YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/17537
KARAR NO : 2015/29945
KARAR TARİHİ : 21.10.2015
Karar No : 2015/29945
Tebliğname No : 15 – 2012/39422
MAHKEMESİ : Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 25/10/2011
NUMARASI : 2009/327 (E) ve 2011/264 (K)
SUÇ : Resmi belgede sahtecilik
I- Ayrıntısı Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 30.03.1992 gün ve 80/98 sayılı kararında da belirtildiği üzere, belgede sahtecilik suçlarında, önceden verilen rıza üzerine borçlu yerine onun imzasının atılmasında zarar verme bilinç ve iradesi ile hareket
edilmediğinden suç kastından söz edilemeyeceği, rızanın açık veya zımni olabileceği cihetle; somut olayda sanığın savunmasında keşideci D.. K..’nın kardeşi olduğunu, kardeşinin yetkili olduğu şirket tarafından verilen yetkilendirmeye binaen çekleri düzenlediğini savunması; suça konu çeklerde keşideci olan D.. K..’nın da sanığın savunmasını doğrulayarak sanığa çek keşide etmesi hususunda yetki verildiğini ancak vekaletnameyi bulamadıklarını, katılanın zararını da giderdiklerini belirtmesi, bilirkişi raporunda … nolu çek üzerindeki tarih kısmında paraf imzasının D.. K.. eli ürünü olduğunun tespit edilmesi, borcun sanık ve kardeşi tarafından da inkar edilmemesi karşısında; çekin, sahibi tarafından rıza dahilinde verilip daha sonra düzenlenerek keşide edilmesi eyleminde sanığın sahtecilik kastıyla hareket ettiğinden söz edilemeyeceği ve bu halde suçun manevi unsurunun gerçekleşmediği gözetilerek beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi,
II- Kabule göre de;
Suç tarihinde yürürlükte bulunan 765 sayılı TCK.nun 80. maddesinin koşulları oluşmakta ise de, farklı bir düzenleme getiren 5237 sayılı TCK.nun 43. maddesinin uygulanabilmesi için “bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye
karşı aynı suçun birden fazla işlenmesi” gerektiği, suçun aynı anda bir kişiye karşı birden fazla işlenmesi halinde zincirleme suçun gerçekleşmediği gözetilip farklı tarihlerde düzenlendikleri tespit edilemeyen suça konu çeklerin aynı anda katılana verilmiş olması karşısında, anılan Yasanın 43. maddesinin uygulanma koşulları bulunmadığından 5237 sayılı TCK hükümleri lehe olduğu halde 765 sayılı TCK’nun 342/1, 80. maddeleri uygulanarak yazılı şekilde hüküm kurulması suretiyle fazla ceza tayini,
Yasaya aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 21.10.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.