Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2015/3494 E. 2015/10300 K. 12.10.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/3494
KARAR NO : 2015/10300
KARAR TARİHİ : 12.10.2015

MAHKEMESİ : BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 27/11/2014
NUMARASI : 2014/785-2014/494

Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 27/11/2014 tarih ve 2014/785-2014/494 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; müvekkilinin dava dışı D. San. ve Tic. A.Ş.’nin Türkiye’den İsrail’e ihraç ettiği rotasyon şablon emtiasını nakliyat abonman sigorta poliçesi kapsamında sigortaladığını, sigortalı emtiaların varma yerinde yapılan kontrollerinde hasar gördüğünün anlaşıldığını, bu durumun teslim ordinosunda belirtilerek taşıyana bildirilip tutanak altına alındığını, hasar gören emtialara karşılık sigortalıya ödemede bulunulup ibraname alındığını, alacağın tahsili amacıyla yapılan takibin, davalıların haksız ve kötü niyetli itirazları nedeniyle durduğunu, ileri sürerek Bakırköy 7. İcra Müdürlüğü’nün 2012/16918 esas sayılı dosyasında yapılan takibe vaki itirazın iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; müvekkillerinden UPS SCS Ulus. Nak. Ltd. Şti.’nin UPS Air Cargo firmasının acentesi olmadığını, bu nedenle bu firmaya izafeten müvekkiline dava açılamayacağını, davada uygulanacak Montreal Sözleşmesi’nin 31/2. maddesi uyarınca geçerli ve usulüne uygun bir hasar ihbarının bulunmadığını, hasar ihbarı için öngörülen sürenin hak düşürücü süre niteliğinde bulunduğunu, davada zamanaşımı süresinin dolduğunu, müvekkilinin taşınan malın paketlenmesinden sorumlu olmadığını, meydana gelen hasarın ambalaj kusurundan ileri geldiğini, bu nedenle müvekkilinin bir sorumluluğunun bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre; davacı tarafından hasar nedeniyle taşıyıcının huzurunda imzalanıp taşıyıcıya teslim edilmiş bir tutanağın ibraz edilemediği, taşıma senedine hasar nedeniyle bir çekince konulmadığı, davacının ibraz ettiği teslim ordinosunda UPS Air C. Firması’nın kaşesi bulunmakla birlikte teslim ordinosunda taşıyıcı adına atılmış bir imzaya rastlanılmadığı, dosyaya ibraz edilen 16.12.2010 tarihli hasar tutanağının tek taraflı olduğu, bu tutanakta taşıyıcının imzasının da bulunmaması nedeniyle ihbar sayılabilecek bir belge olmadığı, bu kapsamda davacı tarafından sunulan belgeler ile meydana gelen hasarın taşıma sırasında oluştuğunun ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve 6102 Sayılı TTK’nın 105. (6762 Sayılı TTK’nın 119.) maddesi uyarınca acente olduğu anlaşılan UPS SCS Ulus. Nak. Ltd. Şti.’ye karşı doğrudan doğruya husumet yöneltilemeyeceğinin anlaşılmasına göre davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, havayoluyla yük taşınması sırasında meydana gelen hasar nedeniyle rucuen alacak istemine ilişkindir. Mahkemece, süresinde ve usulüne uygun biçimde hasar ihbarının yapılmadığı, bu nedenle hasarın taşıma sırasında oluştuğunun ispatlanamadığı belirtilerek davanın reddine karar verilmiştir. Somut uyuşmazlıkta, hasarın meydana geldiği tarih itibariyle Varşova Sözleşmesi’nin 1955 La Haye ve 1975’te 4 sayılı Montreal Protokolü ile tadil edilmiş hükümleri uygulanması gerekli olup bu sözleşmenin 26. maddesinde “bagajın veya eşyanın, teslim almaya yetkili kişi tarafından itirazda bulunulmaksızın kabulünün, bunların taşıma belgesine uygun olarak ve iyi durumda teslim edildiği hususunda, aksi sabit oluncaya kadar geçerli delil sayılacağı, hasar halinde, teslim almaya yetkili kişinin, hasarın öğrenilmesinden sonra derhal ve teslim alınışlarından itibaren bagaj için en geç yedi gün ve yük için en geç on dört gün içinde taşıyıcıya ihbarda bulunmak zorunda olduğu, gecikme halinde, bagajın veya yükün kendisine teslime hazır bulundurduğu tarihten itibaren en geç yirmi bir gün içinde ihbarda bulunulacağı, her ihbarın, yukarıda belirtilen süreler içinde, ayrı bir yazılı bildirim olarak gönderilmesi veya taşıma belgesi üzerine yazılmak suretiyle yapılmasının gerektiği, belirtilen süreler içinde ihbarda bulunulmaması halinde, hileli davranması hali dışında, taşıyıcı aleyhine dava açılamayacağı” düzenlenmiş bulunmaktadır.
Bu düzenleme karşısında, ihbar sürelerine uyulmaması halinde, yalnızca taşıyıcı leyhine bir karine söz konusu olmayıp, taşıyıcının sorumluluğuda sona ermektedir. H. Ü., H.T. Sözleşmesi, İstanbul 1987, s. 211, T. B.U. Uluslararası Hava Taşımalarında Taşıyıcının Sorumluluğu, 2012, s.134-135)
Ancak, taşıyıcının herhangi bir suretle hasarı öğrenmesi halinde ihbarın süresinde yapılmadığını ileri sürmesi TMK’nın 2. maddesi uyarınca iyiniyet kurallarıyla bağdaşmayacağından bu durumda hasar nedeniyle ihbar şartı aranmamalıdır. Dosya içerisinde yer alan ve davalı şirket acentesinin kaşesini taşıyan teslim ordinosunda taşımaya konu mallara ilişkin hasar kayıtları yer almaktadır. Söz konusu kayıtlardan dava konusu eşyaların İ.-K./B. aktarmalı olarak T. A.’e taşındığı, Almanya’da yapılan aktarma sırasında taşınan mallara ilişkin hasar kaydının teslim ordinosuna taşıyan veya onun adına işlem yapanlar tarafından not düşüldüğünün anlaşılması karşısında davalı taşıyanın hasarın oluşumundan haberdar olmadığından söz edilemez. Bu durumda, mahkemece taşıyanın hasarın varlığından haberdar olması nedeniyle geçerli bir hasar ihbarına gerek olmadığının kabulüyle işin esasının incelenip sonucu uyarınca bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ:Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 12/10/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.