Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2016/1072 E. , 2021/4334 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2016/1072
Karar No : 2021/4334
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : …Müdürlüğü / …
VEKİLİ : Av. …
İSTEMLERİN_KONUSU : …İdare Mahkemesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararının taraflarca aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Polis memuru olan davacı tarafından, Kastamonu ili, …İlçe Emniyet Amirliğinde görev yapmakta iken 30/04/2009 tarihinde ihbar üzerine intikal edilen adreste av tüfeğiyle vurularak yaralanması sonucunda oluştuğu ileri sürülen kalıcı iş gücü, maaş ve ikramiye kayıplarına karşılık olarak 5.000,00 TL maddi, 50.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: …İdare Mahkemesince; olayın oluş şekline göre görevin neden ve etkisiyle meydana gelen zararın davalı idarece kusursuz sorumluluk ilkesi uyarınca tazmini gerektiği; davacının söz konusu olaydan sonra malülen emekli edilmediği, Bakanlık onayıyla aktif görevden alınarak daha pasif bir görev olan Kastamonu Polis Meslek Yüksek Okulunda görevlendirildiği, memuriyet görevine devam eden davacının emsalleriyle aynı maaşı almaya devam ettiği, olaydan sonra maaşında herhangi bir azalma olmadığı anlaşıldığından, davacının yaralanma olayından kaynaklı herhangi bir maddi kaybının bulunmadığı; davacının görevi esnasında yaralanması sonucunda duyduğu acı ve eleme karşılık, manevi tazminatın bir zenginleşme aracı olamayacağı ilkesi de dikkate alınarak 35.000,00 TL manevi tazminatın davacıya ödenmesinin hak ve nesafet ilkelerine uygun olduğu gerekçeleriyle davacının maddi tazminat talebinin reddine, manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 35.000,00 TL manevi tazminatın idareye başvurulan 30/03/2015 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalı idare tarafından davacıya ödenmesine, davacının fazlaya ilişkin manevi tazminat talebi yönünden ise davanın kısmen reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ_EDENLERİN_İDDİALARI : Davacı tarafından; görevi nedeniyle yaralanarak %74 oranında sürekli iş gücü kaybının oluştuğu, maaşını eksiksiz olarak almaya ancak görev yaptığı sürece devam edebileceği, buna karşılık kalıcı iş gücü kaybının ömür boyu süreceği, bu bakımdan oluşan iş gücü kaybı üzerinden tazminat hesaplanarak, bu tutar üzerinden ödemeye ilişkin eksiltmeler yapılmak suretiyle ve maddi tazminata konu olabilecek diğer kalemler de eklenerek maddi tazminat isteminin bilirkişi marifetiyle hesaplama yaptırılarak karşılanması gerektiği; ayrıca, yaralanma sonucu oluşan sürekli engellilik durumuyla orantılı olarak istenilen manevi tazminat miktarının tamamının ödenmesine karar verilmesi gerektiği ileri sürülmektedir.
Davalı idare tarafından; davacının görevi esnasında yaralanması neticesinde Emniyet Genel Müdürlüğü Nakdi Tazminat Komisyonunca davacıya 2330 sayılı Kanun kapsamında 17.536,25 TL nakdi tazminat ödemesi yapıldığı, olaydan sonra idari polis olarak çalışmasının uygun görüldüğü ve görev yapmaya devam ettiğinden geliri ile ilgili olarak maddi bir kaybının bulunmadığı, 2330 sayılı Kanun kapsamında yapılan tazminat ödemesinin maddi ve manevi zararların karşılığı olduğu; davacı lehine hükmedilen manevi tazminat miktarının fahiş olduğu ve kusursuz sorumluluk halinde manevi tazminata hükmedilemeyeceği ileri sürülmektedir.
TARAFLARIN_SAVUNMALARI : Davalı idare tarafından temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. Davacı tarafından savunma dilekçesi verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Davacının temyiz isteminin kısmen kabulü, kısmen reddi; davalı idarenin temyiz isteminin ise reddi ile İdare Mahkemesi kararının manevi tazminat isteminin kısmen kabulü, kısmen reddine ilişkin kısmının onanması; maddi tazminat isteminin reddine ilişkin kısmının ise bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Kastamonu İli, …İlçe Emniyet Müdürlüğünde polis memuru olarak görev yapmakta iken 30/04/2009 tarihinde ihbar üzerine ekip arkadaşlarıyla birlikte bildirilen adrese giden davacının, adreste bulunan C.E. tarafından av tüfeği ile bacağından vurulduğu, olay nedeniyle tedavi gören davacının Bakanlık Makamının 29/03/2013 tarihli onayı ile idari polis olarak çalıştırılmasının uygun görülerek Kastamonu Polis Meslek Yüksek Okuluna atamasının yapıldığı ve 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkındaki Kanun kapsamında oluşturulan Komisyonca tarafına 17.536,25 TL tazminat ödendiği, bu süreçte sağlık sorunları devam eden davacı hakkında 13/11/2014 tarihinde Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Özürlüler İçin Sağlık Kurulunca düzenlenen raporda engel oranının %74 olarak belirlenmesi üzerine davacı tarafından davalı idareye yapılan 30/03/2015 tarihli başvuru ile görevi esnasında ateşli silahla yaralanması sonucunda engelli kalıp sürekli iş gücü kaybının oluştuğu ileri sürülerek maddi ve manevi tazminat talebinde bulunulduğu, anılan başvurunun …tarih ve …sayılı işlemle reddi üzerine bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasanın 125. maddesinde; idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmıştır.
