Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2020/2996 E. , 2021/4226 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2020/2996
Karar No : 2021/4226
TEMYİZ EDENLER (DAVACILAR) : 1- … adına velayeten
kendi adlarına asaleten …
ve …
2- …
3- …
VEKİLLERİ : Av. …, Av. …
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Bakanlığı / ANKARA
VEKİLLERİ : Huk. Müş…., Huk. Müş. Av. …
TEMYİZ EDEN MÜDAHİL
(DAVALI YANINDA) : …
VEKİLİ : Av. …
MÜDAHİL (DAVALI YANINDA) : …
VEKİLİ : Av.
İSTEMLERİN_KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdare Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının, davacılar, davalı idare ve davalı yanında müdahillerden … tarafından, aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacılar yakını …’in başvurduğu Bursa Şevket Yılmaz Eğitim ve Araştırma Hastanesinde hatalı ve eksik tedavi uygulanması nedeniyle vefat ettiği, sağlık hizmetlerinin tam olarak sunulmadığı, görevli doktorların görevlerini kötüye kullandığı, görevlerini ihmal ettikleri, gaita numunesi verilemediğinden birtakım evraklar imzalatılarak evine gönderildiği, vefat ettiği 16/06/2015 tarihinde hastanenin acil servisinde dört saat bekletildiği, bu süreden sonra durumunun ağırlaşması üzerine görevli doktor tarafından müdahalede bulunulmak istendiği ancak geç kalındığı, önceden hiçbir rahatsızlığı bulunmadığı ileri sürülerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla anne … için 2.000,00 TL maddi ve 200.000,00 TL manevi, baba … için 2.000,00 TL maddi ve 200.000,00 TL manevi, kardeş … için 2.000,00 TL maddi ve 200.000,00 TL manevi, kardeş … için 2.000,00 TL maddi ve 200.000,00 TL manevi, kardeş … için 2.000,00 TL maddi ve 200.000,00 TL manevi olmak üzere toplam 1.000.000,00 TL manevi, 10.000,00 TL maddi tazminatın 16/06/2015 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; olaya yönelik olarak Adli Tıp 1. İhtisas Kurulu tarafından hazırlanan … tarih ve … sayılı rapor, Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi öğretim üyelerinden oluşan bilirkişi heyeti tarafından hazırlanan 10/11/2016 tarihli rapor ve Uludağ Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı öğretim üyeleri tarafından hazırlanan 01/02/2018 tarihli rapora göre, idarenin ihmal ve kusuru bulunmadığından, davacılar tarafından uğranıldığı ileri sürülen maddi zararın idare hukuku ilkeleri uyarınca tazmininin mümkün olmadığı, her ne kadar alınan raporlarda, yapılan otopsideki bulgulara da dayanılarak çocuğun ölümüne sebep olan miyokardit hastalığının tanısının konulmasının zor olduğu ve küçüğün rahatsızlığının kötüleşmeye başladığı ve vefat ettiği süre arasının da çok kısa olduğu yönündeki tespitler karşısında meydana gelen ölüm olayı ile sunulan sağlık hizmeti kapsamındaki tıbbi uygulamalar arasında illiyet bağı kurulamamış ise de, müteveffanın şikayetleri sebebiyle üç gün boyunca aynı hastaneye gidip geldiği, son olarak geldiği 16/06/2015 tarihinde 17:57 saati itibarıyla ileri tetkik ve tedavi için gerekli kuruma sevkine karar verildiği, sevk için yaklaşık iki buçuk saat beklediği, sonuç olarak vefat ettiği görüldüğünden, bu beklemenin ve neticede ölümün davacılarda, sağlık hizmetinin gerektiği gibi yürütülmediği yönünde endişe ve üzüntüye yol açtığı anlaşıldığından, davacıların duydukları acı ve üzüntünün kısmen de olsa hafifletilmesi amacı ve manevi tazminatın zenginleşme aracı olamayacağı ilkesi de gözetilerek manevi tazminat isteminin, müteveffa …’in annesi … için 100.000,00 TL, babası … için 100.000,00 TL, kardeşi … için 50.000,00 TL, kardeşi … için 50.000,00 TL, kardeşi … için 50.000,00 TL olmak üzere toplam 350.000,00 TL’lik kısmının kabulüne, fazlaya dair kısmının reddine karar vermek gerektiği gerekçesiyle, maddi tazminat isteminin reddine, manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi … İdare Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu … İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu belirtilerek taraflarca yapılan istinaf başvurularının reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ_EDENLERİN_İDDİALARI : Davacılar tarafından, dava konusu olayda sağlık hizmetinin tıbbi esaslara uygun biçimde ve hizmetin gerektirdiği yeterliliğe sahip personelle sunulmadığı, teşhis ve tedavide hatalı ve kusurlu davranıldığı, doğru teşhis konulamadığından tedavisinin gerçekleştirilemediği, görevli doktor tarafından hastanın hastaneye yatırılmak istenilmesine rağmen taraflarının bu durumu kabul etmediği ileri sürülmüş ise de, bu durumun kabulünün mümkün olmadığı, gaita numunesi verilmediğinden bahisle bir takım evrakların imzalatıldığının söylenildiği, mevzuatın öngördüğü açıklamanın yapılmadığı, olayda mesleğin gerektirdiği ihtimam ve özenin gösterilmediği, bu suretle aydınlatma ve tıbbi özen gösterme yükümlülüğüne riayet edilmediği, hükmedilen manevi tazminatın duyulan elem ve ızdırap karşısında çok düşük olduğu ileri sürülmektedir.
