YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/3565
KARAR NO : 2015/9974
KARAR TARİHİ : 06.10.2015
MAHKEMESİ : ANKARA 7. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 09/09/2014
NUMARASI : 2014/271-2014/410
Taraflar arasında görülen davada Ankara 7. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 09/09/2014 tarih ve 2014/271-2014/410 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin 2003 yılında demir doğrama işine başladığını, 2004 tarihinde davalı bankada hesap açtırarak çek müşterisi olduğunu, 2007 yılında müvekkiline ait olmayan Z.Bankası’nın 3 adet çekiyle ilgili Merkez Bankası’na bildirimde bulunularak haksız şekilde kredi ve çek yasağı konulduğunu, davalının M. A.isimli şahıs hakkında yapması gereken işlemi davacı için yaptığını, isim benzerliğinden kaynaklanan yanlışlık yüzünden müvekkilinin ticari hayatının bittiğini, davalı bankaya müracaatına rağmen hatanın düzeltilmesi yönünde çaba gösterilmediğini, kredi başvurusunun geri çevrilmesi nedeniyle işlerini çeviremediğini, icra takipleri nedeniyle evine haciz geldiğini, borçlarını ödemek için aracını, evini ve babasının tarlalarını sattığını, birikimlerini kaybettiğini, eşi ve kızının da çalışmak zorunda kaldığını, yasaklı olduğundan çek verilmediğinden çeşitli bankalara nakit ödemelerde bulunmak zorunda kaldığını, müvekkili için kredi çekip ödemeyen babasının da bu yüzden malvarlığını kaybettiği ve 2009 yılında hapis yattığını, bu durumdan davalının mesul olduğunu ileri sürerek ıslahla 20.000 TL manevi tazminatın ve 71.657,38 TL maddi tazminatın 22.02.2007 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini, talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, söz konusu hatanın giderilmesi yönünde müvekkili bankanın A. K. Şubesi’nce 21.02.2007 tarihli yazı ile bildirimde bulunulduğunu, söz konusu çeklerin silinmesi için 22.02.2007 tarihinde Merkez Bankası’na yazı yazıldığını, 31.03.2009 tarihinde Merkez Bankası tarafından kayıtların silindiğinin bildirildiğini, Merkez Bankası’nın yoğunluğu sebebiyle talebin geç değerlendirmeye alındığını, davacının tüm ticari hayatında yaşamış olduğu ekonomik bunalımın bankanın işlemi dolayısıyla meydana geldiğinden bahisle talep edilemeyeceğini, davacının maddi zarara ilişkin taleplerinin objektif ölçülerden uzak olduğunu, zararın nitelik ve nicelik yönünden eş değerde bulunması gerektiğini, zenginleşmeye yönelik taleplerde bulunulduğunu, davacının yaşadığı seri ekonomik sıkıntılar ile banka şubesinin işlemi arasında illiyet bağının bulunmadığını, zarar görenin malvarlığının olaydan önceki durumu ile olaydan sonraki durumu arasında farkın ölçüt alınması gerektiğini, zararın ortak veya kısmi sebebini oluşturan umulmayan olayların tazminattan indirim sebebi sayıldığını, talep edilen tazminatın fahiş olduğunu, zenginleşme amacı taşıdığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak, davacının davalı bankanın hata sonucu kendisi hakkında Merkez Bankası’na bildirimde bulunarak çek yasaklısı olmasına neden olduğunu ve bu nedenle işyerini kapatmak suretiyle ticari hayatının sona erdiğini iddia etmiş ise de, zararı ile davalı bankanın eylemi arasındaki illiyet bağını kanıtlayamadığı gerekçesiyle, maddi tazminata ilişkin talebin reddine, manevi tazminata ilişkin davanın kısmen kabulüne, 5.000,00 TL manevi tazminatın 22/02/2007 tarihinden itibaren değişken oranlardaki yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, taraf vekillerinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, taraf vekillerinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, alınmadığı anlaşılan 123,60 TL temyiz başvuru harcı ile 341,00 TL temyiz ilam harcının davalıdan alınmasına, davacıdan temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 06/10/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.