Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2014/23699 E. 2014/25854 K. 29.09.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/23699
KARAR NO : 2014/25854
KARAR TARİHİ : 29.09.2014

MAHKEMESİ : Ankara 2. İş Mahkemesi
TARİHİ : 09/11/2012
NUMARASI : 2012/756-2012/841

Hüküm süresi içinde davalı A.. Rehberlik ve Müşteri Hizmetleri A. Ş. Avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili; davacının A.. Rehberlik ve Müşteri Hizmetleri A.Ş.’nin alt işveren, davalı şirketin ise asıl işveren olarak gözüktüğü T.. T.. Operatörlü Çağrı Merkezi işyerinde 04.05.2009 tarihinde itibaren çalışmaya başladığı, başlangıçtan itibaren T.. T.. işçisi olarak kabul edilmesinin gerektiğini, işverence tutulan dokuz tutanağa istinaden ve çalışma düzenine aykırı davranışlar göstermesi, geç girip erken çıktığı ve son olarak da arıza ekibinin numarasını verdiği iddiasıyla iş sözleşmesinin 12.06.2012 tarihinde sona erdirildiğini, açıklanan sebeplerle, haklı bir sebebe dayanmayan fesih işleminin geçersizliğinin tespitini ile davacının işine iadesine ve diğer kanuni haklarının belirlenmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı T.. T.. A.Ş. vekili, davalı şirket ile davacı arasında iş ilişkisi bulunmadığını, davacının işverenin A.. Rehberlik ve Müşteri Hizmetleri A.Ş. olduğunu, bu sebeple davanın öncelikle husumetten reddini talep ettiklerini savunmuştur.
Davalı A.. A.Ş. vekili ise, davacı hakkında daha önceki tarihlerde sekiz ayrı tutanak tutulduğunu, son olarak 07.06.2012 tarihli dokuz ve son tutanak ile davacının arıza kaydı bırakan müşteriye daha önceden verilmemesi gerektiği bildirilmesine rağmen saha ekibinin numarasını verdiğinin tespit edilmesi üzerine savunma istendiğini, müvekkilinin, son tutanağa kadar iyi niyetini sürdürdüğünü her seferinde davacıyı çalışma kurallarına iş disiplinine ve ahlakına uygun davranması hususunda uyardığını, 9. tutanağın tutulmasından sonra ise davacının savunmasının alınmasından sonra iş sözleşmesinin feshedildiğini, feshin haklı sebeplere dayandığını ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, Yargıtay 9. Hukuk dairesinin “Ticaret, Büro, Eğitim ve Güzel Sanatlar İş Koluna “girdiğinin tespitine dair verilen kararı da nazara alınarak asıl işin bölünerek alt işverene verildiğinin kabul edilemeyeceği, davalı A.Rehberlik ve Müşteri Hizmetleri A.Ş’nin diğer davalı T.. T.. A.Ş’den ayrı bir adreste (Anafartalar cad. A.. Sk. No:.. Ulus/Ankara) faaliyet göstermesi sebebi ile davada T.. T.. A.Ş’nin husumetinin bulunmadığına, fesih sebebi yönünden ise davacının, çağrı kaydı bırakan müşteriye saha ekibinin telefon numarasını bildirdiğinden bahisle savunması istenmiş ise de, bu yönden yazılı bir talimat, uyarı bulunmadığı gibi iş sözleşmesinde ve davacı tarafından imzalanan “müşteri hizmetleri, çalışma prensipleri”nde de bir açıklık bulunmadığı, diğer sebepler yönünden ise makul sürenin geçtiği değerlendirilerek davalı Assistt aleyhine açılan davanın kabulü ile, feshin geçersizliğine karar verilmiştir.
Temyiz:
Karar süresi içerisinde davalı A.. Rehberlik ve Müşteri Hizmetleri A.Ş. tarafından temyiz edilmiştir.
Gerekçe:
Taraflar arasında iş sözleşmesinin feshinin geçerli sebebe dayanıp dayanmadığı uyuşmazlık konusu olup, normatif dayanak 4857 sayılı İş Kanunu’nun 18. ve devamı maddeleridir.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 18. maddesi işverene, işçinin davranışlarından ve yeterliliğinden kaynaklanan sebeplerle iş sözleşmesini feshetme yetkisi vermiştir. İşçinin davranışlarından kaynaklanan fesihte takip edilen amaç, işçinin daha önce işlediği iş sözleşmesine aykırı davranışları cezalandırmak veya yaptırıma bağlamak değil; onun sözleşmesel yükümlülükleri ihlale devam etmesi, tekrarlaması ihtimalinden kaçınmaktır. İşçinin davranışları sebebiyle iş sözleşmesinin feshedilebilmesi için, işçinin iş sözleşmesine aykırı, sözleşmeyi ihlal eden bir davranışının varlığı gerekir. İşçinin kusurlu davranışı ile sözleşmeye aykırı davranmış ve bunun sonucunda iş ilişkisi olumsuz bir şekilde etkilenmişse işçinin davranışından kaynaklanan geçerli bir fesih söz konusu olur. Buna karşılık, işçinin kusur ve ihmaline dayanmayan sözleşmeye aykırı davranışlarından dolayı işçiye bir sorumluluk yüklenemeyeceğinden işçinin davranışlarından kaynaklanan geçerli fesih sebebinden de bahsedilemez.