İdare, kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.
Kusursuz sorumluluk, kamu hizmetinin görülmesi sırasında kişilerin uğradıkları özel ve olağan dışı zararların idarece tazmini esasına dayanmakta olup; kusur sorumluluğuna oranla ikincil derecede bir sorumluluk türüdür. Bu bağlamda, kamu görevlilerinin görevini yaparken, görevi nedeniyle uğramış olduğu zararların da kusursuz sorumluluk ilkesi uyarınca tazmini gerekmektedir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Kararın manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne, kısmen reddine ilişkin kısmının incelenmesi;
İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen kararın manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne, kısmen reddine ilişkin kısmı usul ve hukuka uygun olup, davacı ve davalı idarenin temyiz dilekçelerinde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bu kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Kararın maddi tazminat isteminin reddine ilişkin kısmının incelenmesi;
Tazminat hukukunda, çağın gereklerine uygun olarak geliştirilen içtihatlarla, kişinin kalıcı sakatlıkları nedeniyle beden gücü kaybına bağlı olarak gelirinde ve dolayısıyla mal varlığında bir eksilme meydana gelmemiş olsa dahi güç (efor) kaybı tazminatı olarak adlandırılan tazminatın ödenmesi gerektiği kabul edilmektedir. Beden gücü kaybına uğrayan kişinin aynı görevi zarardan önceki durumuna ve diğer kişilere göre daha fazla bir güç (efor) sarfıyla yaptığı gerçeğinden hareket edilerek zararı, bir anlamda, bu “fazladan sarf edilen gücün” oluşturduğu esası benimsenmektedir. Bu doğrultuda kamu görevlilerinin, görevlerinin neden ve etkisinden kaynaklanan güç (efor) kaybına dayanan maddi zararlarının tazmin edilmesi gerektiğinde duraksama yoktur.
İdare hukuku ilkelerine göre maddi zarar; idari işlem veya eylem nedeniyle kişinin mal varlığının (patrimuanın) aktifinde meydana gelen azalma nedeniyle uğranılan zarar ile elde edilmesi kesin olan gelirden yoksun kalma sonucu uğranılan toplam zarar olup; bedensel nitelikteki maddi zarar ise, kişinin sağlığına kavuşmak için yaptığı tedavi giderleri ile çalışma gücünün azalması ya da yok olması nedeniyle elde edeceği gelirde ve gücünde meydana gelen azalmayı ifade etmektedir.
Bu bağlamda, İdare Mahkemesince davacının, dava konusu olay nedeniyle güç kaybına uğrayıp uğramadığı, uğradığının tespiti halinde, hangi oranda güç kaybına uğradığı, bu sakatlığın kalıcı olup olmadığı saptandıktan sonra, güç (efor) kaybı nedeniyle uğranılan zararın; idarenin kusur sorumluluğu olduğu hallerde, tespit edilecek kusur oranı göz önünde bulundurularak, kusursuz sorumluluk hallerinde ise taraflara oransal bir kusur izafe edilmeksizin hesaplanması gerektiği sonucuna ulaşılmaktadır.
Güç kaybına uğramakla birlikte mevcut görevine devam eden veya başka bir göreve atanmak suretiyle kamu görevine devam eden kamu görevlilerinin, görevlerinin neden ve etkisinden kaynaklanan güç (efor) kaybına dayanan maddi tazminat istemleri, mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle aşağıda belirtilen ilkeler çerçevesinde hesaplanmalıdır.
A-) Kalıcı sakatlık nedeniyle beden gücü kaybına uğrayan kamu görevlisi beden gücü kaybına uğramasından sonra, idarece bedensel kaybına uygun yeni bir göreve atanmış ve yeni görev yerindeki aylık gelirinde bir azalma olmamış ise, kamu görevlisi olan davacının yeni görev yerindeki aynı işi yapan emsali kamu görevlilerine nazaran ne kadar daha fazla güç (efor) sarfedeceği hususu oran olarak tespit edilmeli ve tespit edilen bu oran davacı kamu görevlisinin aylık net gelirine uygulanmak suretiyle güç (efor) tazminatı hesaplanmalıdır.
