YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/4082
KARAR NO : 2015/10819
KARAR TARİHİ : 21.10.2015
MAHKEMESİ : ANKARA 4. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 01/12/2014
NUMARASI : 2014/264-2014/345
Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 01.12.2014 tarih ve 2014/264-2014/345 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; müvekkilİnin şirkete ait 11.08.1995 tarihli inhisari lisans sözleşmesi ile H. N. Ş. adına tescilli “E.” markasını kullanma hakkına sahip olduğunu, davalı tarafından tescil başvurusuna konu 2012/45553 sayılı “E.” markasının “E.” ibaresini aynen içerdiğini ve aynı sınıftaki mallar yönünden tescilinin talep edildiğini, başvurunun kötü niyetli olduğunu ve müvekkili şirketin markasından istifade etmeyi amaçladığını, marka tescil başvurusuna yapılan itirazlarının kısmen reddi ile “ayak giysileri” yönüyle markanın tescil edilmesinin hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek, YİDK kararının iptali ile tescili halinde markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı TPE vekili cevap dilekçesinde özetle; iptali istenen YİDK kararının yerinde olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı şahıs; markalar arasında benzerlik olmadığını, davacı iddialarının doğru olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; 556 sayılı KHK’nın 21. maddesine göre, lisans alanın marka sahibi adına üçünü kişilere karşı marka hakkına tecavüz halinde dava açabilmesi mümkün iken, markanın hükümsüzlüğü isteminde bulunmaları veya bu amaçla marka başvurusuna itiraz edebilmelerinin mümkün olmadığı, markadan doğan hakkın 3. kişi H. N.Ş.’ya ait olduğunun kabul etmesi nedeniyle, davacının kendisine ait ticaret unvanına dayanmasının da mümkün olmadığı gerekçesiyle davacı tarafın aktif husumet ehliyetinin bulunmaması sebebiyle usulden reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 21.10.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.