Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2019/3222 E. , 2021/4579 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2019/3222
Karar No : 2021/4579
TEMYİZ EDEN TARAFLAR : 1- … Vergi Dairesi Başkanlığı
VEKİLİ : Av. …
2- … Beyaz Eşya Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi
(Eski Unvanı: … Beyaz Eşya Pazarlama Anonim Şirketi)
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararının temyizen incelenerek taraflarca aleyhlerine olan hüküm fıkralarının bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem : Davacı adına, 2016 hesap dönemine ilişkin olarak verilen kurumlar vergisi beyannamesi üzerine ihtirazi kaydın kabul edilmemesi suretiyle tahakkuk ettirilen kurumlar vergisinin 761.518,10 TL’lik kısmının kaldırılarak tecil faizi ile birlikte iadesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … Vergi Mahkemesince verilen … tarih ve E:… , K:… sayılı kararda; davacı şirket hakkında 2016 vergilendirme dönemi için beyanname ile birlikte sunulan ihtirazı kayıt dilekçesi dikkate alınmaksızın yapılan tahakkuk işleminin temel dayanağını 194 sayılı Gelir Vergisi Genel Tebliği’nde belirlenen koşulların oluşturduğu, bu koşulların ise Tebliğ’deki ifadelerin aksine konuyu düzenleyen esas hüküm ve söz konusu tebliğin de dayanağı olan 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunun 40/1. maddesinde yer almadığı; Tebliğ’de, Kanunun çizdiği çerçevenin dışına çıkılarak belgesiz giderlerin ilgili gider hesaplarında izlenmesi ve dönem sonunda kar/zarar hesabına aktarılması gibi ekstra koşulların öngörüldüğü, oysa Kanun, söz konusu götürü gider indiriminden faydalanacak mükellefler için herhangi bir muhasebe kaydı şartı aramaksızın saymak suretiyle gösterdiği dış ticaret alanlarında (ihracat, yurt dışında inşaat, onarma, montaj ve taşımacılık) faaliyet gösteren mükelleflerin, bu faaliyetlerini teşvik amacıyla sadece belirtilen faaliyetlerinden kaynaklanan hasılatları üzerinden binde beş oranını aşmamak kaydıyla götürü gider indiriminden faydalanabileceklerini düzenlediği, 194 sayılı Genel Tebliğ ise, bu hakkın kullanılmasına ilişkin olarak Kanunun hilafına verilen hakkı daraltıcı nitelikte fazladan koşullar öngördüğü bunun da hukuk devleti olmanın en temel esaslarından biri olan normlar hiyerarşisi ve hukuki güvenliğin tesisinde önemli bir yer alan kanuni idare ilkesi ile bağdaşmayacağı, dolayısıyla söz konusu Tebliğ’de belirtilen esaslar üzerine tanzim edildiği anlaşılan dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı ve 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun uyarınca, davacının davalı idareye yaptığı ödeme tarihinden hesaplanacak yasal faizin davacıya ödenmesine karar verilmiştir. Belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Bölge İdare Mahkemesince; istinaf başvurusuna konu Vergi Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve taraflarca ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDEN DAVACININ İDDİALARI : Tecil faizine hükmedilmemesinin 213 sayılı Vergi Usul Kanunun 112/4. maddesine aykırı olduğu, haksız yere tahsil edilen tutardan mahrum kalınan sürenin tamamı için tecil faizi ödenmesinin gerektiği belirtilerek, kararın faize ilişkin kısmı yönünden bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
TEMYİZ EDEN DAVALININ İDDİALARI :Davalı idare tarafından, götürü gider hesaplanabilmesi için öncelikle harcamanın yapılmış ve işletmenin malvarlığında bir azalmanın meydana gelmiş olması gerektiği, ayrıca gider hesaplarında düzenlenerek dönem sonunda kâr-zarar hesabına aktarılması gerektiği, götürü gider indiriminin mükelleflerin gerçek kazançlarının vergilendirilmesine imkan sağlayan bir düzenleme olduğu, bir istisna veya indirim düzenlemesi olmadığı ileri sürülmektedir.
DAVACININ SAVUNMASI : Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
DAVALININ SAVUNMASI : Cevap verilmemiştir.
TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz istemlerinin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
Davalı idarenin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü iddialar temyiz konusu kararın bozulmasını sağlayacak nitelikte bulunmamıştır.
Davacının faize ilişkin hüküm fıkrasına yönelik temyiz istemine gelince;
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun “Temyiz incelemesi üzerine verilecek kararlar” başlıklı 49. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde, kararda yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan maddi hatalar ile düzeltilmesi mümkün eksiklik veya yanlışlıklar varsa Danıştay’ın kararı düzelterek onayacağı hükme bağlanmıştır.
213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 112. maddesinin 4. fıkrasında, fazla veye yersiz olarak tahsil edilen vergilerin, fazla veya yersiz tahsilatın mükelleften kaynaklanması halinde düzeltmeye dair müracaat tarihi, diğer hallerde verginin tahsili tarihinden düzeltme fişinin mükellefe tebliğ edildiği tarihe kadar geçen süre için aynı dönemde 6183 sayılı Kanuna göre belirlenen tecil faizi oranında hesaplanan faiz ile birlikte, 120. madde hükümlerine göre mükellefe red ve iade edileceği, aynı maddenin 6. fıkrasında ise, “ihtirazi kayıtla beyan edilip ödendikten sonra yargı kararına göre iade edilip yine yargı kararı uyarınca tahsili gereken vergilere, iade tarihinden yargı kararının vergi dairesine tebliği tarihine kadar geçen süre için aynı dönemde 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanuna göre belirlenen tecil faizi oranında gecikme faizi hesaplanır” hükmü yer almıştır.
