Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2014/13505 E. 2015/10256 K. 08.10.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/13505
KARAR NO : 2015/10256
KARAR TARİHİ : 08.10.2015

MAHKEMESİ : BAKIRKÖY(KAPATILAN) 20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 14/05/2014
NUMARASI : 2013/469-2014/118

Taraflar arasında görülen davada Bakırköy(Kapatılan) 20. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 14/05/2014 tarih ve 2013/469-2014/118 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi asıl ve birleşen davada davacılar vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 06/10/2015 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan asıl ve birleşen davada davacılar vekili Av. H.. A.. ve fer’i müdahil K. İnş. Tur. San. ve Tic. A.Ş. vekili Av. Ş. G. dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Asıl ve birleşen davaların davacıları vekili, davalı şirket ortaklarından dava dışı K. İnş. Tic. San. ve Turz. A.Ş.’nin davalı şirketin anasözleşme değişikliği gündemi ile toplanmasına izin ve kayyım tayini talepli davasına Bakırköy 12. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2013/347 E. ve 2013/63 K. sayılı ilamı ile davanın kabulü ile genel kurula çağrıya izin verilmesine ve gündemini belirlenmesine dair karar verildiğini, bu kapsamda 17/12/2013 tarihinde yapılan davalı şirketin olağanüstü genel kurul Toplantısında gündemin 4. maddesi ile Şirket Anasözleşmesi’nin 7/son maddesindeki “…. genel kurulda % 65 hisseye sahip hissedarların oylarıyla yönetim kurulu üyeleri seçilir…” ibaresinin “…. Şirketin yönetim kurulu üyeleri genel kurul toplantısında TTK hükümlerine tabi olarak TTK’da öngörülen nisaplara göre seçilir….” şeklinde değiştirildiğini, anılan kararın % 65 nisapla alınması gerekirken % 57 nisapla alınması nedeniyle yok hükmünde olduğunu, anasözleşme değişikliğine ilişkin bu karar ticaret sicilinde tescil ve ilan edilmeden gündemin 5. maddesi ile % 52 nisapla yönetim kuruluna Mustafa, Metin, Suat ve H.. K..’in seçildiklerini, anasözleşmenin 7. maddesinin değiştirilmesine dair kararın tescil ve ilan edilmeden değiştirilen hükme göre yönetim kurulu üyelerinin seçilmesine ilişkin 5 nolu gündem maddesi ile alınan kararın da yok hükmünde olduğunu, davacıların bu kararlara muhalif kalarak muhalefet şerhini tutanağa geçirdiklerini, dava konusu genel kurul kararının ticaret sicilinde tesciline dair talebin de İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü’nce reddedildiğini ileri sürerek, dava konusu olağanüstü genel kurul toplantısında alınan 4. ve 5. nolu kararların yoklukla malul olduklarının tespitine, aksi durumda iptallerine ve yürütülmelerinin tedbiren durdurulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı, asıl ve birleşen davalara cevap vermemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı Şirket anasözleşmesinin 7. maddesinin son cümlesinde “Genel Kurul’da % 65 hisseye sahip hissedarların olumlu oylarıyla yönetim kurulu üyelerinin seçileceği”, 10/d maddesinde ise “şirket genel kurul toplantılarında TTK’nın 369 maddesinde yazılı hususların müzakere edilerek gerekli kararların alınacağı, genel kurul toplantıları ve bu toplantılardaki karar nisabının TTK hükümlerine tabi olduğu”nun öngörüldüğü, dava konusu genel kurul 17/12/2013 tarihinde yapıldığından TTK’nın Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun’un 2/1-c, 3 ve 4. mdlerine göre bu davada 6102 sayılı TTK hükümlerinin uygulanması gerektiği, 6762 sayılı TTK’nın 390/son maddesi hükmünün aksine 6102 sayılı TTK’nın 455/son maddesinde anasözleşme değişikliklerinin tescilden önce 3. kişilere karşı hüküm ifade etmeyeceğinin öngörüldüğü, bu hükümde anasözleşme değişikliklerinin tescilden önce iç ilişki de hüküm doğuracağına açıkça işaret edildiği, anasözleşme değişikliğine genel kurulda karar verildikten sonra bu karar tescil ve ilan edilmeden iç ilişkide bağlayıcı olduğundan değişik hükme dayanarak aynı genel kurulda karar alınmasına hukuki engel bulunmadığı, anasözleşmenin değiştirilen 7. maddesinin son cümlesiyle “Genel Kurul’da %65 hisseye sahip hissedarların olumlu oylarıyla yönetim kurulu üyeleri seçilir”. hükmü düzenlendikten sonra anasözleşmenin 10/d maddesindeki hüküm uyarınca hiçbir ayrım yapılmaksızın anasözleşme değişiklikleri de dahil olmak üzere tüm kararların TTK hükümlerine tabii olarak alınacağı öngörüldüğünden anasözleşmenin tescil edildiği tarihte yürürlükte bulunan 6762 