Davalı idare tarafından, olayda davalı idare ve personelinin kusur, ihmal veya hatasının bulunmadığı, olaya yönelik olarak alınan bilirkişi raporlarında da bu hususun açıkça belirtildiği, manevi tazminata ancak ağır hizmet kusurunun bulunması halinde hükmedilebileceği, hizmet kusurunun dahi bulunmadığı olay dolayısıyla davalı idare aleyhine tazminata hükmedilemeyeceği, talep edilen tutarın fahiş olduğu ileri sürülmektedir.
Davalı yanında müdahillerden Hayrettin Karademir tarafından, olayda hizmet kusuru bulunmadığından manevi tazminata hükmedilemeyeceği, hizmet kusuru bulunmadığı hususunun alınan bilirkişi raporlarıyla sabit olduğu ileri sürülmektedir.
TARAFLARIN_SAVUNMALARI : Davacılar tarafından; dosya bir bütün olarak incelendiğinde, davalı idarenin, sağlık hizmetinin tıbbi esaslara uygun biçimde ve hizmetin gerektirdiği yeterliliğe sahip personelle sunulmasını sağlayamadığı, doğru teşhis konulamadığından tedavinin gerçekleştirilemediği, aydınlatma ve tıbbi özen gösterme yükümlülüğüne aykırı davranıldığı, hükmedilen manevi tazminatın yüksek olmadığı, davalı idare ile müdahilin temyiz istemlerinin reddi gerektiği savunulmaktadır.
Davalı idare tarafından; olaya yönelik olarak alınan bilirkişi raporlarında, davalı idare ve personelinin kusur veya ihmalinin bulunmadığının açıkça belirtildiği, davalı idarenin bir organizasyon hatası olduğuna dair bir tespite de yer verilmediği, dava konusu olayda tazmini gerektirici bir hususun bulunmadığı, hizmet kusurunun dahi bulunmadığı olay dolayısıyla davalı idare aleyhine tazminata hükmedilemeyeceği, davacıların temyiz istemlerinin reddi gerektiği savunulmuş olup, davalı idare yanında müdahiller tarafından savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz istemlerinin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden davalı idarenin yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin işin gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Davacılar yakını …’in, 13/06/2015 tarihinde öksürük şikayeti ile Bursa Şevket Yılmaz Eğitim ve Araştırma Hastanesi acil servisine başvurduğu, yapılan tetkikler neticesinde enfektif olmayan gastroenterit, kolit teşhisi konularak beş adet enjeksiyon ilaç reçete edilerek evine gönderildiği, ilaçları kullanmasına rağmen rahatsızlığının geçmemesi ve şikayetlerine kusma ve ateş de eklenmesi üzerine 15/06/2015 tarihinde aynı hastaneye tekrar başvurduğu, acil serviste görevli doktor … tarafından idrar, gaita tahlili ve röntgen istenildiği, röntgenin çekildiği, idrar tahlili için gerekli numunenin verildiği, gaita numunesinin verilememesi sonrasında annesi tarafından tedavinin kabul edilmediği yönündeki evrak imzalanmak suretiyle eve gönderildiği, rahatsızlığının artması üzerine 16/06/2015 tarihi saat 17:00 sıralarında yine aynı hastaneye 112 ambulansla geldiği, acil serviste görevli doktor Hayrettin Karademir tarafından yapılan muayene sonrasında intravenöz sıvı tedavisine başlanarak EKG tetkikinin istendiği, EKG sonucunda anormallik tespit edilmesi sebebiyle saat 17:57 sıralarında çocuk kardiyoloji uzmanı bulunan Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi çocuk yoğun bakım ünitesine sevkine karar verildiği, hastanın sevkinin sağlanacağı esnada durumunun kötüleşmesi üzerine acil servisten yoğun bakım ünitesine alındığı, yapılan müdahalelere rağmen saat 20:20’de vefat ettiği, davacılar tarafından da, müteveffanın yanlış tedavi, ilgisizlik, gerekli dikkat ve özenin gösterilmemesi sonucu öldüğü iddialarıyla zararlarının tazmini istemiyle 28/12/2015 tarihli dilekçe ile davalı idareye yapılan başvurunun zımnen reddi üzerine bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmış, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 2/1-b maddesinde ise, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, idari dava türleri arasında sayılmıştır.
