DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2021/936 E. , 2021/1446 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2021/936
Karar No : 2021/1446
KARAR DÜZELTME
İSTEMİNDE BULUNAN (DAVACILAR) : 1- …
…
6- …
VEKİLLERİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI) : …Bakanlığı
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN ÖZETİ : Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca verilen, …. İdare Mahkemesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı ısrar kararının onanmasına ilişkin …tarih ve E:…, K:…sayılı karara karşı, davacılar karar düzeltme isteminde bulunmaktadır.
SAVUNMANIN ÖZETİ : Karar düzeltme isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : İstemin kabulü ile, ısrar kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 17. maddesinin 2. fıkrası uyarınca davacıların duruşma istemi yerinde görülmeyerek gereği görüşüldü:
Danıştay dava daireleri ve İdari veya Vergi Dava Daireleri Kurullarının temyiz üzerine verdikleri kararlar hakkında ancak 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 54. maddesinde yazılı nedenlerle kararın düzeltilmesi istenebilir. Kararın düzeltilmesi dilekçesinde öne sürülen hususlar ise adı geçen Kanun maddesinde yazılı nedenlerden hiçbirisine uymamaktadır.
Bu nedenle kararın düzeltilmesi isteminin REDDİNE, davacıların adli yardım talebinin kabul edilmiş olması nedeniyle ertelenmiş olan karar düzeltme aşamasına ilişkin yargılama giderlerinin, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 339. maddesinin 1. fıkrası uyarınca Mahkemesince, haksız çıkan taraftan tahsili için müzekkere yazılmasına, 08/07/2021 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY
X- Anayasa’nın 125. maddesinde idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra son fıkrasında idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmıştır.
Öte yandan 2559 sayılı Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu’nun 1. maddesinde; polisin, asayişi, kamu güvenliğini ve mesken masuniyetini, halkın ırz, can ve malını koruyacağı hüküm altına alınmış olup; aynı Kanun’un ek 4. maddesinde de polisin, görevli bulunduğu mülki sınırlar içinde, hizmet branşı, yeri ve zamanına bakılmaksızın bir suçla karşılaştığında suça el koymak, önlemek, sanık ve suç delillerini tespit, muhafaza ve yetkili zabıtaya teslim etmekle görevli ve yetkili olduğu, bu madde hükmü gereğince bir suça müdahale eden polise karşı işlenen suçların görevli memura karşı işlenmiş suç, müdahalede bulunan polisin işlediği suçların ise görevli memurun işlediği suç sayılacağı kurala bağlanmıştır.
İdare Mahkemesince ısrar kararında, yaralama olayının polis memuru … görevliyken meydana gelmediği, ilgilinin görevi dışında ve arkadaşının kullanımında olan bir motosiklete yönelik hırsızlık olayının, polis memurluğu sıfatı dışında ve kendisinin mesai sonrası istirahatta olduğu dönemde kişisel takibinin yapıldığı sırada meydana geldiği gerekçesiyle davanın reddine hükmedilmiş ise de; dosya içerisinde yer alan bilgi, belge, ifade tutanakları, olayın gelişimi, 2559 sayılı Kanun’un 1. maddesinin polise yüklemiş olduğu sorumluluk, ek 4. maddesinde sözü edilen “hizmet branşı, yeri ve zamana bakılmaksızın bir suçla karşılaşıldığında” müdahale etmesi gerektiğini ve bu madde hükmü gereğince bir suça müdahalede bulunan polisin işlediği suçların görevli memurun işlediği suç sayılacağını öngören kural birlikte değerlendirildiğinde, davacılardan …’ın yaralanmasının polis memuru Suat Bayrakçı’nın mesleki görevinin neden ve etkisine bağlı olarak gerçekleştiği, anılan polis memurunun kendisine zimmetli demirbaş tabancasını kullanırken dikkatsiz ve özensiz tutumları nedeniyle hizmet kusurunun oluşmasına sebebiyet verdiği anlaşılmaktadır.
Bu itibarla, karar düzeltme isteminin kabulü ile, davanın reddi yolunda verilen ısrar kararının bozulması gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz.