Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2014/25559 E. 2014/25906 K. 29.09.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/25559
KARAR NO : 2014/25906
KARAR TARİHİ : 29.09.2014

MAHKEMESİ : Ankara 9. İş Mahkemesi
TARİHİ : 18/06/2014
NUMARASI : 2014/197-2014/334

Hüküm süresi içinde taraflar avukatlarınca temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı vekili, müvekkilinin iş sözleşmesinin haklı ve geçerli sebebe dayanılmadan feshedildiğini ileri sürerek feshin geçersizliğine ve davacının işe iadesine, buna bağlı kanuni haklarının belirlenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, iş sözleşmesinin 4857 sayılı İş Kanunu’nun 25/II maddesi uyarınca haklı sebeple feshedildiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece fesih bildiriminde sebep gösterilmediği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hüküm, davacı ve davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, fesih bildiriminde fesih sebebinin açıkça gösterilmemesi sebebiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de bu gerekçe dosya kapsamına uymamaktadır.
4857 sayılı Kanun’un 19. maddesinde “Hakkındaki iddialara karşı savunmasını almadan bir işçinin belirsiz süreli iş sözleşmesi, o işçinin davranışına veya verimi ile ilgili sebeplerle feshedilemez. Ancak, işverenin 25. maddenin (II) numaralı bendi şartlarına uygun fesih hakkı saklıdır.” düzenlemesi karşısında davacının iş sözleşmesi 4857 sayılı Kanun’un 25/II maddesine göre iş sözleşmesi derhal feshedildiğinden, fesih öncesi davacının savunmasının alınması gerekmediği gibi, fesih bilidiriminin de yazılı şekile yapılması ve işçiye fesih gerekçesinin bildirilmesi zorunlu değildir.
Mahkemenin gerekçesi hatalı ise de davalı işverence haklı fesih nedenleri ispat edilemediğinden karar sonucu itibariyle doğru olduğundan, davalı vekilinin temyiz itirazları yerinde değildir.
Ancak, 4857 sayılı Kanun’un 21. maddesinin birinci fıkrasında işe başlatmama tazminatının alt ve üst sınırları gösterilmiş olup: söz konusu tazminatın belirtilen sınırlar arasında işçinin kıdemi, fesih sebebi gibi olgular dikkate alınarak belirlenmesi gerekir.
Dosya içeriğine göre söz konusu tazminatın davacının dört aylık ücreti tutarı olarak belirlenmesine karar verilmesi hatalıdır. Fesih sebebine ve davacının çalışma süresine göre davacının beş aylık ücreti tutarı olarak belirlenmesi dosya içeriğine uygun düşecektir.
Belirtilen sebeplerle, 4857 sayılı Kanun’un 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda belirtilen sebeplerle:
1-Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2-İşverence yapılan FESHİN GEÇERSİZLİĞİNE ve davacının İŞE İADESİNE,
3-Davacının kanuni sürede işe başvurmasına rağmen, işverenin süresi içinde işe başlatmaması halinde ödenmesi gereken tazminat miktarının işçinin beş aylık ücreti olarak belirlenmesine,
4-Davacının işe iade için işverene süresi içinde başvurması halinde hak kazanılacak olan ve kararın kesinleşmesine kadar doğmuş bulunan en çok dört aylık ücret ve diğer haklarının davacıya ödenmesi gerektiğinin belirlenmesine,
5-Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
6-Davacı vekille temsil edildiğinden, karar tarihinde yürürlükte olan tarifeye göre 1.500,00 vekâlet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine,
7-Davacı tarafından yapılan 77,20 yargılama giderinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, davalının yaptığı yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,
8-Peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, kesin olarak 29.09.2014 tarihinde oybirliği ile karar verildi.