Danıştay Kararı İdari Dava Daireleri Kurulu 2019/2837 E. 2021/1579 K. 23.09.2021 T.

DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU         2019/2837 E.  ,  2021/1579 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2019/2837
Karar No : 2021/1579

TEMYİZ EDENLER : 1- (DAVACILAR) : I- …
II- …
III- …
VEKİLİ : Av. …
2- (DAVALI) :… Valiliği
VEKİLİ : Av. …
3-(DAVALI YANINDA MÜDAHİL) : … Turizm İnşaat Gayrimenkul Yat. Tic. A.Ş.
VEKİLİ: Av. …
DİĞER DAVALI : … Bakanlığı
VEKİLİ : …

İSTEMİN KONUSU : Danıştay Altıncı Dairesinin 12/06/2019 tarih ve E:2019/2509, K:2019/5502 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: İstanbul ili, Zeytinburnu ilçesi, … (…) Mahallesi, … ada, … parsel ve … ada, … parsel sayılı taşınmazlardaki davacıların hisselerinin satışına ilişkin İstanbul Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünün … tarih ve … sayılı işlemi ile anılan işlemin dayanağı olan 6306 sayılı Kanunun Uygulama Yönetmeliğinin 15. maddesinin 2. fıkrasının 3. cümlesindeki “..anlaşma şartlarını ihtiva eden teklif ile birlikte” ve “..ve teklifin” ibarelerinin, 15. maddesinin 13. fıkrasının, 15/A maddesinin 1. fıkrasının (a) bendindeki “..veya anlaşan maliklere ait sözleşme veya vekaletname örnekleri gibi belgeler” ibaresinin, 15/A maddesinin 1. fıkrasının (b) bendindeki “..ve anlaşma şartlarını ihtiva eden teklifin” ibaresinin, 15/A maddesinin 3. fıkrasının son cümlesindeki “.. Yapılan araştırmaya rağmen arsa payı satılacak malike ve adresine hiçbir şekilde ulaşılamaz ise satış işlemi gıyabında yapılır.” ibaresinin, 15/A maddesinin 11. fıkrasının 1. cümlesindeki “.. ve üçte iki çoğunluk ile alınan karar doğrultusunda yapılan sözleşmeyi ve yapılacak uygulamanın gerektirdiği diğer belgeleri imzalayacaklarını beyan etmeleri” ibaresinin, 3. cümlesindeki “komisyonca verilen süre içerisinde sözleşmenin ve diğer belgelerin anlaşan diğer malikler gibi şartsız ve şerhsiz olarak imzalanarak Müdürlüğe verilmesi halinde, satış işlemi geçersiz sayılır.” ibarelerinin iptali istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Altıncı Dairesinin 12/06/2019 tarih ve E:2019/2509, K:2019/5502 sayılı kararıyla;
Davacılardan … yönünden;
Uyuşmazlık konusu olayda, davacılardan …’un dava devam ederken dava konusu işlem gereğince satılacak arsa payını müdahil şirkete kendisinin sattığı ve satış işlemine konu başka arsa payının da bulunmadığı anlaşıldığından, dava konusu işlem ile güncel menfaat ilişkisi kalmaması nedeniyle adı geçen davacının subjektif dava açma ehliyetinin bulunmadığı sonucuna varıldığı,
Dava Konusu Yönetmelik kurallarının incelenmesi;
Normlar hiyerarşisi bağlamında, bir yasa hükmüne dayalı olarak hazırlanan yönetmelikler ile yasa hükümlerine açıklık getirilmesinin ve yasa hükümlerinin uygulamaya geçirilmesinin amaçlandığı,
