Yargıtay Kararı 4. Ceza Dairesi 2015/21397 E. 2015/37260 K. 05.11.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/21397
KARAR NO : 2015/37260
KARAR TARİHİ : 05.11.2015

Tebliğname No : KD – 2015/221998

Tehdit ve cinsel taciz suçlarından sanık B.. T.. hakkında yapılan yargılama sonunda mahkumiyetine dair, Kaş Asliye Ceza Mahkemesince verilen 10.04.2012 gün ve 2007/183 esas, 2012/366 karar sayılı hükmün sanık tarafından temyizi üzerine,
Dairemizin 16.03.2015 gün ve 2014/20417 esas, 2015/24659 sayılı kararıyla;
“Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Sanıklara yükletilen tehdit ve cinsel taciz eylemleriyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu öğelerinin ve bu eylemlerin sanıklar tarafından işlendiğinin Kanuna uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı,
Eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanunda öngörülen suç tiplerine uyduğu,
Cezaların yasal bağlamda uygulandığı,
Anlaşıldığından, sanıklar Y.. T.. ve B.. T.. müdafilerinin ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmemiş olmakla, tebliğnameye aykırı olarak, TEMYİZ DAVASININ ESASTAN REDDİYLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA” karar verilmiştir.
I- İTİRAZ NEDENLERİ
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 01/07/2015 gün ve 2015/221998 sayılı yazısı ile;
“İtirazlarımız sanık B.. T.. hakkında atılı cinsel taciz ve tehdit suçlarını işlediğine dair mahkumiyetine yeterli, her türlü şüpheden uzak delil bulunmadığı ve bu itibarla sanığın atılı suçlardan beraati yerine mahkumiyetine karar verilmesinin dosya kapsamına uygun düşmediği noktasında toplanmaktadır.
Şöyle ki; Mağdur Nuray aşamalardaki beyan ve ifadelerinde;
01/08/2006 tarihli şikayet dilekçesinde özetle; “Bir seneden beri telefonla yani ev telefonu ve gizli cep telefonu ile rahatsız edilmekteyim. Kendisini tanıtmadı, evinin yol üzerinde olduğunu söyledi. Yola çık sanak 750 TL. vereceğim, dedi. Seninle buluşalım. dedi. Ben Y.. T..’dan şüpheleniyorum. Ama bu çocuğu yönlendiren başkaları var. Sıkıştırılırsa söyler zannediyorum.”
07/12/2006 tarihli şikayet dilekçesinde; “Bir şahıs tarafından telefonla rahatsız edilmekteyim. Rahatsız etme olayı halen devam etmektedir. Evimde bulunan .. nolu telefonumun tekrar dinlemeye alınması hususunda gereğini arz ederim”
07/12/2006 tarihli savcılık beyanında özetle; “Şikayet dilekçemi aynen tekrar ederim. Evimizde kullanmakta olduğumuz t(..) nolu telefondan devamlı olarak rahatsız edimekteyim. Rahatsız eden şahıs bana – senin hayranınım, seni seviyorum, dışırada buluşalım, okulun bahçesine gel, cinsel ilişkiye girmemiz halinde sana 750 veya 500 TL. veririm – demek suretiyle devamlı olarak bana cinsel tacizde bulunmaktadır.”
25/12/2006 tarihli şikayet dilekçesinde özetle; “Bir iki yıldan beri ev telefonu ve gizli cep telefonu ile nahatsız ediliyorum. Bana yola çık sana 750 TL. vereceğim, seninle buluşalım, dedi. Telefon sapığı çok ağar itham ve tekliflerde bulunduğu için psikolojim bozuldu. Daha önceki şikayetimde de belirttiğil gibi Y.. T..’dan şüpheleniyorum. Ayrıca el yazısı ile sunduğum tarihlerde 0 5.. nolu telefonumdan rahatsız edildim.”
24/01/2007 tarihli dilekçesinde özetle; “B.. T.. ve Y.. T.. bir hafta kadar önce evvela beni cep telefonumdan rahatsız ettiler. Ben ev telefonundan arayın dedim. Yanımda Ö.. B.., H.. B.. ve M.. B.. hazır bulunmakta idiler. Beni sanıklar ev telefonumdan aradılar, şahitlerim de dinlediler. Şahitlerimin celp edilerek dinlenilmesini istiyorum.”
24/01/2007 tarihli savcılık beyanında; “Daha önceki ifademi aynen tekrar edrem. Ev telefonumuza yapılan aramalar ve cinsel taciz içerikli sözler devam etmektedir. Benim şikayetim devam etmekte olup ev telefonumun dinlenmeye devam edilmesi ve şüphelilerin cezalandırılmasını istiyorum.”
