YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/4113
KARAR NO : 2015/10827
KARAR TARİHİ : 21.10.2015
MAHKEMESİ : MANİSA 3. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 19/01/2015
NUMARASI : 2014/329-2015/28
Taraflar arasında görülen davada Manisa 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 19/01/2015 tarih ve 2014/329-2015/28 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; müvekkilinin davalılar ile birlikte davalı şirketin hissedarı olduğunu, 03.05.2013 tarihli ortaklar kurulu kararıyla şirketten ıskat edildiğini, kararın noter yoluyla tebliğ edildiğini ancak tebligatın da usulüne uygun olmadığını, şirketten çıkarılmasını gerektirecek haklı sebeplerin olmadığını ileri sürerek ıskata ilişkin davalı şirketçe alınan 03.05.2013 tarihli kararın iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekilleri; davanın süresinde açılmadığını, 3 aylık hak düşürücü sürenin geçtiğini, şirket ana sözleşmesinde görüleceği ve alınan çıkarma kararında belirtildiği üzere davacı tarafından tek başına aldığı kararlarla borçlandırıcı işlemler yapıp şirketi borç batağına sürüklediğini, çıkarma kararının iyiniyet kurallarına aykırılık teşkil etmediğini savunarak davanın reddini istemişlerdir.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; davalı şirket ortaklar kurulunun 03.05.2013 günü toplantısında davacının şirket ortaklığından çıkarılmasına karar verildiği ve verilen bu kararın Manisa 2. Noterliğin’den gönderilen ihtarname ile davacıya 07.05.2013 tarihinde tebliğ edildiği, davacı tarafça yasada öngörülen 3 aylık hak düşürücü süre geçtikten sonra ve 22.04.2014 tarihinde çıkarma kararının iptaline ilişkin dava açıldığı gerekçesiyle TTK’nın 255/2. maddesi uyarınca ve süre aşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 21/10/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.