Kanun koyucu tarafından idareye tanınan düzenleme yetkisinin başta kamu yararı olmak üzere hizmet gereklerine, hukuk devleti, hukuk güvenliği ve kazanılmış haklara riayet ilkelerine uygun olarak kullanılması gerektiği,
Afet riski altındaki yapıların iyileştirilmesi, tasfiyesi ve yenilenmesine ilişkin uygulamaların ivedilikle yapılmasının kamu yararına hizmet ettiği, fen ve sanat norm ve standartlarına uygun, sağlıklı ve güvenli yaşama çevrelerini teşkil etmek üzere afet riski altındaki alanlarda bulunan veya bu alanlar dışında olup da riskli olduğu tespit edilen yapıların yıkılarak yerine yenisinin yapılması sürecinde maliklerin haklarına zarar vermeden, ancak uygulamanın da sürüncemede kalmasına mahal vermeden iş ve işlemlerin yürütülmesinin hedeflendiğinin anlaşıldığı,
Bu durumda; kanun koyucu tarafından idareye tanınan düzenleme yetkisi uyarınca dava konusu Yönetmelik hükümlerinin öngörüldüğü normlar hiyerarşisine, dayanağı Kanun maddelerine ve sağlıklı bir çevrede yaşama hakkı ilkesine uygun olarak, kamu yararı ve hizmet gerekleri doğrultusunda düzenleme yapıldığı sonucuna ulaşıldığından, dava konusu Yönetmelik kurallarında hukuka aykırılık bulunmadığı,
Dava Konusu Uygulama İşlemi Yönünden;
İstanbul ili, Zeytinburnu ilçesi, … Mahallesi, … ada, … parsel sayılı taşınmazda davacıların paydaşı olduğu yapının da bulunduğu alanın, 06/02/2017 tarih ve 2017/9867 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile riskli alan ilan edildiği, riskli alanda yapılacak uygulamaya ilişkin en az üçte iki çoğunluk ile alınan karar doğrultusunda yapılan sözleşmeyi imzalamadıkları için paylarının 25/08/2017 günü, saat 10.00’da satışına ilişkin İstanbul Valiliği Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünün … tarih ve … sayılı işleminin tesis edildiği, bakılan davada bu işlemin iptalinin istenildiği, anılan işleme karşı başka malikler tarafından … İdare Mahkemesinde açılan E:… sayılı dosyada verilen 24/08/2017 tarihli yürütmeyi durdurma kararı uyarınca dava konusu işlemde belirtilen günde pay satışının gerçekleştirilemediği, bunun üzerine İstanbul Valiliği Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünce pay satışının 24-25 ve 26/10/2017 tarihlerinde yapılmasına ilişkin 05/10/2017 günlü işlemin tesis edildiği ve açık artırma suretiyle satış ihalesinin 24-25 ve 26/10/2017 tarihlerinde yapıldığı, öte yandan, pay satışı ihalesinin yapılmasının dayanağı olan Bakanlar Kurulunun 06/02/2017 tarih ve 2017/9867 sayılı riskli alan ilan edilmesine ilişkin kararının, kapatılan Danıştay Ondördüncü Dairesinin 15/01/2019 tarih E:2017/826, K:2019/81 sayılı kararıyla; “dava konusu alanın riskli alan ilan edilebilmesi için 6306 sayılı Kanun ve Uygulama Yönetmeliğinin öngördüğü koşulların detaylı bir teknik rapor ile oluşturulmadığı sonucuna ulaşıldığı” gerekçesiyle iptal edildiği anlaşılmaktadır.
