Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2015/27905 E. 2015/34445 K. 25.11.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/27905
KARAR NO : 2015/34445
KARAR TARİHİ : 25.11.2015

MAHKEMESİ : Fethiye 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 05/02/2015
NUMARASI : 2014/238-2015/49

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR

Davacı, davalıların murisine vermiş olduğu borç para karşılığında muhtelif rakamlı bonolar düzenlenerek kendisine verildiğini, davalı tarafın borcu ödememesi nedeniyle de icra takibi başlattığını, davalıların takibe haksız itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazının iptali ile % 20 ‘dan aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini istemiştir.
Davalılar, bonoların zamanaşımına uğradığından ve borçları olmadığından bahisle davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, bu davasında davalıların murisinden alacaklı olduğunu, muris Sadık Başık tarafından düzenlenen 10.05.2002 tanzim tarihli 07.08.2004 vade tarihli ve 10.000, 00 Amerikan Doları tutarlı bono, 12.05.2001 tarihli 10.10.2004 vade tarihli 10.000.000.000, 00 TL(eski) tutarlı bono, 12.05.2001 tanzim tarihli 07.09.2004 vade tarihli ve 70.500, 00 Alman Markı tutarlı, 12.05.2001 tanzim 11.12.2004 vade tarihli 15.000, 00 Alman Markı bonolara dayanmak suretiyle talepte bulunmuştur. Mahkemece, takip dosyasına dayanak yapılan bonoların 3 yıllık zaman aşımı süresinin dolmasından itibaren bir yıllık süre içerisinde takip başlatılmadığı, ayrıca bonoların taraflar arasındaki borç ilişkisine ilişkin düzenlendiği, hatta borç paranın teminatı olarak 2000 yılında taraflar arasında satış vaadi temlik sözleşmesinin yapıldığı, bu itibarla taraflar arasındaki temel borç ilişkisi üzerinden yaklaşık 14 yıllık süre geçtiği ve sözleşme ilişkilerinde öngörülen 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçe gösterilerek davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Taraflar arasındaki ilişki ödünç sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Bu tür sözleşmelerde Türk Borçlar Kanunu’nun 146.maddesi hükmünce zamanaşımı borcun ödenmesi gerektiği tarihten itibaren 10 yıllık süre geçmiş olmakla dolar. Dava konusu senetlerde vade tarihlerinden itibaren takip tarihine göre zamanaşımının dolmadığı açıkta anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca mahkemece, davaya konu senetlerin yazılı delil başlangıcı niteliğinde olduğu ve davacının iddiasını HMK. 202 maddesi kapsamında her türlü delillerle ispatlayabileceği de gözetilerek bu yöndeki tarafların tanık dahil tüm delilleri toplandıktan sonra sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken bu yönlerin göz ardı edilerek eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ: çıklanan nedenlerle davacının temyiz itirazının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, 25/11/2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.