelendirme ile eylemin sair tehdit suçunu oluşturduğu kabul edilerek, şikayetten vazgeçme nedeniyle düşme kararı verilmesi,
Kanuna aykırı ve Üst Cumhuriyet Savcısının temyiz nedenleri ile tebliğnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden HÜKMÜN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 28/05/2015 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY:

Dairemizin 28/05/2015 tarih ve 2015/10427 Esas, 2015/31063 sayılı İskilip Sulh Ceza Mahkemesi’nin 27/10/2011 tarih ve 2011/156 Esas ve 2011/374 Karar sayılı hükmünün BOZULMASI’ na dair kararına, yerel Mahkemece kurulan hükmün usul ve yasalara uygun olduğu düşüncesiyle ve ONANMASI kanaatinde olduğum için karşı oy kullanmış bulunmaktam. Şöyle ki:
Temyize konu sanık İ.. İ..’e yüklenen suça ilişkin iddia ve oluş itibarıyle, sanığın olay günü 0532 712 7023 nolu cep telefonundan, müştekinin kullandığı … numaralı cep telefonuna gönderdiği mesajla, “bundan sonra ya sen benim anamı s..ersin, ya da ben sizin ananızı alayınızın anasını s..ecem lan nerdesiniz lan ben geldim erkek yok mu lan içinizde” diyerek hakaret ve sair tehdit ettiğinden bahisle kamu davası açılmıştır.
Yerel mahkemece yapılan yargılama sırasında, 26/10/2011 havale tarihli dilekçeyle müşteki şikayetinden vazgeçmiştir. (Her ne kadar sanığa vazgeçmeyi kabul edip etmediği sorulmamış ise de, sanığa yokluğunda verilen düşme kararı tebliğ edilmiş, hükmü temyiz etmediği için de, vazeçmeyi zımnen kabul ettiği tarafımızca düşünülmüştür.) Yerel mahkeme tüm çabalarına rağmen sanığın savunmasını alamamış ve müştekinin davadan vazgeçmesi üzerine, TCK’nın 73/4 ve CMK’nın 223/8 maddeleri uyarınca hakaret ve sair tehdit suçlarından kamu davalarının DÜŞÜRÜLMESİNE karar vermiştir.
Dairemizin sayın çoğunluğu ile aramızdaki ihtilaf, sanığın mesajlarının TCK’nın 125/1 ve 106/1. maddesinin 2. cümlesindeki suçlar mı, yoksa bu fiillerin tümüyle 106/1. maddesinin 1. cümlesindeki suçu mu oluşturduğuna ilişkindir.
Bilindiği üzere hakaret suçları, “bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığını rencide edecek şekilde somut bir fiil veya olgu isnat etmekle ya da sövme suretiyle yine kişinine onur, şeref ve saygınlığına saldırı” halinde oluşmaktadır. “Bir kişiye ya da yakınına hayatı, vücudu veya cinsel dokunulmazlığına saldıracağından bahisle” eylemin işlenmesi halinde TCK’nın 106/1. madde ve fıkrasının 1. cümlesindeki tehdit; malvarlığı itibariyle bir zarara uğratacağından veya sair bir kötülük edeceğinden bahisle fiilin gerçekleştirilmesi halinde de, maddenin aynı fıkrasının 2. cümlesindeki sair tehdit suçu söz konusudur. Dava konusu olayımızda sanığın, “bundan sonra ya sen benim anamı s..ersin, ya da ben sizin ananızı alayınızın anasını s..ecem lan nerdesiniz lan” ve “ben geldim erkek yok mu lan içinizde” şeklindeki sözlerden ilki, kanunda tanımlandığı şekliyle “sövme/hakaret”; ikincisi ise, “sair tehdit” niteliğindedir ve bu sözler, halkın genel algısı itibariyle de “hakaret” ile birlikte, “meydan okuma” diyebileceğimiz “sair tehdit” tarzında kabul edilmektedir. Bunun içindir ki, bize göre isabetli olarak; şikayete tabi bu suçlardan dolayı yerel mahkemece şikayet yokluğu nedeniyle DÜŞME kararları verilmiştir.
Suça konu sözlerin cinsel dokunulmazlığa yönelik tehdit suçunu oluşturabilmesi için, sanıkta ileri sürülen saldırıyı gerçekleştirebilecek irade, güç ve somut bulgu söz konusu olmalıdır. Bir başka deyişle, cinsel dokunulmazlığa yönelik tehdit eylemine ilişkin ciddi bir korkutuculuk özelliği taşıması, muhatabın ilk anda buna dair algısının oluşmasının yanında, failin de bu yönde bir iradesinin ortaya çıkması gerekmektedir. Mesela sanığın “ben senin ananı veya kızını bağa-bahçeye ya da çarşıya giderken/tenhada görürsem yapacağımı bilirim” şeklindeki sözlerinde, kelimelerin yalın anlamları itibariyle baktığımızda”cinsel dokunulmazlığa yönelik tehdit” yer almamasına karşın; bu sözlerin, söyleniş biçimi, mağdurda ilk anda oluşan algı ve genel kanaat itibariyle “cinsel dokunulmazlığa yönelik tehdit” olarak kabulünde zorunluluk bulunmaktadır.
Görülüyor ki, failin mağdurun ya da bir yakınının cinsel dokunulmazlığının tehlikeye uğratılacağı yönünde bir iradesinin ortaya çıkması gerekmektedir.Gerçekten de, TCK’nın 106. madde gerekçesinin dördüncü paragrafında değinildiği gibi; “Tehdidin özelliği, kötülüğün gerçekleşip gerçekleşmyeceğinin, tehdit edenin iradesine bağlı olmasıdır. Tehdit konusu kötülüğün gerçekleşip gerçekleşmemesi, gerçekten veya en azından görünüş itibarıyla failin takdirine bağlıdır.” Şimdi burada sanığın, “ben sizin ananızı alayınızın anasını s..ecem lan nerdesiniz lan” sözlerinde sanığın nasıl bir iradesi, gücü ve iktidarı var ki, mağdurun adeta sülalesine cinsel saldırı gerçekleştireceğinden bahsediyor?!. Bu şekildeki kabul; sanığın kastı, oluş ve dosya kapsamına uymamaktadır. Yerel mahkemece eylemlerin hakaret ve sair tehdit olarak nitelendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
Ayrıca, her geleceğe dönük ya da geniş zaman kipinde sarfedilen sin-kaflı sövme/hakaret niteliğindeki sözlerin hepsinin tehdit olarak kabulü gibi yanlış bir uygulamaya yol açmış ve hakaret suçlarının uygulama alanını daraltmış, tehdit suçunun da uygulama alanını anlamsız bir biçimde genişletmiş oluruz.
Yukarıda açıklandığı üzere, yerel mahkeme kararının ONANMASI gerektiğinden, sayın çoğunluğun hükmün BOZULMASI doğrultusundaki görüşüne iştirak edemiyorum.

KARŞI OY:

Sanığın, müştekiden haklı bir alacağını almak için defalarca telefonla aradığı halde müştekinin ödeme sıkıntısı bulunduğundan ödeme yapamadığı, bir defasında da müştekinin ödeme yapacağını zannederek şehirlerarası seyahat yapmak zorunda kalan şüphelinin, telefonlarına da çıkmayan müştekiye kızgınlıkla gönderdiği telefon kısa mesajında iddianamede de açıklandığı üzere “bundan sonra ya sen benim anamı s…kersin ya da ben sizin ananızı, alayınızın anasını s…ecem lan nerdesiniz lan ben geldim erkek yokmu lan içinizde…” ibareleri ile müştekiye söverek tehdit ettiği anlaşılmıştır. Yerel Mahkeme şikayetten vazgeçme nedeniyle hakaret suçundan ve sair tehdit suçundan her iki davanın düşmesine karar vermiştir.
Sayın çoğunluk ile muhalif kaldığımız üzere “…..lan nerdesiniz lan ben geldim erkek yok mu lan içinizde…” sözleriyle sanığın muhatabını aşağıladığı gibi kavgaya çağrı yaptığını düşünmekteyiz.Her ne kadar müştekinin vücut dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceği iddiasıyla eylemin TCK’nın 106/1-1. cümle kapsamında kalacağı düşünülebilirse de, sanığın aynı mesaj metninin baş kısmında “bundan sonra ya sen benim anamı s…ersin ya da ben sizin ananızı, alayınızın anasını s..ecem” sözlerini, sonraki ibarelerle birlikte değerlendirdiğimizde sanığın bir olay çıkaracağından bahisle muhatabını tehdit ettiği belirlenebiliyorsa da, bu olayın niteliği ve vehameti belli değildir.
Yani sanık döverim, öldürürüm dememiş, bilakis bu hususta “ya siz benim, ya da ben sizin…” şeklinde belirtmekte olduğu olayın mağduru da olabileceğini bildirmektedir. Amacı ve kastı alacağını baskı kurarak almaktır. Amaç ve saik hukuken korunabilecek bir hususa ilişkindir. Sadece iletişim kanallarının müşteki tarafından kapatılması üzerine kızgınlıkla gönderilen telefon mesajında muhatabın onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte cinsellik içeren sövgü ile saldırıda bulunmaktadır. Somut olaya göre mesaj içeriğinde zikredilen cinsel içerikli sözler bir tehdit kelimesi sayılamaz. Sokaktaki insanlar arasında kabul edilen, bilinen ve herkes tarafından kabul edilebileceği gibi, sinkaflı sözler çoğu zaman dil ve ifade alışkanlığı olarak kullanılmakta, bazen şaka, bazen de hakaret veya tehdit unsuru olarak kullanılmaktadır. Dolayısıyla tüm olaylarda sinkaflı sözlerin tehdit teşkil etmesi mümkün değildir.
Somut olayda sanığın kastı hakaret (sövme) ve sair tehdite yöneliktir. Öldürmekle veya yaralamakla tehdit ettiğine dair her türlü şüpheden uzak bir kanaate ulaşamayan yerel mahkemenin hakaret ve sair tehtidin varlığını kabul ederek şikayet yokluğu nedeniyle her iki davanın düşünülmesine karar vermesinde hukuken bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
Yerel Mahkeme kararı usul ve Yasaya uygun olduğundan, sayın çoğunluğun görüşüne katılamıyorum. Bu nedenle çoğunluğun bozma düşüncesine muhalif kalınmıştır.