Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2015/3800 E. 2015/10696 K. 19.10.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/3800
KARAR NO : 2015/10696
KARAR TARİHİ : 19.10.2015

MAHKEMESİ : İZMİR 6. SULH HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 11/12/2014
NUMARASI : 2011/792-2014/1026

Taraflar arasında görülen davada İzmir 6. Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 11/12/2014 tarih ve 2011/792-2014/1026 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; müvekkilinin acentesi olan A. Sigorta Aracılık Hiz. Ltd. Şti.’den 12.10.2006, 12.11.2006, 12.12.2006 vade tarihli 1.800,00 TL tutarlı üç adet bonoyu ciro yoluyla devraldığını, 6762 sayılı TTK’nın 661. maddesi uyarınca bonolarda keşideciye karşı açılacak davaların vade tarihinden itibaren üç yıl geçmekle zamanaşımına uğrayacağının düzenlendiğini, ancak aynı yasanın 664. maddesinde bonodan kaynaklanan borcun düşmesi halinde dahi, keşideci ve poliçeyi kabul etmiş olan muhatabın hamilin zararına ve sebepsiz iktisap ettiği miktar oranında hamile karşı sorumlu olduğunun belirtildiği, bono hamilinin bu durumda BK 61. maddesi uyarınca sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca keşideciye müracaat edebileceğini, müvekkilinin zamanaşımına uğrayan bonolar nedeniyle bir yılık süre dahilinde sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca davalı keşideci hakkında İzmir İcra Müdürlüğü’nün 2010/14885 Esas sayılı takip dosyasında icra takibi başlattığını, takibin borca ve ferilere yapılan itiraz nedeniyle durduğunu ileri sürerek davalının icra dosyasına yaptığı itirazın iptali ile takibin devamına, borçlunun alacağın %40’ından aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; senet bedellerinin bonoyu ciro eden A. şirketine ödendiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre; 6762 sayılı TTK’nın 664. maddesi uyarınca hamilin zamanaşımına uğrayan bono nedeniyle bir yıllık süre dahilinde sebepsiz zenginleşmeden kaynaklı olarak keşideciye karşı alacak davası açabileceği, somut olayda yasal süre dahilinde icra takibini yapıldığı, davalının senetten kaynaklı borcu ciranta A. şirketine ödediği hususunu ispat edemediği, bu suretle sebepsiz zenginleştiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüyle İzmir 1. İcra Müdürlüğü’nün 2010/14885 Esas sayılı takip dosyasına yapılan itirazın kısmen iptali ile takibin 5.400,00 TL asıl alacak üzerinden devamına, davacının işlemiş faiz ve ferilerine yönelik talepleri ile icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava; TTK’nın 664. maddesi uyarınca sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayalı olarak keşideci aleyhine yapılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Mahkeme kararlarının niteliği ile hangi hususları kapsayacağına ilişkin yasal düzenlemeler incelendiğinde, gerek davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 388. maddesinde gerekse karar tarihinde yürürlükte bulunan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Hükmün Kapsamı” başlıklı 297. maddesinde mahkeme kararlarının nasıl yazılacağı, kararda hangi hususların yer alacağı açıkça gösterilmiştir. Hükümler, davayı esastan halleden ve taraflar arasındaki uyuşmazlığı sona erdiren nihai kararlardır (6100 sayılı HMK madde 294.) Anayasa’nın 141. maddesi gereğince, bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olması gereklidir. Gerekçenin önemi Anayasal olarak hükme bağlanmakla gösterilmiş olup gerekçe ve hüküm birbirine sıkı sıkıya bağlıdır. 6100 sayılı HMK 297/2 maddesi uyarınca hükmün sonuç kısmında taleplerin her biri hakkında verilen hüküm açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmelidir. Bu yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereğidir.
Bu açıklamalar uyarınca somut olaya gelindiğinde; davacı tarafından İzmir Birinci İcra Müdürlüğü’nün 2010/14885 Esas sayılı takip dosyasında toplam 5.400,00 TL üç adet bono bedeleli, 128,28 TL diğer alacaklar, 5.110,68 TL işlemiş faiz, 16,20 TL komisyon ücreti toplamı olarak 10.655,16 TL alacak talebiyle borçlu hakkında icra takibine başlanılmış, borçlunun borca ve fer’ilerine itirazı nedeniyle açılan bu davada yapılan yargılama neticesinde; gerekçede herhangi bir açıklamaya yer verilmeksizin, davacının icra inkar tazminatı ve işlemiş faiz ve fer’ilere yönelik taleplerinin reddine karar verilmiştir. Ancak; takip konusu alacağın bonodan kaynaklandığı, alacağın önceden belirlenebilirlik, bilinebilirlik, hesap edilebilirlik vasfı ve dolayısıyla likit alacak niteliği taşıdığı, bu nedenle, İİK’nın 67. maddesindeki koşulların davacı yararına gerçekleştiği, faiz ve diğer fer’i talepler yönünden hesaplama yapılarak sonucu uyarınca bir karar verilmesi gerektiği gözetilmeksizin ve gerekçeli kararda da bu hususta bir açıklamaya yer verilmeden yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine,15/10/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.