İşçinin davranışlarından ve yeterliliğinden kaynaklanan sebepler, aynı Kanun’un 25. maddesinde belirtilen sebepler yanında, bu nitelikte olmamakla birlikte, işyerlerinde işin görülmesini önemli ölçüde olumsuz etkileyen sebeplerdir. İşçinin davranışlarından veya yetersizliğinden kaynaklanan sebeplerde, iş ilişkisinin sürdürülmesinin işveren açısından önemli ve makul ölçüler içinde beklenemeyeceği durumlarda, feshin geçerli sebeplere dayandığını kabul etmek gerekecektir.
İşçinin davranışlarına dayanan fesih, her şey den önce, iş sözleşmesinin işçi tarafından ihlal edilmesini şart koşmaktadır. Bu itibarla, önce işçiye somut olarak hangi sözleşmesel yükümlülüğün yüklendiği belirlendiği, daha sonra işçinin, hangi davranışı ile somut sözleşme yükümlülüğünü ihlal ettiğinin eksiksiz olarak tespit edilmesi gerekir. Daha sonra ise, işçinin isteseydi yükümlülüğünü somut olarak ihlal etmekten kaçınabilip kaçınamayacağının belirlenmesi gerekir. İşçinin somut olarak tespit edilmiş sözleşme ihlali sebebiyle işverenin işletmesel menfaatlerinin zarar görmüş olması şarttır.
Geçerli fesih sebebinden bahsedilebilmesi için, işçinin sözleşmesel yükümlülüklerini mutlaka kasıtlı ihlal etmesi şart değildir. Göstermesi gereken özen yükümlülüğünün ihlal edilerek ihmali davranış ile ihlali yeterlidir. Buna karşılık, işçinin kusuruna dayanmayan davranışları, kural olarak işverene işçinin davranışlarına dayanarak sözleşmeyi feshetme hakkı vermez. Kusurun derecesi, iş sözleşmesinin feshinden sonra iş ilişkisinin arz edebileceği olumsuzluklara ilişkin yapılan tahminî teşhislerde ve menfaatlerin tartılıp dengelenmesinde rol oynayacaktır.
İşçinin iş sözleşmesini ihlal edip etmediğinin tespitinde, sadece asli edim yükümlülükleri değil; kanundan veya dürüstlük kuralından doğan yan edim yükümlülükleri ile yan yükümlerin de dikkate alınması gerekir. Sadakat yükümü, sözleşmenin taraflarına sözleşme ilişkisinden doğan borçların ifasında, karşı tarafın şahsına, mülkiyetine ve hukuken korunan diğer varlıklarına zarar vermeme, keza sözleşme ilişkisinin kapsamı dışında sözleşme ile güdülen amacı tehlikeye sokacak özellikle karşılıklı duyulan güveni sarsacak her türlü davranıştan kaçınma yükümlülüğünü yüklemektedir.
Somut olayda; her ne kadar davacı işçi mahkemece işe iade edilmiş ise de, davalı tarafça dosyaya ibraz edilen çok sayıda tutanağa göre, davacının işe geç gelme ve işten erken çıkma durumunun, iş sözleşmesine aykırılık teşkil eden müşteri ile olumsuz iletişiminin tespit edildiği, davacı tarafça verilen savunmaların fiillerin tekrarlandığı gözlendiğinde inandırıcılığını yitirdiği, en son olarak da kendisine verilen eğitim başlıkları ve işveren şirketin genel iş alanına dair prensiplerden olan bilgi paylaşılmaması kapsamında saha ekibinin telefon numarasını müşteriye vermek suretiyle ihlalde bulunduğu anlaşılmaktadır. Davacının bu eylemleri iş yürütümünü bozucu nitelikte olup davalı işverenin bu işçiyle çalışmaya devam etmesi beklenemez kılarak fesih için geçerli sebep teşkil etmektedir. Yukarıdaki açıklamalar ışığında mahkemece, davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile kabulüne karar verilmesi hatalıdır.
Sonuç: Belirtilen sebeplerle, 4857 sayılı Kanun’un 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda belirtilen sebeplerle;
1-Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2-Davanın REDDİNE,
3-Karar tarihi itibariyle alınması gerekli olan 25,20 TL karar ve ilam harcından, peşin alınan 24,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 0,90 TL karar ve ilam harcının davacıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,
4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 290,00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 1.500,00 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
6-Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davalılara iadesine, kesin olarak 29.09.2014 tarihinde oybirliği ile karar verildi.