YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/4473
KARAR NO : 2015/10366
KARAR TARİHİ : 03.11.2015
MAHKEMESİ : Aydın 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 22/01/2015
NUMARASI : 2015/72-2015/84
Taraflar arasındaki davada, Aydın 1. Aile ve Aydın 2. Asliye Hukuk Mahkemelerince ayrı ayrı görevsizlik kararı verilmesi nedeni ile yargı yerinin belirlenmesi için gönderilen dosya içindeki tüm belgeler incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Dava, nüfus kayıtlarındaki anne ve baba isminin düzeltilmesi ve baba ile soybağı kurulması istemine ilişkindir.
Aile Mahkemesince, davanın, 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunundan kaynaklanan nüfus kayıt düzeltim davası olduğu ve genel mahkemelerin görevli olduğu gerekçesi ile görevsizlik yönünde hüküm kurulmuştur.
Asliye Hukuk Mahkemesince ise, davada soybağının değiştirilmesi istemi de bulunduğundan, aile mahkemesinin görevine girdiği gerekçesi ile karşı görevsizlik yönünde hüküm kurulmuştur.
Somut olayda, davacı vekilinin, davacı S.. E.. ile davalılardan N.. E..’nin nikah yaptırmadan gayriresmî olarak birlikte yaşadıkları, müşterek çocukları Ş. El.i’nin Nail’in kardeşi diğer davalılar M.. E.. ve V.. E.. adına nüfusa kaydettirdikleri iddiasıyla, küçük Şefika Elekci’nin babasının N.. E.. ve annesinin ise S.. E.. olduğunun tespiti istemiyle dava açtığı anlaşılmaktadır.
Bir davada maddi olguları ileri sürmek taraflara, ileri sürülen maddi olguların nitelendirilmesi hâkime aittir. Davacı, bu dava ile küçük Ş.E.’nin nüfus kaydında V.. E.. ve M.. E.. olan anne ve baba adının iptali ile küçüğün anne ve baba adının, gerçek anne ve babası olduğunu ileri sürdüğü S.. E.. ve N.. E.. olarak düzeltilmesini istemiştir. Görüldüğü gibi davacının birbiriyle bağlantılı iki ayrı davası vardır. İlki mevcut nüfus kaydındaki anne ve baba kaydının iptali, ikincisi ise genetik anne ve baba üzerine kayıt istemidir.
Nüfus kaydının düzeltilmesi davası, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 30.01.2008 tarih 2008/2 – 36 – 47 sayılı içtihadında açıklandığı üzere, resmî sicilin belgelediği olgunun doğru olmadığı, baştan yanlış olarak kütüğe geçirilmesi nedeniyle, mevcut kaydın düzeltilmesi davasıdır. Böyle bir dava sonucunda, kaydının düzeltilmesi istenen kişinin, o tarihe kadar kayıtlı olduğu haneden çıkıp, başka bir haneye tescil edilecek olması da, davayı soybağı davası haline dönüştürmez. Bu nedenle davacının birinci talebi, gerçeğe aykırı beyanla baştan beri yanlış olan sicilin düzeltilmesi niteliğinde olup, 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunun 36. maddesi kapsamına giren nüfus kaydının düzeltilmesi davasıdır.
Ne var ki, ikinci talep içerisinde yer alan, küçüğün genetik babası N.. E.. hanesine kayıt istemi; küçük Ş. E.’nin doğum tarihi olan 06/05/2005 tarihinde davalının gerçek anne ve babası olduğu iddia edilen S.. E.. ve N.. E.. arasında evlilik ilişkisi bulunmadığı, evlenme tarihlerinin 03/09/2007 olduğu anlaşıldığından, baba yönünden soybağının düzeltilmesi talebidir.
Bilindiği üzere, çocukla ana arasındaki soybağı doğumla; baba arasındaki soybağı ise ana ile evlilik, tanıma ve hakim hükmü ile kurulur. Esasen, soybağına ilişkin uyuşmazlıklarda, kişisel durum ile ilgili nüfus kaydında yer alan bilgi “doğru” olarak doğmuş ve kütüğe tescil edilmiştir. Bu doğru kayıt, daha sonra açılan bir dava, soybağının reddi veya sonradan evlenme yoluyla soybağına itiraz veya tanımaya itiraz veya tanımanın iptali yahut da Af Kanunları ile yapılan nesep düzeltmeye itiraz ile teknik olarak bir yanlışlığa dönüştürülmektedir. Nüfus kaydının düzeltilmesi davasında ise, resmi sicilin belgelediği olgunun doğru olmadığı, baştan yanlış olarak kütüğe geçirilmesi söz konusudur.
Hal böyle olunca, davacı anne ile doğum tarihinde evli olmayan baba N.. E.. ile küçük arasında soybağı kurulacağından, baba yönünden, davanın soybağı davası olarak nitelenmesi gereklidir.
Soybağına ilişkin hükümler 4721 sayılı Türk Medenî Kanunun 282. maddesi ve devamında düzenlenmiş olup Aile Mahkemelerinin görevi kapsamındadır. 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu’nun 36. maddesinde düzenlenen nüfus kaydının düzeltilmesi davalarına ise asliye hukuk mahkemesinde bakılır.
Asliye hukuk mahkemesi, genel nitelikli mahkeme olup, aksine bir düzenleme bulunmadıkça, dava konusunun miktar ve değerine bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davaları görmekle görevlidir. Aile Mahkemesi ise özel kanununda kendisine verilen davalara bakmakla görevli özel nitelikli bir mahkemedir. Genel nitelikli bir mahkeme ile özel nitelikli bir mahkemede görülmesi gereken iki ayrı davanın birlikte açılması halinde, her iki davanın birlikte görülmesi gerekli ise, özel nitelikli mahkemede davaların görülüp sonuçlandırılması gerektiği Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 07.03.2012 tarih ve 2011/2 – 775 – 116 sayılı içtihadı ile benimsenmiştir.
O halde, nüfus kayıt düzeltim ve soybağı davalarının birlikte açılması halinde, görevli mahkeme asliye hukuk mahkemesi değil aile mahkemesi olacağından, dava aile mahkemesinin görevi kapsamındadır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 6100 sayılı HMK’nın 21 ve 22. maddeleri gereğince Aydın 1. Aile Mahkemesinin YARGI YERİ OLARAK BELİRLENMESİNE 03/11/2015 gününde oy birliğiyle karar verildi.