YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/7080
KARAR NO : 2015/33626
KARAR TARİHİ : 11.09.2015
Tebliğname No : KD – 2013/34942
Başkasına ait kimlik bilgilerini kullanma suçundan sanık Z.. Ş.. hakkında yapılan yargılama sonunda mahkumiyetine dair, Mersin 7. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 09.11.2012 gün ve 2012/712 esas, 2012/1050 karar sayılı hükmün sanık tarafından temyizi üzerine,
Dairemizin 12.01.2015 gün ve 2014/5259 esas, 2015/803 sayılı kararıyla;
“Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Sanığa yükletilen başkasına ait kimlik bilgilerini kullanma eylemiyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu öğelerinin ve bu eylemin sanık tarafından işlendiğinin Kanuna uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı,
Eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanunda öngörülen suç tipine uyduğu,
Cezanın kanuni bağlamda uygulandığı,
Anlaşıldığından sanık Z.. Ş..’in ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmemiş olmakla, tebliğnameye uygun olarak, TEMYİZ DAVASININ ESASTAN REDDİYLE HÜKMÜN ONANMASINA ” karar verilmiştir.
I- İTİRAZ NEDENLERİ
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 17/03/2015 gün ve 2013/34942 sayılı yazısı ile;
“Dosya içeriğine göre, sanığın Mersin Cumhuriyet Başsavcılığı İlamat Bürosunun 2006/3-1351 sayılı yakalama emri ile Mersin 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 2004/621 esas sayılı ilamı gereğince 6136 sayılı Kanuna muhalefet suçundan 45 gün hapis cezasına hükümlü olarak arandığı, suç tarihinde ise Mersin serbest bölge girişinde Jandarma görevlileri tarafından yapılan kontrollerde H. Ö.’e ait sürücü belgesi üzerine kendi fotoğrafı yapıştırılmış sahte belgeyi ibraz ettiği, görevlilerce yapılan araştırma ve bilgisayar sorgulaması sırasında sanığın gerçek kimliğinin Z.. Ş.. olduğu ve yukarıda belirtilen mahkeme ilamının infazından kurtulmak amacıyla iğfal kabiliyeti bulunmayan belgeyi ibraz ettiği anlaşılmıştır.
Sanığın eyleminin TCK’nın 268. maddesinde düzenlenen iftira suçunu mu yoksa TCK’nın 206. maddesindeki başkasına ait kimlik bilgilerini kullanma suçunu mu oluşturacağı itirazımızın özünü oluşturmaktadır. TCK’nın 268.maddesinin uygulanabilmesi için failin işlediği bir suç nedeniyle hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla kendi kimliğini saklayarak, başkasına ait kimlik bilgilerini kullanması ve o kişi hakkında iftira atmışcasına soruşturma ve kovuşturma yapılmasına neden olması durumunda, bu madde hükmü uygulanacaktır. Suçun oluşması için, failin daha önce bir suç işlemiş olması veya bir suçtan aranması, kendi kimliğini vermesi halinde hakkında bu suçtan işlem yapılacak olması gerekmektedir. Başka bir anlatımla bu suçun oluşması için sanığın resmi belge düzenlemede yetkili memura başkasının kimliğini veya kimlik bilgilerini vermesi yeterli olmayıp, işlediği bir suç nedeniyle kendisi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla gerçek bir kişinin kimlik bilgilerini kullanması gerekmektedir.
TCK’nın 206. maddesinde düzenlenen yalan beyanda bulunma suçunu aynı Kanunun 268. maddesinde düzenlenen başkalarına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçundan ayıran en önemli özellik, 268. maddede sanık işlediği bir suçtan kurtulmak amacıyla gerçek bir kişinin kimlik bilgilerini vererek gerçek kişi hakkında iftira sonucunu doğuran eylemiyle soruşturma ya da kovuşturma yapılmasına neden olmaktayken, 206. maddede ise sanık kamu görevlisine kimliği hakkında yalan beyanda bulunmasıyla bir başkası hakkında soruşturma ya da kovuşturma yapılmasına neden olmamaktadır.
