YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/15767
KARAR NO : 2015/11181
KARAR TARİHİ : 27.10.2015
MAHKEMESİ : ELAZIĞ 3. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 26/02/2014
NUMARASI : 2012/529-2014/89
Taraflar arasında görülen davada Elazığ 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 26/02/2014 tarih ve 2012/529-2014/89 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 27/10/2015 günü hazır bulunan davacı vekili Av. M.. A.. ile davalı vekili Av. A. N. T. dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkiline ait iş makinesinin makine kırılma sigorta poliçesi ile sigortalandığını, 06.12.2011 tarihinde hasar gördüğünü, davalının hasarın mutad kullanımdan kaynaklandığını belirterek ödeme yapmadığını ileri sürerek, şimdilik 10.000 TL’nin ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiş, sonradan ıslah dilekçesiyle talebini artırmıştır.
Davalı vekili, hasarın mutad kullanımdan kaynaklandığını, poliçe genel şartlarına göre teminat kapsamında bulunmadığını, eksik sigortanın söz kousu olduğunu savunarak, davannı reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, hasarın mutad çalışmadan kaynaklanmadığı, makine kırılma poliçesinde eksik sigortanın rayiç değere göre değil, genel şartların 4 ve 14 maddesine göre hesaplanacağı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 73.600 TL’nin 08.12.2011 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dava, makine kırılma poliçesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece hasarın mutad kullanımdan kaynaklanmadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de, dosyada mevcut ekspertiz raporu ve ODTÜ öğretim üyelerinden alınan raporda hasarın mutad kullanımdan kaynaklandığı belirtilmiş, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda ise hasarın mutad kullanımdan kaynaklanmadığı ifade edilmekle birlikte, yukarıda anılan rapordaki görüşlere hangi yönden itibar edilip edilmediği, hangi gerekçelerle farklı düşünüldüğü hususunda değerlendirme yapılmamıştır.
Bu itibarla, mahkemece hasarın mutad kullanımdan kaynaklanıp kaynaklanmadığı konusunda raporlar arasında çelişki bulunduğundan, bilirkişilerden ek rapor veya yeni bir bilirkişi heyetinden rapor alınarak, tarafların iddia, savunma ve itirazları değerlendirilerek, neticesine göre bir karar vermek gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün taraflar yararına bozulması gerekmiştir.
2-Öte yandan, kabule göre mahkemece dava konusu olayda eksik sigorta olduğu kabul edilerek, tazminat miktarından indirim yapılmış ise de, mahkemece yapılan hesaplama denetlemeye açık olacak şekilde belirli değildir.
Bu itibarla, mahkemece içinde sigorta konusunda uzman bilirkişininde bulunduğu heyetten rapor alınarak, Makine Kırılması Sigortası Genel Şartları’nın 4. maddesine göre makinenin hasar anındaki yeni ikame bedeline göre eksik sigortanın mevcut olup olmadığı belirlenip, tazminat miktarının buna göre tespit edilerek, neticesine göre bir karar vermek gerekirken, denetlemeye açık olmayacak şekilde eksik sigortanın hesaplanması doğru olmamış, hükmün taraflar yararına bozulması gerekmiştir.
3- Yine, kabule göre mahkemece tazminat miktarının yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş ise de, dava konusu uyuşmazlığa uygulanması gereken 6762 sayılı TTK’nın 3. maddesi uyarınca, bu kanunda düzenlenen hususlarla ilgili bütün muamele, fiil ve işler ticari işlerdendir. Somut uyuşmazlığın da TTK’nda düzenlenen ve mutlak ticari işlerden sayılan sigorta sözleşmesinden kaynaklanması ve aleyhine hüküm kurulan davalının da tacir olması karşısında, mahkemece TTK’nın 3. ve 21. maddeleri gereğince, 4489 SK. ile değişik 3095 SK’nın 2/2. maddesinde öngörülen, TC. Merkez Bankası’nın kısa vadeli avans kredileri için uyguladığı türden temerrüt faizine hükmedilmesi gerekir.
Bu durum karşısında mahkemece, hükmedilen davacı alacağına yasal türden temerrüt faizi yürütülmesi doğru olmamıştır.
Ayrıca, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda ekspertiz raporundaki değerler üzerinden tazminata hükmedilmiş ise de, ekspertiz raporunda hasar konusu makine parçaları ve işçilik ücretine KDV değeri eklenmeden hesaplama yapılmıştır.
Bu itibarla, mahkemece tazminata konu gerçek zararın tespitinde makine parçaları ve tamir masraflarına KDV eklenerek hesaplama yapılması gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi de yerinde görülmediğinden kararın açıklana nedenlerle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
4- Yine, kabule göre mahkemece hasar ihbar tarihinden itibaren faize hükmedilmiş ise de, tüm mal sigortalarında taraflar arasında yapılan sözleşmede aksine bir hüküm yoksa sigorta bedelini ödeme borcu, 6762 Sayılı TTK’nun 1299/1. maddesine göre rizikonun gerçekleştiğini sigortacıya ihbar borcunun TTK’nun 1292. maddesi hükmünce doğduğu tarihte muaccel olur. Diğer bir deyişle rizikonun gerçekleştiğinin sigorta ettiren tarafından sigortacıya ihbarı ile sigorta bedeli muaccel hale gelir. TTK. sigorta bedelinin muacceliyetini düzenlediği halde, temerrüt için özel bir düzenleme öngörmemiş ve sigortacının temerrüdünü genel hükümlere bırakmıştır. Genel hükümlerden BK’nın 101. maddesinin ise temerrüt tarihinin belirlenmesi yönünden mal sigortalarında da uygulanma olanağı vardır. Buna göre, taraflar arasında yapılan sözleşmede aksine bir hüküm yoksa ve alacaklı tarafından bir ihtar yapılmışsa sigorta şirketi, mücerret bu günün hitamı ile mütemerrit olur.
Somut uyuşmazlıkta da Makine Kırılması Sigortası Genel Şartları’nda temerrüt hakkında özel bir düzenleme getirilmediğinden ve davacı tarafından davalı sigorta şirketine ihtar yapıldığından, faiz başlangıç tarihinin buna göre belirlenmesi gerekirken, yazılı şekilde hasar ihbar tarihinden itibaren faize hükmedilmesi doğru olmamış, kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda (1 ) ve (2) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle taraf vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün taraflar yararına, (3) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına, (4) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 1.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin her bir yandan alınarak yekdiğerine verilmesine, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz edene iadesine, 27/10/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.