24/01/2007 tarihinde aynı gün yine savcılıkta ikinci kez verdiği ifadesinde; “Ben yukarıda belirtmiş olduğum adreste ikamet ederim Bana sormuş olduğunuz olayı anladım benim evimde kullanmakta olduğum .. nolu ev telefonu ve kendi kullanmakta olduğum 05.. nolu cep telefonum bulunmaktadır bu kullanmakta olduğum telefonlarıma yaklaşık olarak iki seneden beri Kaş .. köyünde ikamet eden Hasan oğlu B.. T.. ile yine aynı köyden A.. İ.. oğlu Y.. T.. devamlı olarak telefon açarak bana “seni zorla götüreceğiz eşinden boşan , ben seni alacağım , seninle dışarıda bağda bahçe de buluşalım” demek süretiyle devamlı olarak tehdit ve tacizde bulunuyorlar Bu konuşmalara eşim M.. B.., H.. B.. ve Ö.. B.. şahıt olmuşlardır Bu konuşmalar sırasında cep telefonumun ve ev telefonumun dışa konuşma düğmesine basarak bütün konuşmaları duymuşlardır bu şahitleriminde dinlenmesi talep ediyorum” şeklinde iddialarını dile getirmiş,
Kovuşturma aşamasındaki beyanında ise; “sanığın beyanlarını kabul etmiyorum. Ben bu konuda daha önce beyan vermiştim. Önceki beyanlarımı aynen tekrar ederim. Sanıklar beni hem cepten hem de ev telefonumdan sürekli arayarak tacizde bulunuyorlardı. benimle ilgili olarak telefonda göğüslerin çok güzel , çok seksisin , seni öpmek istiyorum, ….. yalamak istiyorum, seni çok canım çekiyor, gibi ağza alınmayacak ahlaksız sözler söylüyorlardı Benimle ilişki kurmak istediklerini, ilişkiye girmezsen seni kaçırırız, zorla sana sahip oluruz diyerek beni tehdit ediyorlardı. Hatta bu tehditlerine Ö.. B.. , H.. B.. ve Eşim M.. B.. da şahittirler. Kendilerinden davacı ve şikayetçiyim.” şeklinde ifade vermiştir.
Sanık B.. T.. aşamalardaki savunmalarında ısrarla üzerine atılı suçlamaları kabul etmemiştir.
Mağdurun eşi M.. B.. ile eşinin kardeşleri Ö.. B.. ve H.. B.., mağdurun gelen telefonu kendilerine dinletmeleri sonucunda telefondaki seslerin B.. T.. ve Y.. T..’a ait olduğunu anladıklarını, sanıkların mağdurun telefonunu ayrı ayrı aradıklarını beyan etmişlerdir.
Mağdur N.. E.. K.. Cumhuriyet Başsavcılığı’na ilki 01/06/2008 tarihinde olmak üzere sırasıyla 07/12/2006 ve 25/12/2006, 24/01/2007 tarihli dört ayrı dilekçe vermiş, yine soruşturma aşamasında cumhuriyet savcısına verdiği ve 24/01/2007 tarihinde iki kez olmak üzere toplamda üç kez ifade vermiştir. Mağdur Nuray bu dilekçe ve ifadelerinin 24/01/2007 tarihine kadar olanların hiçbirinde sanık B.. T..’ın ismi geçmemekte ve esasen tek bir kişiye işaret etmektedir. Mağdure 24/01/2007 tarihindeki son beyanının öncesindeki beyan ve ifadelerinin bir kısmında isim belirtmemiş, bir kısmında ise tek bir kişiden, diğer sanık Y.. T..’dan şüphelendiğini ifade etmiştir. Sanık Bekir’e yönelik olarak ise bir iddiada bulunmamış adı geçene ilişkin bir şüphesinden bahsetmemiştir.
24/01/2007 tarihli dilekçesi ve aynı tarihli savcılıktaki en son ifadesinde ise kendisine yönelik eylemleri B.. T.. ve Y.. T..’ın gerçekleştirdiği iddiasını ileri sürmüştür. Mağdure şikayetini gündeme getirdiği 01/08/2006 tarihli dilekçesinden yaklaşık 6 ay sonra ilk kez sanık B.. T..’ a da suç isnadında bulunmuş ve bu kez iddialarını eşi ve eşinin kardeşlerinin tanıklığına dayandırmıştır. Ki bu iddia da mağdurun yakın akrabası tanıkların ses teşhisine dayanmaktadır.
Mağdure kendisinin iki yıldır telefonla rahatsız edildiğini bildirdiği halde, sanığı sesinden tanımak suretiyle ortaya çıkan iddiaları ilk şikayetinin ardından yaklaşık 6 aylık bir süre geçtikten sonra husule gelmiştir. Yine suçun işlendiği uzunca bir süre boyunca sanığı önceden tanıyan mağdur ve yakın akrabalarının bu uzun süre boyunca sanığı sesinden teşhis edip gündeme getirmeleri olanaklı bulunduğu halde bu yöndeki iddialarını ilk kez bu tarihte dile getirmişlerdir. Tanıklardan Halil ve Mehmet’in savcılık beyanlarında telefon eden şahısları tanıdıkları ve bu şahısların Y.. T.. ve B.. T.. olduğunu “duydukları” yolundaki beyanları ise tanımanın duyuma dayalı olduğunun belirtildiği cihetle ayrıca dikkat çekici bulunmuştur. Diğer yandan belirtmek gerekir ki bir insanın mekanik-dijital bir materyalden gelen sesinin kime ait olduğunun mağdur ve yakın akrabalarınca teşhisi de başkaca delillerle desteklenmediği takdirde hükme esas alınamayacak nitelikte oldukça şüpheli bir veridir.
