Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2015/6768 E. 2015/10302 K. 12.10.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/6768
KARAR NO : 2015/10302
KARAR TARİHİ : 12.10.2015

MAHKEMESİ : KONYA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 11/02/2015
NUMARASI : 2014/375-2015/74

Taraflar arasında görülen davada Konya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 11/02/2015 tarih ve 2015/74 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; müvekkilinin Konya’nın tanınmış ve hayatta olan en eski iş adamlarından olduğunu, çalışma hayatı boyunca Ö. Tarım Mak. San. ve Tic. A.Ş., Ö. Tarım Mak. San. ve Tic. A.Ş., Ö. Otomotiv San. ve Tic. A.Ş., Ö.M. San. ve Tic. A.Ş. unvanlı şirketlerin kurucu ortağı olduğunu, 1998 yılında beyin ameliyatı geçirdiğini, ilerleyen yaşı ve rahatsızlığı nedeniyle fiil ehliyetini kaybettiğini, müvekkilinin bu nedenle Konya 1. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2009/94 esas 2010/1009 karar sayılı ilamıyla kısıtlanarak kendisine A. T.un vasi olarak atandığını, müvekkilinin aynı zamanda kardeşleri olan diğer şirket ortaklarının bu durumdan istifadeyle müvekkilini şirketlerden uzaklaştırdıklarını, şirketlerin işlemlerinden müvekkiline bilgi vermediklerini, müvekkilinin oğlunun şirketlere girişini yasakladıklarını, şirketleri kötü idare edip borçlandırarak müvekkiline ait taşınmazları şirketin borcu var ödenmezse şirkete haciz gelir şeklindeki beyanlarla ikna etmek suretiyle aldıkları vekaletnameler ile sattıklarını, bu satıştan elde ettikleri geliri şirketlere kullanmadıkları gibi müvekkiline de vermediklerini, bu olaylar sonrasında müvekkilince şirketlerin mali yapısının tespitine, satılan taşınmazların tapularının iptaline, yönetim ve denetim kurulu üyelerinin sorumluluğuna, genel kurul kararlarının iptaline dair çeşitli davaların açıldığını, bu davalarda alınan raporlar uyarınca diğer şirket ortaklarını kötü yönetim ve kusurlu eylemlerinin tespit edildiğini, müvekkilinin davalı şirketin % 25 hisseli ortağı olduğunu, vesayet makamı olan Konya 1. Sulh Hukuk Mahkemesi’nce davalı şirketin feshi ve şirkete kayyum tayinine ilişkin dava açmak üzere vasiye yetki verildiğini, davalı şirketin diğer ortaklarının kötü niyetli davranışları ve şirketin ekonomik durumu göz önüne alındığından ortaklığın devamında fayda bulunmadığını ileri sürerek davalı şirketin TTK’nın 531. maddesi uyarınca fesih ve tasfiyesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; davalı şirketin feshini gerektirecek haklı sebeplerin mevcut bulunmadığını, mahkemece fesih yerine duruma uygun düşen ve kabul edilebilir bir çözüme de hükmedilebileceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre; davalı şirket yöneticilerinin görev ve yükümlülüklerini kanuna uygun biçimde yerine getirmedikleri, davalı şirketin ortakları arasında uzlaşma imkanının bulunmadığı, taraflar arasında pek çok dava ve çekişmenin bulunduğu, davacının diğer pay sahiplerinden farklı muameleye tabi tutulduğu,şirket imkanlarının davacı dışındaki ortaklara tahsis edildiği, şirketin genel kurul toplantılarının yapılmadığı, davacının bilgi alma hakkının engellendiği, tüm bu hususların şirketin feshine haklı sebep teşkil ettiği, şirketin feshine karar verilmesi yerine davacıya şirketteki paylarının karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerinin ödenip davacının şirketten çıkartılmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme karar verilebilecek ise de davalı şirket vekilince sunulan dilekçede davalı şirketin mali sıkıntı içinde bulunduğu davacının şirketteki paylarının devir alınmasının mümkün olmadığının belirtildiği, somut olaya uygun düşebilecek başkaca bir çözümün bulunmadığı gerekçesiyle davalı Ö. Otomotiv San. ve Tic. A.Ş.’nin TTK’nın 531. maddesi uyarınca fesih ve tasfiyesine, tasfiye memuru olarak mali müşavir M.Ö.’in atanmasına karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile hükmün ONANMASINA, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 12/10/2015 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY

