YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/10335
KARAR NO : 2015/8753
KARAR TARİHİ : 21.10.2015
MAHKEMESİ . Sulh Hukuk Mahkemesi
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı menfi tespit davasına dair karar, davacı ve davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Asıl dava ve birleşen dava, kira alacağının tahsili için başlatılan icra takibi nedeniyle borçlu olunmadığının tesbiti istemine ilişkindir. Mahkemece asıl dava ve birleşen davanın kabulü ile davacıların borçlu olmadıklarının tespitine, davacıların tazminat taleplerinin reddine karar verilmiş, karar davacılar vekili ve davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacılar vekili, dava dilekçesinde; müvekkillerinden…’ın kefil sıfatıyla 01/01/2010 başlangıç tarihli kira sözleşmesini imzaladığını, diğer müvvekkili…ın kiracı olarak sözleşmeyi imzalamadığını, davalıların bu geçersiz sözleşmeye dayanarak müvekkilleri aleyhine takip yaptıklarını, sadece….’ın imzasını taşıyan sözleşmenin geçersiz olduğunu belirterek…İcra Müdürlüğünün 2011/5350 E sayılı dosyasında müvekkillerinin borçlu olmadığının tespitine ve % 40 kötüniyet tazminatına karar verilmesini talep etmiş; birleşen davada ise, aynı kira sözleşmesine dayalı olarak müvekkileri aleyhine takip başlatıldığını beyanla..İcra Müdürlüğünün 2013/1693 E sayılı dosyasında müvekkillerinin borçlu olmadığının tespitine ve % 40 kötüniyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. Davalılar vekili, asıl dava ve birleşen davada, davacılardan….’ın müvekkilerine ait taşınmazı kiralamak istediğini, bunun üzerine iki nüsha hazırlanan sözleşmenin imzalaması için ….’a verdiğini, davacının imzaları tamamlayarak sözleşmeyi müvekkiline iade ettiğini, kira sözleşmesinin başlangıç tarihinden tahliye edildiği tarihe kadar davacıların taşınmazı kullandığını, sözleşmenin başlangıç tarihinden itibaren davacıların hiçbir itirazda bulunmadıkları gibi özellikle davacı ….’ın imzasına itiraz etmediğini, herhangi bir dava açmadığını, davacıların kira ödemeden taşınmazı kullandıklarını beyanla davanın reddini savunmuştur.
1-Dosya kapsamına, toplanan delillere, delillerin mahkemece takdir edilerek karar verilmiş olmasına göre davacıların ve davalıların…. hakkında verilen davanın kabulüne yönelik hükme ilişkin temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Davacının …. hakkında verilen hükme yönelik temyiz itirazlarına gelince;
Davaya konu icra takiplerine dayanak 01/01/2010 başlangıç tarihli, beş yıl süreli kira sözleşmesinde kiracı olarak…, kefil sıfatıyla….’ın imzası bulunmaktadır. Davacılar vekili, kira sözleşmesindeki imzalara itirazları olmadığını, sözleşmedeki imzaların ikisinin de kefil …. tarafından atıldığını beyan etmiştir. Adli Tıp Kurumu Başkanlığından alınan bilirkişi raporunda, inceleme konusu kira sözleşmesinde …’a atfen atılı imzanın ….’ın eli ürünü olmadığı, kira sözleşmesinde kefil, kiracı imzaları ve hemen üstlerinde bulunan düzeltme imzasının …’a atfen atılı imzalar ile aynı kişinin eli ürünü olduğu belirtilmiştir. Dayanak sözleşmede, kiracının ismi … yazılmasına rağmen bu kısma davalı …’ın imza attığı hususunda bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Bu durumda davalı …’ın kiracı olduğunun kabulü gerekir. Her ne kadar davalı …, davacılıların yemin teklifi üzerine, yeminli beyanında kiralanan taşınmazın anahtarını almadığının ifade etmiş ise de kiracılık ilişkisi kira sözleşmesinin imzalanması ile doğar ve hüküm doğurur. Sözleşmenin geçerliliği için kiralananın teslimi şart değildir. Bu durumda taraflar arasında kira ilişkisi kurulmuştur. Kira sözleşmesi tarafların rızasıyla, yargı kararı ile veya kiralananın ortadan kalkması ile sona erer. Öte yandan kiralananın teslim edilmediğini veya usulüne uygun olarak tahliye edildiğini ispat külfeti kiracıdadır. Bu nedenle Mahkemece davacı …’ın kiracı olduğu gözönünde bulundurularak değerlendirme yapılması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
Hüküm bu nedenlerle bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalıların temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün davacı yararına BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edenlere iadesine, 21/10/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.