Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2015/10016 E. 2015/10298 K. 12.10.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/10016
KARAR NO : 2015/10298
KARAR TARİHİ : 12.10.2015

MAHKEMESİ : İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 23/12/2014
NUMARASI : 2014/201-2014/468

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 23/12/2014 tarih ve 2014/201-2014/468 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; müvekkiline nakliyat sigorta poliçesiyle sigortalı bulunan dava dışı K. K. E. Elektrik Üretim A.Ş.’ye ait gerilim trafolarının 13.8.2007 tarihinde davalının sorumluluğunda İ.de S.ye taşındığını, varış yerinde yapılan incelemelerde trafolardan birinde hasar meydana geldiğinin anlaşıldığını, buna ilişkin taşımayı gerçekleştiren şoförle birlikte tutanak tutulduğunu, alınan ekspertiz raporu uyarınca belirlen hasar bedelinin sigortalıya ödenerek haklarına halef olunduğunu, hasar bedelinin tazmini için yapılan icra takibinin davalının itirazı üzerine durduğunu ileri sürerek davalını İstanbul 3. İcra Müdürlüğü’nün 2009/22630 Esas sayılı dosyasında borca yönelik itirazlarının iptali ile takibin devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; davacının ilk etapta Şişli 4. İcra Müdürlüğü’nde icra takibi başlattığını, yetkiye ilişkin itiraz nedeniyle dosyanın İstanbul 3. İcra Müdürülüğü’ne geldiğini, ancak davacının yetkisiz icra müdürlüğüne yapılan itirazdan bir yıl iki ay onbir gün sonra yetkili icra dairesine başvurması nedeniyle davacının talep hakkının TTK’nın 767 ve BK’nın 135. maddesi uyarınca zamanaşımına uğradığını, meydana gelen hasar nedeniyle müvekkilin sorumluluğunun bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir
Mahkemece, iddia, savunma, uyulan bozma ilamı ve dosya kapsamına göre; davacının 30.5.2008 tarihinde icra takibine başladığı, davanın 17.12.2009 tarihinde açıldığı, davalının 10.6.2008 tarihinde yetkiye, borca ve ferilerine itirazda bulunduğu, yetki itirazı üzerine dosyanın İstanbul 3. İcra Müdürlüğü’ne gönderildiği, davalının yeniden gönderilen ödeme emrine 21.8.2009 tarihinde itirazda bulunduğu, bu kapsamda yapılan değerlendirme neticesinde davalının zamanaşımı itirazının yerinde olmadığı, davacı tarafından nakliyat sigorta poliçesi kapsamında sigortalı bulunan dava dışı Karage K. E. Elek. Üret. A.Ş.’ye ait gerelim trafolarının davalı şirketin sorumluluğunda 13.8.2007 tarihinde İ.den S.’ye taşındığı, varma yerinde yapılan incelemelerde taşınan trafolardan birinde hasar tespit edilerek tutanak altına alındığı, yapılan ekspertiz incelemesi neticesinde sigortalıya 12.11.2007 tarihinde 8.275,70 TL ödeme yapılarak sigortalının haklarına halef olunduğu, sunulan fatura uyarınca davacının sigorta yapmakta menfaatinin bulunduğu, sigortalıya yapılan ödemeni rucuen tahsili amacıyla borçlu aleyhine icra takibine başlanıldığı, alınan
bilirkişi raporları uyarınca alacak miktarının belirlendiği gerekçesiyle davalının İstanbul 3. İcra Müdürlüğü’nün 2009/22630 Esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın kısmen iptali ile takibin 6.867,51 TL asıl alacak ve 1.032,22 TL işlemiş faizi üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren avans faizi uygulanılmasına karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava; yurtiçi kayayolu taşıması sırasında meydana gelen hasar nedeniyle sigortalıya ödenen hasar bedelinin rucuen tazminine yönelik icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
