Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2015/4337 E. 2015/11005 K. 26.10.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/4337
KARAR NO : 2015/11005
KARAR TARİHİ : 26.10.2015

MAHKEMESİ : AYANCIK ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
(TİCARET MAHKEMESİ SIFATIYLA)
TARİHİ : 10/10/2013
NUMARASI : 2012/368-2013/636

Taraflar arasında görülen davada Ayancık Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 10/10/2013 tarih ve 2012/368-2013/636 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, 31.12.2005 tarihli sermaye durumunu gösteren tabloda müvekkilinin %10 hissesinin olduğu belirtildiği halde 29.04.2012 tarihli toplantıya çağrılmadığını, toplantıdan önce mahkemenin 2011/223 sayılı kararı ile de müvekkilinin davalıda 6.000 hissesinin bulunduğunun karar altına alındığını, bu kararın henüz kesinleşmediğini ileri sürerek anılan toplantının ve toplantıda alınan tüm kararların iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, hazirun cetvelinden de görüleceği üzere davacının ortaklar pay defterine kaydının bulunmadığını, hissedar olmayan bir şahsın genel kurula katılamayacağını, hissedarlığına ilişkin davanın henüz kesinleşmediğini, kararın kesinleşmesi halinde ancak ondan sonraki toplantılara katılabileceğini, iptali istenen genel kurulun %90 katılımla gerçekleştiğini, kararların oy birliği ile alındığını, davacının toplantıya katılmasının sonucu değiştirmeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının davalı şirkette 6000 hisse ile hissedar olduğunun tespitine dair kararın 04.04.2013 tarihinde kesinleştiği, davacının menfaatini ilgilendiren toplantı gündem maddeleri hususundaki oy kullanma hakkını kullanamadığı, 2003 şirket kapanış kaydında ve hazirun cetvelinde kaydı bulunan davacının pay sahipliğinin tanındığı ancak daha sonrasında toplantıya çağrının yapılmamasının iyi niyet kurallarıyla bağdaşmayacağı, dava konusu toplantıda alınan karaların davacının menfaatini ilgilendirdiği gerekçesiyle davanın kabulüne, davalının 29.04.2012 tarihli olağan genel kurul toplantısında alınan 3-4-5-6-7 ve 8 sayılı kararların iptaline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, anonim şirket genel kurul kararının iptali istemine ilişkindir. Her ne kadar davalı A. Orman Ürünleri San. ve Tic. A.Ş’nin unvanı karar başlığında A.. A.. olarak eksik ve yanlış gösterilmişse de bu husus mahallinde düzeltilebilir maddi hata niteliğinde olduğundan bozma sebebi yapılmamıştır. Davalı vekilinin esasa ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; genel kurul toplantısına katılması için usulüne uygun bir çağrının yapılmaması ortağa genel kurula katılmadan ve bu nedenle kararlara muhalefet şerhi aranmaksızın iptal davası açma hakkı verirse de, genel kurul toplantısının yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan 6762 sayılı TTK’nın 381. maddesinde kanun veya esas mukavele hükümlerine ve bilhassa afaki iyi niyet esaslarına aykırı olan umumi heyet kararları aleyhine iptal davası açılabileceği düzenlenmiştir. Bu durumda mahkemece, 6762 sayılı TTK’nın 381. maddesinin yukarıda belirtilen hükmü uyarınca iptali istenen genel kurul kararların kanuna, esas mukaveleye ve iyi niyet kurallarına aykırılık taşıyıp taşımadığı değerlendirilip sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken bu hususta somut bir değerlendirme yapılmaksızın sadece davacının daha önceki yıllarda şirket kapanış kaydında ve hazirun cetvellerinde isminin bulunduğu, toplantıya çağrılmamasının iyi niyet kurallarıyla bağdaşmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 26/10/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.