Daha önce 6136 sayılı Kanuna muhalefet suçundan hakkında 45 gün hapis cezasına hüküm verilen ve bu hükmün infazı için hakkında yakalama kararı bulunan sanığın, kimliğini soran kolluk görevlilerine kimliği hakkında yalan beyanda bulunarak gerçek kişi olan H. Ö.olduğunu beyan ettiği olayda, sanığın başkasına ait kimlik bilgilerini hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla değil de, adına çıkarılan yakalama kararının infazını engellemek amacıyla kullanması, kimlik bilgileri kullanılan gerçek kişi H. Ö. hakkında bir soruşturma ve kovuşturma yapılmamış olması hususları gözönüne alındığında, iftira suçunun oluşmadığı, sanığın resmi belge düzenleme yetkisine sahip olan kolluk görevlilerine kimliği hakkında yalan beyanda bulunması sonucunda hakkında tutanak düzenlenmesi nedeniyle eylemin, TCK’nun 206. maddesinde düzenlenen resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçunu oluşturduğu kabul etmek gerekir.
Sonuç ve istem: İtirazımızın kabulü ile Yüksek Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 12/01/2015 gün ve 2014/5259 esas, 2015/803 karar sayılı ONAMA hükmünün kaldırılması ve Mersin 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 09/11/2012 gün ve 2012/712 esas, 2012/1050 karar sayılı hükmünün yukarıda açıklanan gerekçeye göre BOZULMASI;
Yüksek Daireniz aksi kanaatte ise, itirazın incelenmesi bakımından 5271 sayılı CMK’nın 308/3. maddesi uyarınca dosyanın Yüksek Yargıtay Ceza Genel Kurulu’na gönderilmesine, karar verilmesi itirazen arz ve talep olunur.” isteminde bulunulması üzerine dosya Dairemize gönderilmekle, incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:
II- İTİRAZIN KAPSAMI
İtiraz, başkasına ait kimlik bilgilerini kullanma suçundan sanık Z.. Ş.. hakkında verilen mahkumiyet kararının onanmasına dair, Dairemizin 12.01.2015 tarihli kararına ilişkin olup, karar itiraza konu edilen suçun unsurlarının oluşmadığına ilişkin gerekçe nedeniyle yeniden ele alınmıştır.
III- KARAR
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın itiraz gerekçeleri yerinde görülmekle, 6352 sayılı Kanunun 99. maddesiyle eklenen 5271 sayılı CMK’nın 308. maddesinin 3. fıkrası uyarınca İTİRAZIN KABULÜNE,
Dairemizce verilen 12.01.2015 gün ve 2014/5259 esas, 2015/803 karar sayılı onama kararının KALDIRILMASINA,
Mersin 7. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 09.11.2012 gün ve 2012/712 esas, 2012/1050 karar sayılı hükmün yeniden incelenmesi sonucu:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
İftira suçunun özel bir işleniş biçimi olarak düzenlenen başkasına ait kimlik bilgilerini kullanma suçunun oluşması için failin, işlediği bir suç nedeniyle kendisi hakkında soruşturma ve
kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla, başkasına ait kimliği veya kimlik bilgilerini kullanması gerekmektedir. Somut olayda sanığın Mersin İlamat Bürosunun 2006/3-1351 sayılı yakalama emri üzerine kesinleşmiş 45 gün hapis cezasının infazı amacıyla aranırken, yol kontrolü sırasında durdurulduğunda, H. Ö. adına düzenlenmiş kendi fotoğrafının yapıştırıldığı iğfal kabiliyeti olmayan sürücü belgesini görevlilere ibraz ettiği ileri sürülmektedir.
Ancak, sanığın 03.01.2008 tarihli ifadesine göre, olay günü görevliler tarafından durdurulduklarında, araç içerisinde bir adet ruhsatsız silah bulunduğu ve bu silahın araçta bulunan C. B.’a ait olduğunu beyan ettiği ve bu konuyla ilgili dosya içerisinde herhangi bir soruşturma evrakının bulunmadığı görülmektedir.
Bu itibarla, öncelikli olarak araç içerisinde ele geçirilen ruhsatsız bir silahın olup olmadığı, var ise bu silahla ilgili kimler hakkında soruşturma yürütüldüğü belirlenerek, sonucuna göre sanık hakkında soruşturma yürütülmüş olması halinde TCK’nın 268. maddesinin, aksi takdirde TCK’nın 206. maddesinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,
Kanuna aykırı ve sanık Z.. Ş..’in temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden itiraz yazısına uygun olarak HÜKMÜN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 11.09.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.