Hasar tarihi olan 13.8.2007 tarihinde yürürlükte bulunan 6762 sayılı TTK’nın 1301. maddesi uyarınca sigortacı sigorta bedelini ödedikten sonra hukuken sigorta ettiren kimse yerine geçer ve sigorta ettiren kimsenin vaki zarardan dolayı üçüncü şahıslara karşı dava hakkı varsa bu hak, tazmin ettiği bedel nispetinde sigortacıya intikal eder. Bu kanun uyarınca sigortacı sigorta ettiren kimsenin halefi sıfatıyla ve Türk Ticaret Kanunu’nun 1301. maddesinin verdiği hakka, bir başka deyişle sigorta aktine müsteniden değil, kanundan doğan hakkına dayanarak, zarardan sorumlu olan üçüncü şahsa karşı tazminat davası açabilir. Sigortacının bu madde uyarınca dava açabilmesi için öncelikle sigortalıya poliçeden kaynaklı ödemede bulunması ve sigortalının meydana gelen zarar nedeniyle üçüncü kişilere karşı dava açma hakkının bulunması gereklidir. Bu şartların bulunması halinde sigorta ettirenin ne hakkı varsa bunlar halef sıfatıyla sigortacıya geçer aynı zamanda sigortacı, sigorta ettirenin bütün defilerini üçüncü şahsa karşı ileri sürebilir. Sözü edilen 1301. madde gereğince sigortalının mevcut hakkı devralınmakta olup bu itibarla mevcut bir hakkın, başka bir deyişle esasen muaccel olan bir alacağın, tekrar muaccel hale gelmesi olanağı yoktur. Sigortacı, başlamış olan zamanaşımı ile birlikte sigorta ettirenden dava hakkını devralmakta ve kalan zamanaşımı süresi içinde halef sıfatıyla dava açmak durumunda bulunmaktadır. Zarara sebebiyet veren aleyhinde aynı olay sebebiyle, zarar gören ile onun halefi yönünden başlangıç ve sona erme tarihleri farklı iki türlü zamanaşımı kabul edilemez. Sigorta ettiren ile üçüncü şahıs arasında diğer bir kanunun düzenlediği veya akti bir ilişki mevcut ise, zamanaşımı ve başlangıcı yönünden aynı kural geçerli olur. Taşıyanın sebebiyet verdiği zararlarda, taşıyıcı ile mal sahibi arasında akit ilişkisi mevcuttur ve sigortacı, sigorta ettirene ödediği bedel oranında bu akti ilişkiye dayanarak taşıyıcıya rücu edebilir.
Bu açıklamalar uyarınca somut olaya gelindiğinde, alacak 6762 sayılı TTK’nın 767. maddesi uyarınca bir yıllık zamanaşımı süresine tabidir. Davacı tarafından 767/5. madde uyarınca zamanaşımına tabi olmamayı gerektirir bir durumun varlığı da kanıtlanamamıştır. Hasar 13.8.2007 tarihinde meydana gelmiş, davacı sigorta şirketince 12.11.2007 tarihinde sigortalıya ödemede bulunulup sigortalının haklarına halef olunmuş, bir yıllık zamanaşımı süresinde Şişli 4. İcra Müdürlüğü’nün 2008/15091 Esas sayılı dosyasında icra takibine başlanılarak zamanaşımının kesilmesine sebebiyet verilmiştir. Bahsi geçen icra dosyasında davalı tarafından 10.6.2008 tarihinde yetkiye ve borca itiraz edilip takip durdurulmuş, alacaklı vekilince 5.8.2009 tarihinde Şişli 4. İcra Müdürlüğü’ne başvurularak dosyanın yetkili icra dairesine gönderilmesi istenilmiştir. Talep uyarınca dosyanın gönderildiği İstanbul 3. İcra Müdürlüğü’nün 2009/22630 Esas sayılı dosyasında borçluya gönderilen ödeme emri üzerine borçlu vekilince zamanaşımı def’inde de bulunularak borca ve fer’ilerine itiraz edimiştir.
818 sayılı BK’nın 133 ve 135. maddeleri uyarınca icra takibine başlanılmasıyla zamanaşımı süresi kesilip yeni bir zamanaşımı süresi işlemekte olup, aynı yasanın 136/2. maddesi uyarınca da takibe müteallik her muameleden itibaren yeniden zamanaşımı süresi cereyan eder. Somut olayda her ne kadar zamanaşımı süresi dahilinde yetkisiz icra dairesinde icra takibine başlanılmış ise de icra dosyası kapsamından, takibinin durduğu 10.6.2008 tarihi ile dosyanın yetkili icra dairesine gönderilmesine ilişkin talepte bulunulan 5.8.2009 tarihleri arasında zamanaşımının tekrar kesilmesine sebep olacak nevide bir işlem yapılmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda, mahkemece bir yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu, davacı vekilince süresinde zamanaşımı def’inde bulunulduğu gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle kabulü doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlere temyiz eden davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 12/10/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.