Güç (efor) oranı ise yalnızca Adli Tıp Kurumu veya diğer kamu hastanelerinin sağlık kurulları tarafından belirlenen meslekte kazanma gücü oranına bağlı olmayıp, kişinin yaptığı kamu görevinin niteliğine ve kalıcı sakatlığının yani mevcut sağlık durumunun sürdürdüğü kamu görevine etkisinin belirlendiği oran olmalıdır.
B-) Kalıcı sakatlık nedeniyle beden gücü kaybına uğrayan kamu görevlisi beden gücü kaybına uğramasından sonra, bedensel kaybına uygun yeni bir göreve atanmış ve yeni görev yerindeki aylık gelirinde bir azalma olmuş ise, davacı kamu görevlisinin önceki görev yeri aylık geliri ile yeni görev yeri aylığı arasındaki “farka” ek olarak davacının yeni görev yerinde aynı işi yapan emsali kamu görevlilerine nazaran ne kadar daha fazla güç (efor) sarfedeceği hususu oran olarak tespit edilmeli ve davacı kamu görevlisinin aylık net gelirine tespit edilen bu oran uygulanmak suretiyle belirlenecek “tutar” kadar toplam güç (efor) zararı bulunduğu dikkate alınarak hesaplama yapılmalıdır.
C-) Kalıcı sakatlık nedeniyle beden gücü kaybına uğrayan davacı kamu görevlisi aynı işi yapmaya devam ediyor ise, kamu görevlisi davacının aynı işi yapan emsali kamu görevlilerine nazaran ne kadar daha fazla güç (efor) sarfedeceği hususu oran olarak tespit edilmeli ve tespit edilen bu oran davacı kamu görevlisinin aylık net gelirine uygulanmak suretiyle güç (efor) tazminatı hesaplanmalıdır.
Ayrıca, güç (efor) kaybına dayanan maddi tazminatın hesabında, kamu görevlisinin yasal emeklilik yaşını tamamladığı tarihten muhtemel bakiye yaşam süresinin sonuna kadar geçen pasif devrede de, beden gücü kaybı nedeniyle daha fazla efor sarf ederek yaşamını devam ettirmesi söz konusu olacağından, zararın oluşacağının ve bu zararın asgari ücret düzeyinde bir zarar olacağının kabulü gerekmektedir.
Pasif dönem zararının hesaplanması sırasında esas alınan ücret, bir çalışmanın karşılığı değil, ekonomik bir değer taşıyan yaşamsal faaliyetlerin sürdürülmesinin karşılığıdır. Hal böyle olunca da ücretle fiilen çalışanlara uygulanmak için getirilen asgari geçim indiriminin ücretli bir çalışmanın söz konusu olmadığı pasif dönem zararının hesaplanmasında dikkate alınamayacağı açıktır. Zira asgari geçim indirimi ücretin eki olmadığından, tazminat alacaklarının hesaplanmasına esas ücrete dâhil edilemez. Pasif dönemde güç (efor) kaybına dayanan maddi zararın asgari geçim indirimi hariç bilinen son asgari ücret miktarı 1/Kn katsayısına göre her yıl %10 artırılmak ve %10 iskontoya tabi tutulmak ve daha fazla güç (efor) sarfına ilişkin tespit edilecek oran uygulanmak suretiyle hesaplanmalıdır.
Bu durumda; İdare Mahkemesince, öncelikle davacının olay nedeniyle güç kaybına uğrayıp uğramadığı araştırılarak güç kaybına uğradığının tespiti halinde; güç (efor) kaybı nedeniyle uğradığı maddi zararın yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda, beden gücü kaybına uğradıktan sonra çalıştığı dönemlerde yaptığı görevler de araştırılıp saptanarak, aktif çalışma dönemi ve pasif dönemi belirlenmek suretiyle, bilirkişi marifetiyle hesaplattırılması gerekirken, davacının maddi zararı bulunmadığı gerekçesiyle bu kısım yönünden davanın reddedilmesinde hukuki isabet görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin kısmen kabulüne, kısmen reddine; davalı idarenin temyiz isteminin reddine,
2. Davanın kısmen kabulüne kısmen reddine ilişkin temyize konu …İdare Mahkemesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararının, manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne, kısmen reddine ilişkin kısmının ONANMASINA; maddi tazminat isteminin reddine ilişkin kısmının BOZULMASINA,
3. Bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine,
4. 2577 sayılı Kanun’un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin birinci fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 15 (on beş) gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 28/09/2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.