YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/4157
KARAR NO : 2015/10706
KARAR TARİHİ : 19.10.2015
MAHKEMESİ : BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 04/12/2014
NUMARASI : 2014/680-2014/454
Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 04/12/2014 tarih ve 2014/680-2014/454 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirketin hissedarı olduğunu, toplam 1.400.000,00 TL tutarındaki sermayeye karşılık 10.000 adet hisseden 394 adedinin müvekkiline ait olduğunu, davalı şirketin 2011 yılı faaliyetlerinin görüşüldüğü 27.03.2012 tarihli olağan genel kurul toplantısında alınan kararlardan bir kısmının 6762 sayılı TTK’nın 374/2. maddesinde öngörülen oydan mahrumiyet kurallarını ihlal ettiğini, bir kısmının da objektif iyi niyet kuralları ile kanuna aykırılık taşıdığını ileri sürerek 3, 4, 5 ve 8 numaralı genel kurul kararlarının iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, iptali istenen genel kurul kararlarının hukuka uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davalı şirket Yönetim Kurulu Başkanı’nın başka şirketlerle ticari ilişki içerisinde olmasının başlı başına şirketin zararına olacak bir durum oluşturmayacağı, böyle bir ticari ilişkinin kurulmuş olmasının tek başına genel kurul kararının iptali sonucunu doğurmayacağı, kaldı ki davacının, yönetim kurulu başkanının diğer şirketlerle ticari ilişki kurmasından dolayı zarar varsa ne tutarda bir zararı olduğunu karşılaştırmalı bir şekilde ispat etmesi gerektiği, bu hususta hiçbir delil sunmadığı, bu hususun olsa olsa sorumluluk davasına konu olabileceği, yönetim kurulu ibrasının şahsi bir iş olarak görülemeyeceği, TTK’nın 374/2. hükmünde oydan yoksunluğun sadece “şirket işlerinin görülmesine herhangi bir surette iştirak etmiş olanlara” özgü olduğu gerekçesiyle davaya konu 3 ve 5 numaralı kararların iptaline ilişkin taleplerin reddi ile 4 ve 8 numaralı kararların usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle iptaline karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 19/10/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.