YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/13453
KARAR NO : 2015/9984
KARAR TARİHİ : 06.10.2015
MAHKEMESİ : İSTANBUL (KAPATILAN) 36. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 15/05/2014
NUMARASI : 2011/328-2014/121
Taraflar arasında görülen davada İstanbul (Kapatılan) 36. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 15.05.2014 tarih ve 2011/328-2014/121 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 06.10.2015 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davalı vekili Av. M. Ç. dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, davalı şirketin 04.03.2011 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında, bilançonun, gelir tablosunun, faaliyet ve murakıp raporlarının görüşülmesine ilişkin gündem maddesinin mülga TTK’nın 377. maddesi uyarınca ertelendiğini, aynı toplantıda müvekkillerinin muhalefetine rağmen şirket esas sermayesinin arttırılmasına karar verildiğini, şirket bilançosu görüşülmeden ve hesaplar hakkında ortaklara bilgi verilmeden sermaye arttırımına karar verilmesinin doğru olmadığını, ayrıca sermaye arttırımı kararının kötüniyetli bulunduğunu, müvekkilinin paylarının azaltılmaya çalışıldığını, oysa davalı şirketin öz kaynakları içerisinde sermayenin bir unsuru olan sermaye düzeltmesi olumlu farklarının ve şirketin yüksek rakamlarda dönen varlıklarının olduğunu, dönen varlıkların belli bir kısmının bankada nakit olarak durduğunu, öncelikle bu kaynakların kullanılması gerekirken nakit sermaye arttırımı yapıldığını ileri sürerek, 04.03.2011 tarihli genel kurul toplantısında alınan şirket esas sermayesinin arttırılmasına ilişkin kararın iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili şirket varlıklarının daha iyi değerlendirilmesi amacıyla şirketin gayrimenkul ve inşaat alanında da faaliyet göstermek ve yine müvekkili şirketin hakim ortağı olduğu dava dışı şirketin sermaye ihtiyacını karşılamak amacıyla söz konusu genel kurulda nakit sermaye arttırımına gidildiğini, sermaye düzeltilmesi olumlu farkları ile şirketin dönen varlıklarının bilançoda değerinin yüksek olmasının pratikte bir değerinin bulunmadığını, bilançodaki bu değerlerin kaydî değerler olduğunu, davacıların sermaye arttırımına katılma haklarının bulunduğunu ve bu itibarla alınan kararın kötüniyetli olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, iptali istenilen genel kurul kararı ile davalı şirketin esas sermayesinin 12.850.000 TL’den 15.000.000 TL’ye arttırıldığı, sermaye artış miktarının 2.150.000 TL olduğu, buna karşılık davalı şirketin 4.089.346 TL tutarında hazır değerlerinin bulunduğu, bu değerlerin para veya hemen paraya çevrilebilir varlıklar oldukları, bu hali ile davalı şirketin iştigal konusunun gerçekleştirilmesi için iç kaynakların fazlasıyla yeterli bulunduğu, davalı şirketin öncelikle sermaye düzeltmesi olumlu farklarını sermayeye ekleyerek sermaye arttırımına gitmesi ve arttırılan sermaye karşılığında hissedarlara bedelsiz olarak hisse vermesinin gerektiği, bu yolla yapılacak sermaye arttırımı şirkete nakit kaynak sağlamayacak ise de bu yolla yapılacak bir arttırımdan sonraki nakit sermaye arrttırımın ortakların lehine olacağı, davalının bu yola gitmeyerek doğrudan nakit sermaye arttırımı yaptığı ve bunun sonucunda davacıların paylarının önemli ölçüde azaldığı, davalının iyiniyetli kabul edilemeyeceği, ayrıca bilançonun görüşülmesinin ertelenmiş olmasına karşın sermaye arttırımı kararı alınmasının da iptal sonucunu doğuracağı gerekçesiyle davanın kabulü ile sermaye arttırımına ilişkin genel kurul kararının iptaline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, anonim şirket genel kararının iptaline yönelik işbu davanın, dava tarihinde yürürlükte bulunan 6762 sayılı TTK’nın 1460. maddesi uyarınca basit yargılama usulüne tabi olmasına ve HMK’nın 321. maddesi gereğince basit yargılama usulüne tabi davalarda tahkikatın tamamlanmasından sonra taraflara beyanda bulunabilmeleri için ayrıca süre verilmesinin mümkün olmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 2,50 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 06.10.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.