Dosyanın incelenmesinden, davacının tahakkuk ettirilen 761.518,10 TL kurumlar vergisi tutarının vergi dairesine ödendiği tarihten iade edileceği tarihe kadar geçen süre için hesaplanacak tecil faizi ile birlikte iadesini istediği halde, Mahkemece tahakkuk işleminin iptali ile davacının davalı idareye yaptığı ödeme tarihinden hesaplanacak yasal faizi ile birlikte davacıya iadesine karar verdiği görülmüştür.
Bu durumda, 213 sayılı Vergi Usul Kanunun yukarıda belirtilen madde hükmü uyarınca faizin yasal faiz değil tecil faizi oranında faiz olarak düzeltilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1.Tarafların temyiz istemlerinin reddine,
2.Temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararının vergi tahakkukuna ilişkin hüküm fıkrasının oybirliğiyle ONANMASINA,
3.Kararın faize ilişkin hüküm fıkrasının oyçokluğuyla DÜZELTEREK ONANMASINA,
4.Temyiz giderlerinin istemde bulunanlar üzerinde bırakılmasına,
5. 492 sayılı Harçlar Kanunu’na bağlı (3) sayılı Tarife uyarınca, … TL maktu karar harcından, varsa evvelce ödenen harcın mahsubundan sonra kalan harç tutarının temyiz eden davacıdan alınmasına,
6.2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın anılan Vergi Mahkemesine gönderilmesine, 27/09/2021 tarihinde karar verildi.
(X) KARŞI OY:
Davacı adına, 2016 takvim yılına ilişkin olarak ihtirazi kayıtla verilen kurumlar vergisi beyannamesi üzerine tahakkuk eden ve ödenen kurumlar vergisinin … TL’lik kısmının kaldırılması ve ödenen tutarın tecil faizi ile birlikte iadesi istemiyle açılmıştır.
Vergi Mahkemesi, dava konusu tahakkuk eden vergiyi kaldırmış, davacının tecil faiziyle iade isteminin reddine, ödenen tutarın 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun uyarınca, ödeme tarihinden hesaplanacak yasal faiziyle davacıya ödenmesine karar vermiş; karara yönelik tarafların istinaf başvuruları reddedilmiş; bu karar taraflarca temyize konu edilmiştir.
Davacının temyiz talebi, temyize konu kararın, haksız yere fazladan tahsil edildiği saptanan ve iadesine hükmedilen dava konusu verginin, ödeme tarihinden 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun’da öngörülen yasal faiz oranında faiz uygulanarak iadesine hükmedilmesine dair hüküm fıkrasına yöneliktir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun “Temyiz incelemesi üzerine verilecek kararlar” başlıklı 49. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) bendinde, temyiz incelemesinde Danıştayın, kararda yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan maddi hatalar ile düzeltilmesi mümkün eksiklik veya yanlışlıklar varsa kararı düzelterek onayacağı; (2) numaralı fıkrasının (b) bendinde ise hukuka aykırı karar verilmesinden dolayı kararı bozacağı kurallarına yer verilmiştir.
213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 112. maddesinin 6322 sayılı Kanun ile değişik (4) numaralı fıkrası ile bu fıkranın uygulanmasına ilişkin Kanunun geçici 29. maddesinde yer alan kural değerlendirildiğinde, uyuşmazlık konusu olayda Vergi Usul Kanunu’nun 112. maddesinin 6322 sayılı Kanun ile değişik (4) numaralı fıkrası uyarınca iadesine hükmedilen verginin tecil faiziyle birlikte iadesi gerektiği sonucuna varılmaktadır.
Bu durumda, haksız yere alınan vergi nedeniyle yoksun kalınan tutarın, Vergi Usul Kanunu’nun 112. maddesinin 6322 sayılı Kanun ile değişik (4) numaralı fıkrası uyarınca iadesine hükmedilen verginin, dava dilekçesindeki talep doğrultusunda, tecil faiziyle birlikte ilgilisine ödenmesi gerektiğinden, Mahkeme kararının, dava konusu edilen vergi üzerinden 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun’da öngörülen yasal faiz hesaplanması gerektiği yolundaki hüküm fıkrasına yönelik istinaf başvurusunu reddeden Vergi Dava Dairesi kararının buna ilişkin kısmında hukuka uygunluk bulunmamaktadır.
Bakılmakta olan davada, mahkeme kararı ile iadesine hükmedilen vergi üzerinden tecil faizine mi yoksa 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun uyarınca kanuni faize mi hükmedilmesi gerektiğine yönelik husus, Kanun’un 49. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) bendi uyarınca kararın düzeltilerek onanmasını gerektiren, “yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan maddi hata ile düzeltilmesi mümkün eksiklik veya yanlışlık” kapsamında maddi hata olarak değerlendirilebilecek bir husus olmayıp, anılan maddenin (2) numaralı fıkrasının (b) bendi uyarınca kararın bozulmasını gerektiren “hukuka aykırılık” kapsamında değerlendirilmesi gerektiği açıktır.
Açıklanan nedenle, davacının temyiz isteminin kabulü ile temyize konu kararın faize buna ilişkin hüküm fıkrasının bozulması gerektiği görüşüyle, Daire kararının faizin türünün düzeltilerek onanmasına dair kısmına katılmıyorum.