YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/1226
KARAR NO : 2015/4364
KARAR TARİHİ : 14.09.2015
Mahkemesi :Elazığ 2. Asliye Hukuk Hakimliği
Tarihi :31.10.2013
Numarası :2011/167-2013/679
Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış, eksiklik nedeniyle mahalline iade edilen dosya ikmâl edilerek gelmiş olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
– K A R A R –
Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan edimin gereği gibi ifa edilmemesi ve sözleşmeye aykırılık nedeniyle sözleşmenin feshi istemine ilişkin olup; mahkemece, davanın reddine dair verilen karar, davacı iş sahibi kooperatif vekilince temyiz edilmiştir.
Davada, 13.08.2008 ve 26.09.2008 tarihli sözleşmelerin feshine karar verilmesi talep edilmiş, mahkemece işin esası incelenmek suretiyle fesih isteminin reddine karar verilmiştir. Arsa payının tapuda devrinin öngörüldüğü ve noterce düzenlenmesi zorunlu bulunan arsa payı karşılığı inşaat yapım sözleşmelerinin feshine mahkemece karar verilmesi ya da taraf iradelerinin fesih konusunda birleşmesi gibi istisnalar bulunmakla birlikte, kural olarak; eser sözleşmeleri, tek taraflı irade beyanının karşı tarafa ulaşmasıyla feshedilmesi mümkün olan sözleşmelerdir. Bu tür sözleşmelerin mahkemece feshine karar verilmesini istemekte, hukuki yarar bulunduğundan söz edilemez.
Davacı tarafın feshini talep ettiği sözleşmelerde, Yargıtay’ın istikrar bulan içtihatlarında fesih için mahkeme kararı ya da taraf iradelerinin birleşmesini gerekli gören istisnalar bulunmamaktadır. Buna göre, somut olayda, yukarıda açıklandığı üzere, davacı iş sahibi kooperatifin fesih iradesini yükleniciye iletmekle sonlandırılması mümkün olan bir sözleşmenin feshi için mahkeme kararı almasında hukuki yararı bulunmamaktadır. Kaldı ki; davacı, aleyhine davalı tarafça Elazığ 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2010/171 Esas sayılı dosyasında açılan itirazın iptali davasında, bu davaya dayanak yaptığı hukuki ve maddi gerekçeleri savunma olarak ileri sürmüş ve bu davada fesih gerekçesi olarak ileri sürdüğü bu gerekçelerin o davada değerlendirilerek, aleyhine açılan davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 114/1-h bendi uyarınca, davacının açmış olduğu davada hukuki yararının bulunması dava şartı olup, aynı Kanun’un 115. maddesi uyarınca, kural olarak, yargılamanın her aşamasında taraflarca ileri sürülmese bile mahkemesince re’sen değerlendirilmesi gerekir.
Bu durumda; mahkemece, davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerekirken, esasının incelenmesi suretiyle reddine karar verilmesi doğru olmadığından hükmün bozulması gerekirse de; bu yanılgının düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 438/son maddesi uyarınca gerekçesinin düzeltilmesi suretiyle hükmün onanmasına karar verilmesi gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulüyle hükmün 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 438/son maddesi uyarınca gerekçesinin “Davacının davayı açmakta hukuki yararının bulunmaması” şeklinde değiştirilmesi suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, düzeltilerek onama gerekçesi nazara alınarak diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine, karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteminde bulunulabileceğine 14.09.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.