Dava, 6102 sayılı Yasa’nın 531. maddesi uyarınca davalı anonim şirketin haklı sebeple feshine ilişkin olup, dava 6102 sayılı Yasa’nın 11.07.2012 tarihinde girmesinden sonra 31.01.2013 tarihinde açılmıştır. Davacıların ileri sürdükleri fesih sebeplerinin tamamının Yasa’nın yürürlük tarihinden önce gerçekleştiği uyuşmazlık konusu değildir.
6103 sayılı TTK’nın Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 2/1. maddesinin a-b-c bentlerine göre eski kanun zamanında gerçekleşen hukuki olaylara eski kanun, yeni kanun zamanında gerçekleşen olaylar ise yeni kanuna göre değerlendirelecektir. Dolayısıyla kanunların geriye etkili olarak uygulanmaması kuralı bu maddede bir kez daha ifade edilmiştir. Kural bu olmakla birlikte anonim şirketin haklı nedenle feshinin eski TTK’da düzenlenmeyip ilk defa yeni TTK’da düzenlenmiş olması nedeniyle Yürürlük Yasa’sının 3. maddesi gözetildiğinde eski TTK zamanında meydana gelen sebeplere dayanarak anonim şirketin feshinin mümkün olup olmadığının somut davada değerlendirilmesi gerekmektedir. Yasa’nın 3. maddesine göre, eski kanun zamanında kurulan ancak yeni kanun zamanında da varlığını devam ettiren hukuki ilişkiler bakımından eğer hukuki ilişkinin içeriği taraf iradelerinden bağımsız olarak kanun tarafında düzenlenmişse bu hukuki ilişkinin yeni kanunun yürürlüğe girmesinden sonra meydana getireceği hukuki sonuçlar yeni kanuna göre değerlendirelecektir. İçeriği taraf iradeleriyle serbestçe belirlenmiş hukuki ilişkilere (örneğin sözleşme) ise yeni kanun değil, hukuki ilişkinin kurulduğu tarihteki yasa uygulanacaktır. Ancak tarafların iradelerinden bağımsız olarak kanunla düzenlenen hukuki ilişkilere yeni kanunun uygulanacak olması ancak yeni kanunun yürürlüğe girdiği dönemden sonra meydana gelen hukuki olay ve işlemler için söz konusu olacaktır. Yoksa eski yasa zamanında gerçekleşen ve tamamlanan olaylara yeni yasanın uygulanması söz konusu değildir. Buna Yasa’nın 2. maddesi engeldir.
Somut davada, davalı şirket eski yasa zamanında kurulmuş olmasına ve o tarihte anonim şirketin haklı nedenle feshi yasada yer almamasına rağmen yeni yasanın yürürlüğe girmesiyle birlikte Yürürlük Yasası’nın 3. maddesi gereğince davalı şirketin de haklı nedenle feshi talep edilebilecek ise de haklı nedenle fesih sebeplerinin Yürürlük Yasası 2. maddesi gereğince yeni yasanın yürürlüğe girmesinden sonra gerçekleşmesi veya en azından eski yasa zamanında gerçekleşen sebebin yeni yasa döneminde de devam ediyor olması gerekir. Söz konusu olay eski yasa zamanında gerçekleşmiş ve tamamlanmışsa anonim şirketin feshinin tamamlanan olaya dayalı olarak talep edilmesine 3. madde cevaz vermemektedir. Somut davada maddi vakıalar eski yasa zamanında gerçekleşmiş ve tamamlanmış olup bu maddi vakıaların yarattığı olumsuz sonuçlar yeni yasa döneminde ve dava tarihinde hissedilse dahi bu durum şirketin feshi için yeterli olmadığından yasanın yürürlüğe girmesinden 10 gün sonra açılan işbu davanın bu nedenle reddedilmesi gerektiği görüşünde olduğumdan çoğunluğun kararına katılmıyorum.