Genel anlamı ile tam yargı davaları, idarenin faaliyetlerinden ötürü, hakları zarara uğrayanlar tarafından idare aleyhine açılan tazminat davalarıdır. Bu tür davalarda mahkeme, hem olayın maddi yönünü, başka bir ifadeyle zararı doğuran işlem veya eylemleri, hem de bundan çıkabilecek hukuki sonuçları tespit edecektir.
İdare kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.
Tam yargı davalarında, öncelikle zarara yol açtığı öne sürülen idari işlem veya eylemin hukuka uygunluğunun denetlenmesi esas alındığından, olayın oluşumu ve zararın niteliği irdelenip, idarenin hizmet kusuru olup olmadığının araştırılması, hizmet kusuru yoksa kusursuz sorumluluk ilkelerinin uygulanıp uygulanmayacağının incelenmesi, tazminata hükmedilirken de her halde sorumluluk sebebinin açıkça belirtilmesi gerekmektedir.
İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmekte ve idarenin tazmin yükümlülüğünün doğmasına yol açmaktadır. Bu bağlamda hizmet kusuru, özel hukuktaki anlamından uzaklaşarak nesnelleşen, anonim bir niteliğe sahip, bağımsız karakteri olan bir kusurdur. Hizmet kusurundan dolayı sorumluluk, idarenin sorumluluğunun doğrudan ve asli nedenini oluşturmaktadır.
Diğer taraftan, idarelerin kamu hizmetlerinin gereği gibi işlemesini sağlayacak organizasyonları yaparak yeterli araç ve gereçle donatılmış bina, tesis ve araçlarda hizmetin özelliğine uygun olarak seçilen ve yetişmiş personelle hizmeti yürütmek yükümlülüğünün bulunduğu da tartışmasızdır.
Zarar gören kişinin hizmetten yararlanan durumunda olduğu ve hizmetin riskli bir nitelik taşıdığı sağlık hizmetinde, idarenin tazmin yükümlülüğünün doğması için; zararın, idarenin hizmet kusuru sonucu meydana gelmiş olması gerekmektedir.