Bu durumda, uyuşmazlık konusu taşınmazı da kapsayan alanı riskli alan olarak ilan eden Bakanlar Kurulu kararı, kapatılan Danıştay Ondördüncü Dairesinin anılan kararıyla iptal edildiğinden, riskli alan kapsamında kalan taşınmazların paydaşlarının en az üçte iki çoğunluk ile aldıkları karar doğrultusunda sözleşme imzalamayan davacıların paylarının satılmasına ilişkin dava konusu İstanbul Valiliği Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünün … tarih ve … sayılı işleminde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle,
Dava konusu 6306 sayılı Kanunun Uygulama Yönetmeliğinin iptali istenilen kuralları yönünden davanın reddine, İstanbul Valiliği Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünün … tarih ve … sayılı işleminin iptaline, davacılardan … yönünden ise davanın ehliyet yönünden reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : Hakkında davanın ehliyet yönünden reddine karar verilen davacı yönünden; her ne kadar davacı kendi iradesi ile arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesini imzalamış ise de bunun satış işlemi olarak nitelendirilmesinin mümkün olmadığı, Dairece bu şekilde değerlendirme yapılmasının hatalı olduğu, 6306 sayılı Kanun ve 6306 sayılı Kanun’un Uygulama Yönetmeliği uyarınca taşınmazın ihale yoluyla satışına engel olmak ve hak kaybına uğramamak için sözleşme imzalamayı kabul etmek zorunda kaldığı, dolayısıyla, subjektif dava açma ehliyetinin devam ettiği, dava konusu işlemin iptali yönündeki iradelerinin devam ettiği, sözleşmenin yapılmasına sebep olan riskli alan kararının ortadan kalkması halinde sözleşmenin hükümsüzlüğü yönünde yasal yollara başvurulacağı, Hakkında davanın esasına ilişkin karar verilen diğer davacılar tarafından; dava konusu Yönetmelik hükümlerinin hukuka aykırı olduğu, iptali istenilen ibarelerin 6306 sayılı Kanunda dayanağı olmadığı, söz konusu hükümler ile maliklerin baskı altında sözleşme yapmalarına sebep olunduğu, bu şekilde Anayasa ile güvence altına alınan sözleşme hürriyetinin ihlal edildiği, idarenin kamu gücünü çoğunluktan ve yükleniciden yana kullanarak idarenin objektifliği, eşit davranma ve adil davranma ilkesine, Anayasa ile güvence altına alınan mülkiyet hakkına aykırı hareket ettiği ancak kanun ile sınırlanabilecek bu hakların dava konusu Yönetmelik kuralları ile ölçülülük ve belirlilik ilkesine de uyulmadan sınırlandırıldığı belirtilerek davanın Yönetmelik hükümleri bakımından reddine karar verilen kısmının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

Davalı idarelerden İstanbul Valiliği ve davalı idareler yanında müdahil tarafından, savcı düşüncesinde; davacılardan … adına vekili Av. … ile düzenleme şeklinde arsa karşılığı inşaat sözleşmesi imzalandığı, davacılardan … ile ilgili olarak pay satışının gerçekleşmediği, … ile ilgili olarak iş ve işlemlerin devam ettiği, bu sebeple davacılardan … ve … tarafından anılan işlemin iptali istemiyle açılan davada söz konusu işlem hakkında karar vermeye olanak bulunmadığı, davacılardan … ile ilgili olarak ise; dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı yönünde görüş bildirildiği, bu görüşten de anlaşılacağı üzere dava konusu ihtilaf ortadan kalktığından davanın reddine karar verilmesi gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI : Davacı tarafından, savunma verilmemiştir.

Davalı idareler tarafından, Danıştay Altıncı Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuş olup, davalı idareler yanında müdahil tarafından savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’İN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin davanın ehliyet yönünden reddine ilişkin kısım yönünden kabulü ile Daire kararının bu kısım yönünden bozulması temyize konu diğer kısımlar yönünden ise anılan kararın onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden davalı idarelerden İstanbul Valiliği’nin yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin, gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
İstanbul ili, Zeytinburnu ilçesi, … Mahallesi sınırları içerisinde bulunan ve ekli kroki ile listede sınır ve koordinatları gösterilen alanın, 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanunun 2. maddesi uyarınca riskli alan ilan edilmesine ilişkin 06/02/2017 tarih ve 2017/9867 sayılı Bakanlar Kurulu kararı alınmış ve anılan karar 10/02/2017 tarih ve 29975 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.
Daha sonra anılan Bakanlar Kurulu Kararı uyarınca yapılan uygulama neticesinde riskli alanda payı bulunan malikler tarafından en az üçte iki çoğunlukla alınan karara katılmayan paydaşların, paylarının 25/08/2017 günü, saat 10.00’da satışına ilişkin İstanbul Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünün … tarih ve … sayılı işlemi tesis edilmiştir.
Temyizen incelenen dava, bu işlemin ve dayanağı Yönetmelik kurallarının hukuka aykırı olduğu iddialarıyla 16/08/2017 tarihinde açılmıştır.
