Yargıtay Kararı 4. Ceza Dairesi 2015/19211 E. 2015/38660 K. 26.11.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/19211
KARAR NO : 2015/38660
KARAR TARİHİ : 26.11.2015

Tebliğname No : KYB – 2015/214208

Genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması ve silahla tehdit suçlarından şüpheliler A.. Y.., V.. Y.., H.. Y.. ve C.. Y.. hakkında yapılan soruşturma sonucunda, Tarsus Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 08/01/2015 tarihli ve 2014/10293 soruşturma, 2014/158 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddine ilişkin, Tarsus Sulh Ceza Mahkemesinin 01/04/2015 tarihli ve 2015/536 değişik iş sayılı kararının, Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına bozulmasının istenilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 18/06/2015 gün ve 214208 sayılı istem yazısıyla dava dosyası Dairemize gönderilmekle incelendi:
İstem yazısında; “Dosya kapsamına göre, Tarsus Cumhuriyet Başsavcılığınca, şüpheliler hakkında kamu davası açmak için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilemediğinden bahisle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de, 5271 sayılı Kanun’un 160. maddesi uyarınca, Cumhuriyet Savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlaması gerektiği, aynı Kanun’un 170/2. maddesi gereğince yapacağı değerlendirme sonucunda, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açacağı, aksi halde ise anılan Kanun’un 172. maddesi gereği kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vereceği, buna karşın Cumhuriyet savcısının 5271 sayılı Kanun’un kendisine yüklediği soruşturma görevini yerine getirmediği, ortada yasaya uygun bir soruşturmanın bulunmadığı durumda, anılan Kanun’un 173/3. maddesindeki koşullar oluşmadığından, itirazı inceleyen merciin Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla itirazın kabulüne karar verebileceği yönündeki açıklamalar karşısında, somut olayda müşteki ile şüpheliler arasında önceye dayalı bir husumet bulunması, müştekinin evlerinin kurşunlanması sonrasında başlatılan soruşturma kapsamında ifadelerine başvurulan şüpheli Cumhurhan Yaramış’m 03/12/2014 tarihli ifadesinde, hem müşteki Ç.. Y..’ın hem de şüpheli A.. Y..’ın amcaları olduğunu, tam olarak hatırlayamadığı bir tarihte, Adnan’ın kendisine ait iş yerine 2-3 defa gelerek miras meselesinde Çavuş’un kendisinin hakkını yediğini, kendisine “Çavuş’u vur. vurmazsan ben başkasına vurdururum” dediğini, Çavuş’un üst geçit muhitinde bulunan evine sıkmasını istediğini, ancak kendisinin kabul etmediğini, tam olarak hatırlamadığı bir tarihte kendisinden ruhsatsız tüfek istediğini, “bulabileceğimiz herhangi bir yer var mı?” diye sorduğunu beyan etmiş olması, tanık F.. Y..’ın 03/12/2014 tarihli ifadesinde, Adnan ve Çavuş’un eşinin amcaları olduğunu, Çavuş’un evine silah atıldığını duyduğunu, ancak bizzat görmediğini, silah atma olayının olduğu dönemlerde Adnan’ın eşinin yanına gelerek “eğer Çavuş’u vurursan sana para veririm, marketine yardım ederim, eğer yapmazsan ben yapacak birini bulurum” şeklinde beyanlarda bulunduğunu, ancak eşinin kabul etmediğini beyan etmiş olması, tanık D.. F..’nun 03/12/2014 tarihli beyanında. Eylül ayı içerisinde Kaymakamlık binasının önünde tek başına bulunduğu bir sırada Adnan’ın kendisinin yanına geldiğini, “kardeşinle aranızdaki sorun nedir?” diye sorduğunda, “Çavuş’un evi tarandı, çiftliği de tarandı, ben Tarsus’ta geziyorum, Çavuş gezemiyor, biz birbirimizi görsek öldürürüz” dediğini, ayrıca Çavuş’un gıyabında sinkaflı küfür ettiğini beyan etmiş olması karşısında, taraflar arasında eskiye dayalı bir husumet bulunduğu da nazara alınarak mevcut delilleri değerlendirme yetkisinin mahkemesine ait bulunduğu gözetilmeden, şüpheli A.. Y.. hakkındaki itirazın kabulü yerine, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” denilmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
I-Olay:
Genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması ve silahla tehdit suçlarından şüpheliler A.. Y.., V.. Y.., H.. Y.. ve C.. Y.. hakkında yapılan soruşturma sonucunda, Tarsus Cumhuriyet Başsavcılığının 08/01/2015 tarihli kararıyla, evlerin kurşunlanması üzerine müştekilerin aralarında ihtilaf bulunan kişileri şikayet ederek başlatılan soruşturmada, şüpheli A.. Y..’tan alınan svap örneklerinde atış artıklarına rastlanmadığı, tanıkların alınan ifadelerinde görgüye dayalı bir bilgilerinin olmadığı gerekçesiyle takipsizlik kararı verildiği, müşteki Ç.. Y.. vekilinin karara süresinde itirazı üzerine, Tarsus Sulh Ceza Mahkemesinin 01/04/2015 tarihli kararıyla itirazın reddine karar verildiği, kesin olan bu karara karşı müşteki vekilinin eksik soruşturma yapıldığına ilişkin müracaatı üzerine, kanun yararına bozma talebinde bulunulduğu anlaşılmıştır.
