Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2013/16131 E. 2015/29485 K. 12.10.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/16131
KARAR NO : 2015/29485
KARAR TARİHİ : 12.10.2015

Tebliğname No : 14 – 2012/56285
MAHKEMESİ : Büyükçekmece 3. Asliye Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 06/02/2008
NUMARASI : 2006/751 (E) ve 2008/87 (K)
SUÇ : Fuhuş, sahtecilik

1- Sanık S.. U.. hakkında fuhuş ve resmi belgede sahtecilik suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
a) Sanığın birden fazla mağdurenin fuhşuna aracılık ettiği sabit olduğu halde atılı suçtan mağdure sayısınca mahkûmiyet hükmü kurulması gereğinin gözetilmemesi karşı temyiz bulunmadığından, 5560 sayılı Kanunun 45. maddesiyle 05/12/2006 tarihinde yürürlükten kaldırılan TCK’nun 227/3. maddesinin temel cezanın tayininde ikinci fıkranın yanında gösterilmesi ise sonuca etkili bulunmadığından bozma nedeni olarak görülmemiştir.
Fuhuş suçu ile ilgili yapılan duruşmaya toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma ve kovuşturma neticelerine uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sanığın yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine; ancak:
5237 sayılı TCK’nun 53. maddesinin 1. fıkrasının (a), (b), (d), (e) bentlerinde yer alan hak yoksunluklarının hapis cezasının infazının tamamlanıncaya kadar, (c) bendinde yer alan hak yoksunluğunun, aynı maddenin 3. fıkrasına göre koşullu salıverilen hükümlünün kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından koşullu salıverilmeye kadar uygulanabileceği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,
Yasaya aykırı ise de; yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususta 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 322. maddesinde verilen yetkiye dayanılarak karar verilmesi mümkün olduğundan; hüküm fıkrasında 53. maddenin tatbikine ilişkin kısım çıkartılarak yerine “sanığın, TCK’nun 53.maddesinin 3. fıkrası uyarınca, 1. fıkrasının (c) bendinde yer alan kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık haklarından koşullu salıverilme, 1. fıkrada yazılı diğer haklardan ise hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına,” denilmek suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
b) Resmi belgede sahtecilik suçu ile ilgili yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma neticelerine uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sanığın yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
5237 sayılı TCK’nun 43. maddesinde, “değişik zamanlarda” denilmesi karşısında aynı anda işlenen eylemlerde zincirleme suça ilişkin hükümlerin uygulanma olanağı bulunmadığı cihetle; ev aramasında aynı anda ele geçen suça konu nüfus cüzdanı ile sürücü belgesinin değişik zamanlarda düzenlendiğine dair delil bulunmadığı, bu itibarla zincirleme suç hükümlerinin uygulanma şartlarının oluşmadığı, ancak belge sayısı ve çeşitliliğinin temel cezanın belirlenmesinde dikkate alınması gerektiği gözetilmeden TCK’nun 43. maddesinin tatbiki ile cezada artırıma gidilmesi,
Kabule göre de;
c) Sanığa ek savunma hakkı tanınmadan 5237 sayılı Yasanın 43. maddesinin uygulanması,
Yasaya aykırı, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı, 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca istem gibi BOZULMASINA,
ceza miktarı yönünden kazanılmış hakkın saklı tutulmasına,
2- Sanık M.. K.. hakkında fuhuş suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
a) Sanığın aşamalarda kendisinin yanında yıllardır işçi olarak çalışan S.. U..’ın ricası üzerine ve esnaf bir kiracı istenmesinden dolayı suça konu yeri kendi adına kiraladığını, ancak kendisinin oturmadığını, Seyfettin’in oturduğunu, kiralama işleminden sonra geçirdiği kaza nedeniyle 3 ay evde hasta olarak yattığını beyan ederek atılı suçlama ile bir ilişkisinin bulunmadığını savunması, diğer sanık S.. U..’ın evin kiralanmasından sonra kendisinin bir süre orada kiracı olarak oturduğunu beyan ederek sanığı doğrulaması, soruşturma aşamasında dinlenen mağdurların sanıktan bahsetmemesi, sıklıkla ilişki amacıyla suça konu eve geldiğini belirten tanık Servet’in sanık Mustafa’yı tanımadığını söylemesi, kolluk ifadesini tekrar eden tanık S.. A..’ın 04.05.2006 tarihli beyanında suça konu yeri sanık Mustafa’nın kiraladığını, ancak 1 yıllık süre içerisinde kendisini 1-2 kez gördüğünü, 29.06.2006 tarihli beyanında ise Mustafa’nın bu yere sıklıkla geldiğini beyan etmesi, sanığın suça konu yer ile ilgili kira sözleşmesinde gerçek ismini kullanması karşısında; gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenmesi bakımından, apartman görevlisi tanık S.. A..’ın tekrar ayrıntılı olarak dinlenilerek, ifadeleri arasındaki çelişkinin giderilmesi, sanığın savunmasının denetlenmesi yönünden kaza sonucu hasta olarak belirttiği süre kadar evde yatıp yatmadığının araştırılması, mağdurların sanıktan bahsetmemeleri ve tanık Servet’in sanığı tanımadığını beyan etmiş olmaları dikkate alınarak sanığın diğer sanığın eylemine iştirak ettiğine dair delillerin nelerden ibaret olduğunun tartışılıp sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tespit edilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kabule göre de;
b) 5237 sayılı TCK’nun 53.maddesinin 1. fıkrasının (a), (b), (d), (e) bentlerinde yer alan hak yoksunluklarının hapis cezasının infazının tamamlanıncaya kadar, (c) bendinde yer alan hak yoksunluğunun, aynı maddenin 3. fıkrasına göre koşullu salıverilen hükümlünün kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından koşullu salıverilmeye kadar uygulanabileceği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,
Yasaya aykırı sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 12.10.2015 gününde oybirliği ile karar verildi.