Dava devam ederken, … İdare Mahkemesinde açılan E:… sayılı dosyada verilen 24/08/2017 tarihli yürütmeyi durdurma kararı uyarınca dava konusu işlemde belirtilen günde pay satışı gerçekleştirilememiş, bunun üzerine pay satışının 24-25 ve 26/10/2017 tarihlerinde yapılmasına ilişkin 05/10/2017 tarihli işlem tesis edilmiştir.
Öte yandan yine dava devam ederken, davacılardan … ile müdahil şirket … Tur. İnş. Gayrimenkul Yat. Tic. A.Ş. arasında 02/11/2017 günü Beyoğlu 25. Noterliğinde arsa karşılığı inşaat sözleşmesi imzalanmıştır. Davacılardan …’na muris eşi …’ndan intikal eden arsa payının satışına ilişkin 25/10/2017 tarihindeki ihalede arsa payını satın alan … tarafından satış bedelinin yatırılmaması nedeniyle pay satışı gerçekleşmemiştir. Davacılardan … ise satış sırasında anlaşmak için istediği sürede pay devri için Noterliğe gelmediğinden 6306 sayılı Kanunun Uygulama Yönetmeliğinin 15A/11.maddesi uyarınca satış işlemlerine devam edilmiştir.
Ayrıca, kapatılan Danıştay Ondördüncü Dairesince verilen 15/01/2019 tarih ve E:2017/826, K:2019/81 sayılı karar ile; Bakanlar Kurulunun dava konusu işlemin dayanağı olan … tarih ve … sayılı riskli alan ilanına ilişkin kararı iptal edilmiştir.

İLGİLİ MEVZUAT :
2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın İkinci Kısmında Temel Hak ve Ödevler düzenlenmiş, Birinci Bölümünde Genel Hükümler belirlenmiş, bu Bölümde yer alan “Temel Hak ve Hürriyetlerin Sınırlanması” başlıklı 4709 sayılı Kanun ile değişik 13. maddesinde; “Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasa’nın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.” hükmüne yer verilmiş, İkinci Bölümde Kişinin Hakları ve Ödevleri arasında yer verilen “mülkiyet hakkı” ise 35. maddesinde sayılmış ve bu hak; “Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz.” şeklinde düzenlemeye konu edilmiştir.
20/03/1952 tarihinde kabul edilen İnsan Haklarının ve Temel Özgürlüklerinin Korunmasına İlişkin Sözleşmeye Ek 1 Nolu Protokol Türkiye tarafından 19/03/1954 tarihinde onaylanmıştır. Anılan Protokol’ün “Mülkiyetin Korunması” başlıklı 1. maddesinde; “Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Herhangi bir kimse, ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir. Yukarıdaki hükümler, devletlerin, mülkiyetin kamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya da başka katkıların veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekli gördükleri yasaları uygulama konusunda sahip oldukları hakka halel getirmez.” kuralı yer almıştır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 2. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde; iptal davaları; idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılan davalar olarak tanımlanmıştır.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Temyize konu kararın, hakkında davanın ehliyet yönünden reddine karar verilen …’a ilişkin kısmı yönünden;
Yukarıda metnine yer verilen 2577 sayılı Kanun’un 2. maddesinde yer alan ve iptal davasının subjektif ehliyet koşulu olan “menfaat ihlali” kavramı doktrin ve içtihatlarda dava konusu işlemle davacı arasında kurulan kişisel, meşru, güncel bir menfaat ilişkisi olarak tanımlanmaktadır. Sözü edilen menfaat ilişkisinin varlığı ve sınırları her olayda yargı yerince uyuşmazlığın niteliğine göre belirlenmektedir.
Yargısal denetim amacıyla her idari işleme karşı herkes tarafından iptal davası açılmasının idari işlemlerde istikrarsızlığa neden olmaması ve idarenin işleyişinin bu yüzden olumsuz etkilenmemesi için, dava konusu edilecek işlem ile dava açacak kişi arasında belli ölçüler içinde menfaat ilişkisi bulunması koşuluna ihtiyaç vardır.