II- Kanun Yararına Bozma İstemine İlişkin Uyuşmazlığın Kapsamı:
Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara müşteki vekili tarafından eksik soruşturma yapıldığı gerekçesiyle yapılan itirazın reddine dair merci kararının, hukuka uygun olup olmadığının belirlenmesine ilişkindir.
III- Hukuksal Değerlendirme:
Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 160. maddesinin 1. fıkrasında, “Cumhuriyet savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hali öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlar. “2. fıkrasında, “Cumhuriyet savcısı, maddi gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adli kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlüdür.” 170. maddesinin 2. fıkrasında, “Soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa; Cumhuriyet Savcısı, bir iddianame düzenler.” 172. maddesinin 1. fıkrasında, “Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir.” hükümleri düzenlenmiştir.
Yukarıda yer verilen düzenlemelerden de anlaşılacağı üzere, Ceza Muhakemesi Kanununun “soruşturma” başlıklı 2. kitabında, Cumhuriyet savcısının suç soruşturmasına ilişkin süreci nasıl yürüteceği ve kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmesi durumunda, itirazı incelemekle görevli mahkemenin görevleri açık bir şekilde düzenlenmiş bulunmaktadır.
Bu çerçevede, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı itiraz üzerine inceleyen mahkeme, kamu davası açılması için yeterli delil bulunmaması durumunda itirazın reddine, yeterli delil bulunması durumunda itirazın kabulüne veya eksik soruşturma nedeniyle soruşturmanın genişletilmesine karar verebilecektir.
CMK’nın 170/2. maddesine göre kamu davası açılabilmesi için soruşturma aşamasında toplanan delillere göre suçun işlendiğine dair yeterli şüphe bulunması gerekir. Suç ihbar veya şikayeti yoluyla soruşturma yaparak maddi gerçeğe ulaşma yükümlülüğü ve yetkisi bulunan Cumhuriyet savcısı, soruşturma sonucunda elde edilen delilleri değerlendirerek kamu davası açmayı gerektirir nitelikte yeterli şüphe olup olmadığını takdir edecektir. Bu durum delil değerlendirmesini gerektirir. Diğer bir deyişle Cumhuriyet savcısı elde edilen delillerin kamu davası açılması için yeterli olduğu kanaatine varırsa dava açacak, aksi durumda takipsizlik kararı verecektir. Bu nedenle savcının delilleri değerlendirme yetkisi vardır. Aksi durumun kabulü her ihbar veya şikayet üzerine Cumhuriyet savcısının kamu davası açmasını, delil takdirinin ise mahkemeye bırakılmasını gerektirir ki bu kabul lekelenmeme hakkıyla bağdaşmayacak ve kanunun ruhuna uygun düşmeyecektir.
İnceleme konusu somut olayda; Müşteki Ç.. Y.. ile kardeşleri olan şüpheliler A.. Y.., V.. Y.. ve yeğenleri olan H.. Y.., C.. Y.. arasında arazi uyuşmazlığı bulunduğu ve bu nedenle husumetli oldukları sabittir. Müştekilerin evlerinin kurşunlanması olaylarında, eylemlerin faillerini gören tanık beyanı da yoktur. Müştekiler olaylar sonrası aralarında ihtilaf bulunan şüphelilerin ismini vererek onlardan şikayetçi olmuşlardır. Şüpheli C.. Y..’ın Savcılıkta verdiği 03.12.2014 tarihli beyanının kollukta verdiği 19.09.2014 tarihli beyanıyla örtüşmediği gibi eşi olan tanık F.. Y..’ın beyanıyla da tam olarak örtüşmediği, yine tanık D.. F..’nun beyanın ise taraflar arasındaki husumeti doğrular mahiyette olmasına karşın, olayı aydınlatacak nitelikte bulunmadığının anlaşılması karşısında, şüpheli A.. Y.. hakkında şikayete konu olaylarla ilgili kamu davası açmayı gerektirir nitelikte şüphe oluşturacak delil bulunmadığı anlaşıldığından, itirazın reddine dair merci kararı yerinde görülmekle kanun yararına bozma isteminin reddine karar verilmiştir.
IV- Sonuç ve Karar:
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden, CMK’nın 309. maddesi uyarınca KANUN YARARINA BOZMA İSTEĞİNİN REDDİNE, 26.11.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.