YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/22473
KARAR NO : 2015/34626
KARAR TARİHİ : 01.10.2015
Tebliğname No : KYB – 2015/32805
Tehdit suçundan sanık S.. K..’un, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 106/1. maddesi gereğince 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, sanığın 5 yıl süre ile denetime tabi tutulmasına dair, Erzincan 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 22/06/2009 tarihli ve 2008/579 esas, 2009/394 sayılı kararının kesinleşmesini müteakip, sanığın deneme süresi içerisinde 12/12/2010 tarihinde işlediği suç nedeniyle Erzincan 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 02/03/2012 tarihli ve 2011/16 esas, 2012/124 sayılı kararı ile mahkum olduğundan bahisle, 5271 sayılı Kanun’un 231/11. maddesi gereğince sanık hakkındaki hükmün açıklanmasına dair, aynı Mahkemenin 21/12/2012 tarihli ve 2012/535 esas, 2012/532 karar sayılı kararının, Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına bozulmasının istenilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 03.02.2015 gün ve 32805 sayılı istem yazısıyla dava dosyası Dairemize gönderilmekle incelendi:
İstem yazısında “Dosya kapsamına göre, mahkemesince denetim süresinde sanığın Erzincan 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 02/03/2012 tarihli ve 2011/16 esas, 2012/124 sayılı kararı ile yeni suç işlediği kabul edilerek söz konusu hükmün açıklanmasına karar verilmiş ise de, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/5 ve 11. fıkralarında yer alan “…Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, kurulan hükmün sanık hakkında bir hukukî sonuç doğurmamasını ifade eder. Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlemesi veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranması halinde, mahkeme hükmü açıklar.” şeklindeki düzenleme uyarınca, sanık hakkındaki hükmün açıklanmasına esas teşkil eden Erzincan 1. Sulh Ceza Mahkemesinin anılan kararı henüz açıklanmadığından hukuki sonuç doğurmadığı ve bu nedenle hükmün açıklanmasının yasal koşulları oluşmadığı gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” denilmektedir.
I-Olay:
Tehdit suçundan sanık S.. K.. hakkında yapılan yargılama sonucunda, Erzincan 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 22/06/2009 tarihli kararı ile hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar verilerek hükmün açıklanmasının geri bırakıldığı, kararın 17/07/2009 tarihinde kesinleştiği, daha sonra sanığın 12/12/2010 tarihinde işlemiş olduğu tehdit suçu nedeniyle Erzincan 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 02/03/2012 tarihli kararı ile mahkumiyetine ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilerek, deneme süresi içerisinde suç işlediği gerekçesiyle ihbarda bulunulması üzerine, Erzincan 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 21/12/2012 tarihli kararı ile önceki hükmün açıklanmasına karar verildiği, temyiz edilmeksizin kesinleşen bu ilam ile ilgili olarak CMK’nın 231/11. maddesindeki koşulların gerçekleşmediği gerekçesiyle kanun yararına bozma yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.
II- Kanun Yararına Bozma İstemine İlişkin Uyuşmazlığın Kapsamı:
Deneme süresi içerisinde suç işlendiği gerekçesiyle mahkemece verilen hükmün açıklanması kararının hukuka uygun olup olmadığının belirlenmesine ilişkindir.
III- Hukuksal Değerlendirme:
5271 sayılı CMK’nın “hükmün açıklanması ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması” başlığını taşıyan 231. maddesinin 8. fıkrasında; ” (Ek fıkra: 06/12/2006 – 5560 S.K.23.md) Hükmün
açıklanmasının geri bırakılması kararının verilmesi halinde sanık, beş yıl süreyle denetim süresine tâbi tutulur.” 11. fıkrasında; ” (Ek fıkra: 06/12/2006 – 5560 S.K.23.md) Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlemesi veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranması halinde, mahkeme hükmü açıklar. Ancak mahkeme, kendisine yüklenen yükümlülükleri yerine getiremeyen sanığın durumunu değerlendirerek; cezanın yarısına kadar belirleyeceği bir kısmının infaz edilmemesine ya da koşullarının varlığı halinde hükümdeki hapis cezasının ertelenmesine veya seçenek yaptırımlara çevrilmesine karar vererek yeni bir mahkûmiyet hükmü kurabilir.” hükümleri yer almaktadır.
Deneme süresi içerisinde suç işlendiğinden söz edilebilmesi için öncelikle hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının verilmesi, daha sonra 5 yıllık deneme süresi içerisinde kasıtlı bir suçun işlenmesi ve bu suçtan mahkumiyet kararı verilerek, kesinleşmesi gerekmektedir.
İncelenen dosyada, sanığın deneme süresi içerisinde işlemiş olduğu tehdit eylemi nedeniyle mahkumiyetine karar verilerek hükmün açıklanmasının geri bırakıldığı, aynı kararda adli sicil kaydında yer alan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının açıklanması için ihbarda bulunulduğu görülmektedir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 16/02/2010 tarih ve 4/253-28 sayılı kararında da belirtildiği üzere, sanık hakkında kurulan mahkûmiyet hükmünün hukuki bir sonuç doğurmamasını ifade eden ve doğurduğu sonuçlar itibariyle karma bir özelliğe sahip bulunan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumu, denetim süresi içinde kasten yeni bir suçun işlenmemesi ve yükümlülüklere uygun davranılması halinde, geri bırakılan hükmün ortadan kaldırılarak kamu davasının 5271 sayılı CYY’nın 223. maddesi uyarınca düşürülmesi sonucunu doğurduğundan, bu niteliğiyle sanık ile devlet arasındaki cezai nitelikteki ilişkiyi sona erdiren düşme nedenlerinden birisini oluşturmaktadır.
Ancak kurulan hükmün sanık hakkında hukuksal bir sonuç doğurmamasını ifade eden hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumu, davayı sonuçlandıran ve uyuşmazlığı çözen bir “hüküm” değildir. Bunun sonucu olarak, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararlar, CMK’nın 223. maddesinde sayılan hükümlerden olmadığından, bu kararların kasıtlı suçtan mahkumiyet olarak kabul edilme imkanı bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, 5271 sayılı CMK’nın 231/11. maddesindeki koşullar oluşmamasına karşın, sanık hakkında mahkumiyet hükmünün açıklanmasına karar verilmesi hukuka aykırıdır.
IV- Sonuç ve Karar:
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden,
1- Tehdit suçundan sanık S.. K.. hakkında, Erzincan 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 21/12/2012 tarihli ve 2012/535 esas, 2012/532 karar sayılı kararının, CMK’nın 309/3. maddesi uyarınca BOZULMASINA,
2- Müteakip işlemlerin mahallinde mahkemesince yerine getirilmesine, 01/10/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.