İptal davası açılabilmesi için gerekli olan menfaat ilişkisi kişisel, meşru, güncel bir menfaatin bulunması halinde gerçekleşecektir. Başka bir anlatımla, iptal davasına konu olan işlemin davacının menfaatini ihlal ettiğinden söz edilebilmesi için, davacıyı etkilemesi, yani davacının kişisel menfaatini ihlal etmesi, işlem ile davacı arasında ciddi ve makul bir ilişkinin bulunması gerekmektedir.
İptal davalarında, dava konusu işlemin davacının menfaatini ihlal ettiğinin saptanması davacının bu davada ehliyetinin (subjektif ehliyetinin) bulunduğu, dolayısıyla davanın esasının incelenmesine geçilebileceği sonucunu yaratmaktadır.
Yukarıda yer verilen açıklamalar çerçevesinde dosyada bulunan bilgi ve belgelerin incelenmesinden; dava konusu Bakanlar Kurulu kararıyla riskli alan ilan edilen alanda, müdahil şirketin 2/3 çoğunluğa sahip olduğu, müdahil şirketin bu çoğunluk hakkına dayanarak, alandaki diğer taşınmazların, 6306 sayılı Kanun ve Uygulama Yönetmeliği gereği ihale yoluyla satışının sağlanması için gerekli girişimlerde bulunduğu, davacılardan …’un ise, taşınmazlarının ihale yoluyla satışına engel olmak ve olası bir hak kaybına uğramamak adına müdahil şirket ile arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi imzaladığı, mevcut durumun gerçek iradesini yansıtmadığı, her ne kadar, davacılar ile müdahil şirket arasında düzenlenen arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin 7. maddesinde; “İş bu sözleşmenin taraflarca imzalanmasının ardından arsanın mülkiyetinin tamamı yükleniciye devredilecektir.” şeklinde düzenleme var ise de, davacı vekilince sunulan tapu kayıtları ve UYAP sistemi üzerinde TAKBİS kayıtlarının incelenmesinden, sözleşmeye konu taşınmazların mülkiyetinin, davacılar tarafından yüklenici (müdahil) şirkete devredilmediği anlaşılmaktadır.
Dolayısıyla, adı geçen davacının yüklenici ile sözleşme imzaladığı görülse de, beyanlarından, dava dosyasındaki bilgi ve belgelerden ve yapılan incelemelerden; dava konusu işlemin davacının menfaatini ihlal etmeye devam ettiği ve davacının söz konusu taşınmazın halen maliki olduğu anlaşıldığından subjektif dava açma ehliyetinin varlığının devam ettiğinin kabulü gerekmektedir.
Bu durumda, davacının ehliyetli olduğu sonucuna ulaşıldığından, işin esasına girilerek bir karar verilmesi gerekirken davanın ehliyet yönünden reddi yolunda verilen Daire kararının bu kısmında hukuki isabet görülmemiştir.
Dava konusu Yönetmelik kuralları ve bireysel işlem yönünden;
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan;
“a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması” sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen kararın, dava konusu bireysel işlemin iptaline ilişkin kısmı ile dava konusu Yönetmelik kuralları bakımından davanın reddine ilişkin kısmı usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bu kısımlarının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacılardan, …’un temyiz isteminin kabulüne,
2. Danıştay Altıncı Dairesinin temyize konu 12/06/2019 tarih ve E:2019/2509, K:2019/5502 sayılı kararının davacılardan … hakkında davanın ehliyet yönünden reddine ilişkin kısmının BOZULMASINA,
3. Diğer davacılar ile davalı idarelerden İstanbul Valiliği ve davalı idareler yanında müdahilin temyiz istemlerinin reddine,
4. Anılan kararın 6306 sayılı Kanunun Uygulama Yönetmeliğinin iptali istenilen kuralları yönünden davanın reddine, İstanbul Valiliği Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünün … tarih ve … sayılı işleminin iptaline ilişkin kısımlarının ONANMASINA,
4. Bozulan kısım yönünden yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Daireye gönderilmesine,
5. Kesin olarak, 23/09/2021 tarihinde oybirliği ile karar verildi.