Yargıtay Kararı 2. Ceza Dairesi 2014/19937 E. 2015/21632 K. 25.11.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/19937
KARAR NO : 2015/21632
KARAR TARİHİ : 25.11.2015

Tebliğname No : 2 – 2013/117533
MAHKEMESİ : Sincan 1. Asliye Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 21/06/2012 (Red kararı: 26/03/2014)
NUMARASI : 2011/255 (E) ve 2012/534 (K)
SUÇ : Hırsızlık, mala zarar verme

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
O yer Cumhuriyet savcısının temyiz isteminin sanıklar H.. A.., Ş.. K.. ve A.. B.. hakkında hırsızlık suçundan verilen beraat hükümlerine yönelik olduğu, keza katılan vekilinin temyiz isteminin de aynı sanıklar hakkında hırsızlık suçundan verilen beraat hükümlerine yönelik olduğu gibi, ayrıca sanık Ö.. V.. hakkında hırsızlık ve mala zarar verme suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerini vekalet ücreti yönünden temyiz ettiği belirlenerek yapılan incelemede;
Sanık Ö.. V.. tarafından yapılan temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Sanık Özcan’ın yakalama emri üzerine Pendik 2. Asliye Ceza Mahkemesince alınan savunmasında “F.. Ç.. Mah. D..H.. E.. Cad. No:.. KONYA” adresinde oturduğunu bildirdiği, yoklukta verilen kararın tebliği için çıkarılan tebligat parçasının D..H.. E.. Caddesinde 2… numara bulunmadığından bahisle iade edilmesi nedeniyle bu kez mernis adresinde Tebligat Kanunu’nun 21. maddesine göre 25/12/2012 tarihinde tebliğ edildiği ve temyiz edilmediğinden bahisle hükmün 03/01/2013 tarihinde kesinleştirildiği, ardından sanığın cezaevinden gönderdiği 25/07/2013 tarihli dilekçesi ile hükmü temyiz etmesi üzerine mahkemece 26/03/2014 tarihli ek kararla tebligatın usulüne uygun bulunduğu belirtilerek temyiz isteminin reddine karar verildiği, 28/03/2014 tarihinde tebliğ edilen ek karara karşı sanığın 19/06/2014 tarihli dilekçe ile bu kez yargılanmanın yenilenmesi talebinde bulunduğu ve mahkemece 27/06/2014 tarihli ek kararla talebin, aslında ek kararın temyizi niteliğinde olduğundan bahisle yargılamanın yenilenmesi talebinin reddine karar verilerek dosyanın Yargıtaya gönderildiğinin anlaşılması karşısında; sanığın 19/06/2014 tarihli dilekçesinin, 26/03/2014 tarihli ek karara yönelik temyiz istemi niteliğinde kabul edilmek suretiyle yapılan incelemede;
Temyiz isteminin reddine dair 26/03/2014 gün ve 2011/ 255 – 2012/ 534 sayılı ek kararda bir isabetsizlik görülmediğinden, bu karara yönelik temyiz itirazlarının reddiyle temyiz isteminin reddine dair ek kararın ONANMASINA,
Katılan vekili tarafından sanık Ö.. V.. hakkında verilen hükümlerin yalnızca vekalet ücreti yönünden temyiz edildiği belirlenerek yapılan incelemede;
Sanığın cezalandırılmasına karar verilmiş olması karşısında; kendisini vekil ile temsil ettiren katılan kurum lehine hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13/1. maddesi uyarınca, maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, ancak bu aykırılığın aynı Kanun’un 322. maddesi gereğince düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm tarihi itibariyle yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 1.200,00 TL maktu vekalet ücretinin sanıktan alınarak katılan kuruma verilmesine karar verilmek suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Katılan vekili ve o yer Cumhuriyet savcısının sanıklar H.. A.., Ş.. K.. ve A.. B.. hakkında hırsızlık suçundan verilen beraat hükümlerine yönelik yapılan temyiz itirazlarına gelince;
Oluşa ve dosya kapsamına göre, sanık Özcan’ın Ankara’dan çalmış olduğu suça konu kamyonu Konya’ya götürerek parçalanmak üzere diğer sanıkların iş yerine bıraktığı, bilahare başka bir hırsızlık olayının şüphelisi olarak sanıklar Şenol ve Hasan’ın iş yerinde kimlik tespiti yapıldığı sırada çalınan aracın plakalarının sökülmüş ve mühürsüz olan 10 RL.. sayılı plakalar takılı ve parçalara ayrılmış olduğu görülerek şase numarasının sorgulanmasında müşteki N.. Ç..’a ait olduğunun anlaşılması; bu bağlamda sanık Ali’nin savunmasında, sanıklardan Ş.. K..’nın yanında çalıştığını, diğer sanık H.. A..’ın ise iş yeri ortağı olup, sabah iş yerine geldiğinde Şenol’un iş yerinde olduğunu, aracı sanık Özcan’ın getirdiğini söyleyerek, kendisinden kamyonu parçalayıp sökmesini istediğini beyan ettiği, sanık Hasan’ın savunmasında işlerinin kötü olması nedeniyle yaklaşık 8-10 gün kadar önce iş yerine gelen Ş.. K.. ile aynı iş yerini beraber kullanmayı, masrafları birlikte ödemeyi, ancak herkesin kendi işini yapmasını, birbirlerinin işlerine karışmadan sadece masrafları ödeyerek beraber çalışma konusunda anlaştıklarını, bu anlaşmadan sonra her ikisinin de kendi işlerini yaptığını beyan ettiği, sanık Şenol’un ise kollukta müdafii huzurundaki savunmasında, Ö.. V.. isimli şahsın uzaktan akrabası olduğunu, H.. A.. isimli şahsı yaklaşık 15 yıldır tanıdığını, kendisi ile yaklaşık 1 aydır ortak iş yaptığını, A.. B..’un ise yanında işçi olduğunu, suça konu kamyonu Özcan’ın iş yerine bizzat getirerek bazı tadilatlar yapılmasını istediğini söylediği halde, kovuşturma sırasındaki savunmasında diğer sanık H.. A..’ın yanında işçi olarak çalıştığını, olay günü kamyonu getiren Ö.. V..’nun bu kamyonun çekici tır olacağını söyleyip malzemeleri ayırmalarını istediğini, Özcan’ın patronları H.. A.. ile konuştuğunu, onun sözüyle kendisinin diğer sanık Ali ile birlikte kamyonu parçaladıklarını beyan etmesi karşısında; sanıkların, plakaları sökülmüş ve mühürsüz olan 10 RL.. sayılı plakalar takılı vaziyette iş yerine getirilerek parçalanması istenilen aracın çalıntı olduğunu bilebilecek durumda bulunmaları nedeniyle eylemlerinin TCK’nın 165. maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerektiği halde, delillerin değerlendirilmesinde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde beraat kararı verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, katılan vekili ve o yer Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı istem gibi BOZULMASINA, 25/11/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.