sayılı TTK’nın 388. maddesinde ise dava konusu anasözleşme değişikliği için ilk toplantı yeter sayısının ortaklık sermayesinin en az yarısına sahip olan pay sahiplerinin veya temsilcilerinin hazır bulunmasının gerekli olduğu, kararların da hazır bulunanların çoğunluğuyla alınacağının öngörüldüğü, bu hükmün karşılığı olan 6102 sayılı TTK’nın 421/1. maddesinde de “Kanun’da veya esas sözleşmede aksine hüküm bulunmadığı takdirde, esas sözleşmeyi değiştiren kararların şirket sermayesinin en az yarısının temsil edildiği genel kurulda, toplantıda mevcut bulunanların oylarının çoğunluğuyla alınacağı, ikinci toplantı da ise şirket sermayesinin en az 1/3’nün toplantıda hazır bulunmasının yeterli olduğunun” öngörüldüğü, anılan hükümler karşısında anasözleşme’nin 7. maddesinin son cümlesinin değiştirilmesinde Kanuna aykırılık bulunmadığı, dava konusu genel kurulun şirket sermayesinin karşılığı olan 10.000 hissenin 9.900 adedi ile toplandığı, 4.200 red oyuna karşılık 5.700 kabul oyu ile anasözleşmenin 7. maddesinin son cümlesinin değiştirilmesine karar verildiği, anasözleşmesinin 7. maddesinin son cümlesinin değiştirilmesinden sonra yeni metinle getirilen nisaba göre yönetim kurulu üyelerinin seçilmesinde Kanuna, anasözleşmeye ve dürüstlük kuralına aykırılık bulunmadığı, anasözleşme değişikliğinin henüz tescil ve ilan edilmeden iç ilişkide hüküm doğurduğu, yeni yönetim kurulunun 4200 red oyuna karşılık 5200 kabul oyu ile katılanların çoğunluğuyla seçildiği, TTK’nın 446/1-b madesi ve TBK’nın genel hükümleri kapsamında yokluk ve geçersizlik nedeni bulunmadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmiştir.
Kararı, asıl ve birleşen davada davacılar vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre asıl ve birleşen davalarda davacılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Ancak asıl ve birleşen davalar, A.Ş. genel kurul toplantısında alınan kararların yoklukla malul olduğunun tespiti istemine ilişkindir.
Davalı şirketin 2009 yılında tescil ve ilan edilen anasözleşmesinin “Yönetim Kurulu ve Süresi” başlıklı 7. maddesinin son cümlesinde “Genel Kurul’da % 65 hisseye sahip hissedarların olumlu oylarıyla yönetim kurulu üyelerinin seçileceği” hükmünün düzenlendiği görülmektedir.
Anasözleşme ortaklar arasında yapılmış bir sözleşme niteliğinde olup, uyulması zorunlu bulunduğundan, anasözleşmede öngörülen karar nisabını taşımadan alınan kararlar yoklukla sakat kararlardır. Dairemizin yerleşik içtihatlarında da kabul edildiği üzere anasözleşmede ağırlaştırılmış bir nisabın öngörüldüğü hallerde anasözleşmenin ilgili hükmünün değiştirilmesi mümkündür ancak bu değişiklik için de en az anasözleşme hükmünde öngörülen ağırlaştırılmış nisapta sermayeyi temsil eden çoğunluğun olumlu oyunun aranması gerekmektedir. Başka bir deyişle anasözleşmenin ağırlaştırılmış nisap öngören hükmü ancak yine o hükümde gösterilen nisaplara uyularak değiştirilebilir. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 06.09.2013 tarih, 2013/2111 E. 2013/15128 K., yine 06.12.2013 tarih, 2012/7227 E. 2013/22324 K. sayılı ilamı).
Somut uyuşmalıkta yönetim kurulu seçimi için % 65 nisap arayan anasözleşme hükmünün değitirilmesi için de yine aynı nisap aranması gerekirken mahkemece bu husus gözden kaçırılarak % 57 nisapla bu hükmün değiştirilmesine dair kararın butlan şartları taşımadığına karar verilmesi hatalı olmuştur. Bu durumda mahkemece, anasözleşme ile kararlaştırılan ağırlaştırılmış nisaba uyulmasının zorunlu ve bu hükme uymamanın müeyyidesinin de yokluk olduğu kabul edilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken dava konusu 4 nolu ve buna bağlı olarak alınan 5 nolu gündem maddeleri için yokluk sebepleri bulunmadığı gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmediği gibi davacı tarafın ihtiyati tedbir talebi konusunda da olumlu-olumsuz bir karar verilmemesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle asıl ve birleşen davalarda davacılar vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine; (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle asıl ve birleşen davalarda davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın tüm davacılar yararına BOZULMASINA, takdir olunan 1.100 TL duruşma vekalet ücretinin asıl ve birleşen davada davalıdan alınarak, asıl ve birleşen davada davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edenlere iadesine, 08/10/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.