A) TEMYİZ İSTEMİNE KONU BÖLGE İDARE MAHKEMESİ KARARININ, İDARE MAHKEMESİ KARARININ DAVANIN REDDİNE İLİŞKİN KISMI YÖNÜNDEN İNCELENMESİ:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen kararın, İdare Mahkemesi kararının davanın reddine ilişkin kısmına karşı yapılan istinaf başvurularının reddine yönelik kısmı usul ve hukuka uygun olup, dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bu kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
B) TEMYİZ İSTEMİNE KONU BÖLGE İDARE MAHKEMESİ KARARININ, İDARE MAHKEMESİ KARARININ DAVANIN KABULÜNE İLİŞKİN KISMI YÖNÜNDEN İNCELENMESİ:
Olaya yönelik olarak, Bursa Cumhuriyet Başsavcılığınca ilgililer hakkında başlatılan ceza soruşturması kapsamında Adli Tıp 1. İhtisas Kurulu tarafından hazırlanan … tarih ve … sayılı raporda özetle, “kişinin ölümünün myokardit ve gelişen komplikasyonlar sonucu meydana geldiği, kişiye ait grafilerin değerlendirilmesinde, 15/06/2015 tarihli 23:48 de çekilen PA Ac grafisinde, her iki akciğer bazallerde bronkovaskuler izlerde artış, hafif kardiyomegali tespit edildiği dikkate alındığında, … belirgin kardiyomegali izlenmediği, kişide otopside tespit edilen myokardit hastalığının tanısının konulmasının zor bir hastalık olduğu cihetle kişiye uygulanan tetkik ve tedavilerin tıp kurallarına uygun olduğu, kişinin tedavisine katılan hekim ve sağlık personeline atfı kabil kusur bulunmadığı” yönünde; ceza soruşturması neticesinde alınan kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yapılan itiraz kapsamında … Sulh Ceza Hakimliğince soruşturmanın genişletilmesine karar verilmesi sonrasında Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi öğretim üyelerinden oluşan bilirkişi heyeti tarafından hazırlanan 10/11/2016 tarihli raporda özetle, “hastanın ölüm nedeni olarak otopside miyokardit saptandığı, miyokarditin genellikle viral enfeksiyonlara bağlı gelişen, klinik olarak üst solunum yolu enfeksiyonu sonrası veya gastroenterit (ishal) sonrası olan viral enfeksiyonun neden olduğu miyokard hücrelerinin inflamasyonu ve nekrozu (ölümü) ile sonuçlanan bir hastalık olduğu, miyokardit hastalığının kliniğinin çok değişken olduğu, etkilenen hastaların çok farklı klinik bulgularla başvurabildiği, bu bulguların halsizlik, çabuk yorulma, göğüs ağrısı, solunum sıkıntısı, akciğer filminde kalbin büyümesi, EKG’de anormallik, anormal kalp sesleri, taşikardi, kalpte büyüme gibi bulgular olabildiği, hastanın acile bir gün önce başvurduğunda bu bulgulardan hiçbirinin olmadığının dosyadan anlaşıldığı, miyokardit hastalığında hastaların başlangıçta öksürük, kusma, iştahsızlık gibi yakınmalarla başvurabildiği, bu hastaların başlangıçta akut gastroenterit (ishal), bronşit tanıları aldığı, literatürdeki yayınlar incelendiğinde, bu hastaların aniden kötüleşebildiği ve hastanede müdahale edilirken öldüklerinin saptandığı, bu hastada da fulminan miyokardit olduğu, fulminan myokarditte hastaların aniden başlayan ciddi kalp yetmezliği, hemodinamik bozukluk, asidoz ve şokla başvurabildiği, bu hastalarda ayrıca yaşamı tehdit eden aritmilerin (ventriküler taşikardi, ventriküler fibrilasyon gibi) miyokardite ikincil gelişebildiği ve ani ölümle sonuçlanabildiği, ailenin 15/06/2015 tarihinde acile geldiğinde tetkikler devam ederken doktorun izni olmadan, çocuğun sorumluluğunu alarak hastaneden çıkardığı, Dr. …’ın yaklaşımında tıbbi açıdan kusurlu olmadığı, acil serviste çalışan Uzm. Dr. …’in hastasıyla ilgilendiği, yaptığı tıbbi müdahalelerde kusurlu olmadığı” yönünde; İdare Mahkemesinin 03/02/2017 tarihli ara kararı üzerine Uludağ Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı öğretim üyeleri tarafından hazırlanan 01/02/2018 tarihli raporda ise özetle, “…’in yapılan otopsi işleminde ölüm nedeni olarak myokardit hastalığının tespit edildiği, bu hastalığın seyir olarak üst solunum yolları enfeksiyonu veya gastroenterit gibi genellikle virüs gibi kolay tespit edilemeyen nedenlerle oluştuğu, klinik olarak basit gribal semptomlardan ölüm gibi ciddi sonuçlara kadar değişebilen bir yelpazeye sahip olduğu, tanıda şüphelendirebilecek önemli bulguların öyküde göğüs ağrısı, ritim bozuklukları, akciğer grafısinde kardiomegali, ciddi kapak fonksiyon bozukluğu varsa oskültasyonda kapak yetmezlik bulguları olduğu, bütün bu bulgular saatler içerisinde başlayıp kısa sürede ritim bozukluğundan hasta kaybedilebildiği, ancak bulgular belirginleşmeden sadece gastoenterit enfeksiyon gibi belirtiler varken teşhis konulmasının oldukça zor olduğu, önemli bulguların tespit edilebilmesi için belli bir süre geçmesi gerektiği, şüpheli bir durumda öykü, EKG ve kardiyak enzimleri, serumda antikalp antikor varlığını da içeren kan testleri alınması gerektiği, ekokardiyografi ve gerekiyorsa kardiyak MR’ı da içeren görüntüleme yöntemleri uygulanması gerektiği, ilk 48 saat içinde kendiliğinden düzelme olmasına karşın, kalp işlevinde ilerleyici bozulma gözlenenlerde koroner anjiyografi (KAG) yapılması ve koroner arter hastalığı dışlanıyorsa tanısal amaçlı endomyokardiyal biyopsi alınması gerektiği, gastroenterit tanısı konulup küçüğün kötüleşmeye başladığı ve vefat ettiği süre arasının çok kısa olduğu, durumdan şüphelenip ileri tetkik ve tedavi için gerekli kuruma yönlendirildiğinin tespit edildiği, küçükte otopside tespit edilen myokardit hastalığının tanısının konulmasının zor bir hastalık olduğu, kişiye uygulanan tetkik, tedavilerin ve ileri merkeze yönlendirilmesinin tıp kurallarına uygun olduğu, kişinin tedavisine katılan hekim ve sağlık personeline ait kusur bulunmadığı” yönünde görüş bildirilmiştir.
