YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/29155
KARAR NO : 2015/46209
KARAR TARİHİ : 21.12.2015
Tebliğname No : 6 – 2012/145924
MAHKEMESİ : Diyarbakır 1. Ağır Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 15/03/2012
NUMARASI : 2011/171 (E) ve 2012/141 (K)
SUÇ : Yağma, 6136 sayılı yasaya muhalefet etme, Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
1- Sanığın, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ve 6136 sayılı yasaya muhalefet etmek suçlarından hükümlülüğüne ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararlara yönelik temyiz isteminin incelenmesinde;
Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararın temyizi olanaklı bulunmayıp 5271 sayılı CMK’nın 231/12. fıkrası uyarınca itirazı olanaklı kararlardan olması, aynı Yasanın 264/1. maddesi uyarınca sanık ve savunmanı yönünden yasa yoluna başvuruda ve mercide yanılmanın haklarını ortadan kaldırmayacağının anlaşılması ve sanık savunmanının bu suçlara yönelik temyiz isteminin itiraz olarak değerlendirilerek itiraz mercisi tarafından incelenip karara bağlanması nedeniyle; 5271 sayılı CMK’nın 264/2. maddesi uyarınca tebliğnameye uygun olarak bu suçlar yönünden dosyanın incelenmeden İADESİNE,
2- Sanığın, yağma suçundan hükümlülüğüne dair karara yönelik temyiz isteminin incelenmesinde;
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimler Kurulunun takdirine göre; suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1- Oluşa ve dosya içeriğine göre sanık ve mağdurun aşamalardaki anlatımlarından, yağma suçunun işlendiği akaryakıt istasyonuna ait olan bir aracın karıştığı trafik kazasında sanığın oğlunun öldüğü ve bu nedenle devam eden bir davanın bulunduğunun anlaşılması karşısında, bu konuda araştırma yapılarak sanığın yağma suçunun mağduru olan akaryakıt istasyonunun sahibinden hukuki ilişkiden kaynaklanan bir alacağının olup olmadığı belirlendikten sonra sanık hakkında TCK’nın 150/1. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılması gerektiğinin düşünülmemesi,
2- Kabul ve uygulamaya göre de;
a) 24.11.2015 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 gün, 2014/140-2015/85 Esas ve Karar sayılı kararı ile TCK’nın 53/1-b maddesinde yazılı, “seçme, seçilme ve diğer siyasi hakları kullanmaktan” ibaresinin iptal edilmiş olması,
b) T.C. Anayasasının 90. maddesinin son fıkrası ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6/3-c maddesi ışığında, 5271 sayılı CMK’nın 150, 234 ve 239. maddeleri ile 5320 sayılı Yasanın 13. maddesine dayanılarak hazırlanan, Ceza Muhakemesi Kanunu Gereğince Müdafi ve Vekillerin Görevlendirilmeleri ile Yapılacak Ödemelerin Usul ve Esaslarına İlişkin Yönetmeliğin 8. maddesi gereğince, sanıktan, yargılandığı suç nedeniyle baro tarafından görevlendirilen zorunlu savunman ücretinin alınmasına hükmedilemeyeceği, bu ücretin Adalet Bakanlığı bütçesinde bu amaçla ayrılan ödenekten karşılanacağı gözetilmeden, yazılı şekilde zorunlu savunman ücretinin sanıktan alınmasına karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık A.. D.. savunmanının temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 21/12/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.