Dosya içine getirtilen telefon kaydı dökümlerinde sanık Yusuf’un mağduru aradığına ilişkin kayıtlar bulunmasına rağmen sanık Bekir’in mağduru aradığına ilişkin bir kayıt bulunmamaktadır.
Yine bu kapsamda belirtmek gerekirse sanıkların mağduru ayrı ayrı aradıkları yönündeki tanık beyanlarına da getirtilen kayıtlar karşısında itibar edilmesi mümkün bulunmamaktadır. Bu hususun tersinin kabulü ise şüphenin sanık aleyhine yorumlanması anlamına gelecektir.
Yukarıda anlatılan bu hususların ışığında mağdurun yakın akrabaları olan ve sanık Bekir’i sesinden tanıdıklarına ilişkin ve kesin bir veriye dayanmayan tanıklıkları başkaca delillerle desteklenmeyen kamu davasına konu olayda, mağduru aradığına ilişkin bir telefon görüşme kaydı da bulunmayan sanık Bekir’in savunmasının aksi dosya kapsamıyla ispatlanamamıştır.
Bu meyanda sanık Bekir’in atılı suçları işlediğine dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı cihetle sanığın beraatine karar verilmesi gerekirken mahkumiyet hükümleri kurulmasının ve Yüksek 4. Ceza Dairesince mahkumiyet hükümlerinin bozulması yerine onanmasına karar verilmesinin dosya kapsamına uygun düşmediği değerlendirilmektedir.
Sonuç ve istem: Yukarıda açıklanan nedenlerle, Kaş Asliye Ceza Mahkemesi’nin 10/04/2012 gün, 2007/183 esas ve 2012/366 karar sayılı ilamıyla sanık B.. T.. hakkında cinsel taciz ve tehdit suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerine ilişkin Yüksek 4. Ceza Dairesinin 16/03/2015 tarih, 2014/20417 esas, 2015/24659 karar sayılı “ONAMA” kararının kaldırılarak, sanık B.. T..’ın atılı suçlardan ayrı ayrı beraatine karar verilmesi gerektiğinden bahisle hükümlerin “BOZULMASINA” karar verilmesi, itirazımızın Yüksek Dairece yerinde görülmemesi halinde dosyanın Yüksek Yargıtay Ceza Genel Kuruluna sunulmak üzere Yüksek Yargıtay Birinci Başkanlığı’na gönderilmesi itirazen arz ve talep olunur.” isteminde bulunulması üzerine dosya Dairemize gönderilmekle, incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:
II- İTİRAZIN KAPSAMI
İtiraz, tehdit ve cinsel taciz suçlarından sanık B.. T.. hakkında verilen mahkumiyet kararlarının onanmasına dair, Dairemizin 16.03.2015 tarihli kararına ilişkindir.
III- KARAR
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın itiraz gerekçeleri yerinde görülmekle, 6352 sayılı Kanunun 99. maddesiyle eklenen 5271 sayılı CMK’nın 308. maddesinin 3. fıkrası uyarınca İTİRAZIN KABULÜNE,
Dairemizce verilen 16.03.2015 gün ve 2014/20417 Esas, 2015/24659 Karar sayılı sanık B.. T.. hakkındaki onama kararlarının KALDIRILMASINA,
Kaş Asliye Ceza Mahkemesince verilen 10.04.2012 gün ve 2007/183 esas, 2012/366 karar sayılı hükmün yeniden incelenmesi sonucu:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Katılan N.. B..’ın 01.08.2006, 07.12.2006 ve 25.12.2006 tarihli şikayet dilekçe ve beyanlarında sanık B.. T..’ın isminden bahsetmeyip, içerik itibariyle bir kişi tarafından rahatsız edildiğini ifade ederek sanık Y.. T..’dan şüphelenmesi, dosya içersinde sanık Bekir’in katılanı aradığına ilişkin telefon görüşme kaydı bulunmaması, katılanın 24.01.2007 tarihli şikayetinde sanık Bekir’den de bahsederek eşi ve eşinin kardeşlerini tanık olarak göstermesi, tanıkların da “yaklaşık 3-4 ay kadar önce, Ekim ya da Kasım aylarında” meydana gelen olaya şahit olduklarını ifade etmeleri karşısında, katılanın 2006 yılı Aralık ayındaki şikayetlerinde sanık Bekir ve tanıklardan neden bahsetmediği açıklattırılıp, çelişkiler giderilmeden ve aşamalarda ısrarla suçlamaları kabul etmeyen sanık Bekir’in tehdit ve cinsel taciz suçlarını işlediğine dair kabulün hangi somut delillere dayandırıldığı açıkça belirtilmeden, yetersiz gerekçeyle mahkumiyet hükmü kurulması,
Kanuna aykırı ve sanık B.. T.. müdafiinin temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden itiraz yazısına uygun olarak HÜKÜMLERİN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 05.11.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.