Uyuşmazlıkta, dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile anılan raporlar birlikte değerlendirildiğinde; davalı idareye atfedilebilecek bir hizmet kusurunun tespit edilmediği, müteveffanın yapılan otopsi incelemesinde ölüm sebebi olarak tespit edilen miyokardit hastalığının hızlı seyirli olduğu, bu tip hastaların aniden kötüleşebildiği, vefatından bir gün önce çekilen akciğer grafisinde de belirgin kardiyomegali izlenmediği gibi miyokarditin klinik bulgularına da rastlanmadığı, gastoenterit enfeksiyon gibi belirtiler varken miyokardit hastalığının teşhis edilmesinin çok zor olduğu, davacılar yakınının vefatından önce Bursa Şevket Yılmaz Eğitim ve Araştırma Hastanesi acil servisine birkaç kez başvurulmuş ise de, şikayetlerine uygun tedavinin düzenlenerek taburcu edildiği anlaşılmaktadır.
Buna göre, davaya konu ölüm olayı ile sunulan sağlık hizmeti arasında illiyet bağının bulunmadığı, dolayısıyla idarenin sorumluluk koşullarının oluşmadığı, bu nedenle, dava konusu olay nedeniyle davacılar lehine manevi tazminata hükmedilemeyeceği; diğer bir anlatımla, istenmeyen sonuca davalı idare personelinin ihmalinin sebebiyet verdiğinin kabul edilemeyeceği sonucuna varılmaktadır.
Bu itibarla, davacıların manevi tazminat istemlerinin reddi gerektiğinden, İdare Mahkemesi kararının davanın kabulüne ilişkin kısmına karşı yapılan istinaf başvurularının reddi yolundaki temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davalı idare ve davalı yanında müdahillerden …’in temyiz istemlerinin kabulüne, davacıların temyiz istemlerinin reddine,
2. Davanın kısmen kabulü, kısmen reddine ilişkin … İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak taraflarca yapılan istinaf başvurusularının reddi yolundaki temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … İdare Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının, İdare Mahkemesi kararının davanın reddine ilişkin kısmına karşı yapılan istinaf başvurularının reddine ilişkin kısmının oy birliğiyle ONANMASINA, davanın kabulüne ilişkin kısmına karşı yapılan istinaf başvurularının reddine ilişkin kısmının oy çokluğuyla BOZULMASINA,
3. Davacılar tarafından fazla yatırılan … TL yürütmenin durdurulması harcının istemi halinde davacılara iadesine,
4. Bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın … Bölge İdare Mahkemesi … İdare Dava Dairesine gönderilmesine, 22/09/2021 tarihinde kesin olarak karar verildi.
(X) – KARŞI OY :
Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının, İdare Mahkemesi kararının davanın kabulüne ilişkin kısmına karşı yapılan istinaf başvurularının reddine ilişkin kısmı hukuka uygun olup, temyize konu kararın bu kısmının da bozulmasını gerektiren bir neden bulunmadığından, davalı idare ve davalı yanında müdahillerden …’in temyiz istemlerinin reddi ile anılan kararın tümüyle onanması gerektiği oyuyla Daire kararının bozmaya ilişkin kısmına katılmıyorum.