Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2015/12186 E. 2015/10514 K. 04.11.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/12186
KARAR NO : 2015/10514
KARAR TARİHİ : 04.11.2015

MAHKEMESİ : İstanbul 19. İş Mahkemesi
TARİHİ : 14/07/2015
NUMARASI : 2015/400 – 2015/341

Taraflar arasındaki hizmet tespiti istemine ilişkin davada Silivri 1. Asliye Hukuk (İş Mahkemesi sıfatıyla) ile İstanbul 19. İş Mahkemelerince ayrı ayrı yetkisizlik kararı verilmesi nedeni ile yargı yerinin belirlenmesi için gönderilen dosya içindeki tüm belgeler incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Dava, Bağkur’a tâbi olan sigortalılık başlangıç süresinin tespiti istemine ilişkindir.
Silivri 1. Asliye Hukuk (İş Mahkemesi sıfatıyla) Mahkemesince, işlemi yapan kurumun SGK olduğu, davalının dava dileçesinde işlemi yapan yer itibariyle SGK’nın adresini “Şişli” olarak göstermiş olduğu gerekçesiyle yetkisizlik kararı verilmiştir.
İstanbul 19. İş Mahkemesi tarafından ise, sigortalılık hizmet tespiti davalarında kesin yetki kuralı bulunmadığı, davalıya usûlüne uygun davetiye tebliğ edilmediği ve davalı tarafça da yetki itirazı bulunmadığı, davacının adresinin “Çatalca” olduğu gerekçesiyle yetkisizlik yönünde hüküm kurulmuştur.
5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu 5. maddesinde iş uyuşmazlıklarında yer itibari ile yetkili iş mahkemelerini belirlemiştir. Buna göre, “İş mahkemelerinde açılacak her dava, açıldığı tarihte dava olunanın Türk Medenî Kanunu gereğince ikametgâhı sayılan yer mahkemesinde bakılabileceği gibi, işçinin işini yaptığı işyeri için yetkili mahkemede de bakılabilir. Bunlara aykırı sözleşme muteber sayılmaz.”
İş mahkemelerinde yetki kuralı, Hukuk Usûlü Muhakemeleri Kanununun yetki kurallarına uygun olup buna ek olarak işin yapıldığı yer, yani işyeri mahkemelerini de yetkili kılmaktadır.
İş mahkemesine açılan dava, dava tarihinde davalının ikametgâhının bulunduğu veya işçinin işini yaptığı yerdeki iş mahkemesi veya iş davalarına bakmakla görevli asliye hukuk mahkemesinde açılmalıdır.
Türk Medenî Kanununun 19. maddesi uyarınca gerçek kişi yönünden “Yerleşim yeri sürekli kalma niyetiyle oturduğu yerdir”. Gerçek kişi işverenin başka bir yerde yerleşmek niyetiyle oturduğu kanıtlanmadığı takdirde, kural olarak nüfusta kayıtlı olduğu yerin ikametgâh sayılması gerekir. Aynı Kanunun 17. maddesinde; gerçek veya tüzel bir kişinin birden çok yerde şubelerinin bulunması durumunda o şubenin işlemlerinden dolayı, iflas davası ayrık olmak üzere anılan şubenin bulunduğu yerde de dava açılabileceği yönünde düzenleme yapılmıştır. Diğer yandan 49. madde de, “Tüzel kişinin yerleşim yeri, kuruluş belgesinde başka bir hüküm bulunmadıkça işlerinin yönetildiği yerdir. Bu yer de genelde merkezin bulunduğu yerdir” hükmü getirilmiştir.
İş mahkemesinin yetkisi kamu düzeni ile ilgili olduğundan davalı tarafça süresinde yapılmasa da hâkim tarafından kendiliğinden bu husus gözönünde bulundurulmalıdır. Bir başka anlatımla hâkim, davanın her aşamasında yetki itirazını dikkate alabileceği gibi, kendisi de resen yetkisizlik kararı verebilir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 16.04.2008 gün ve 2008/10-329 E. – 2008/334 K. numaralı ilâmında da “Davaya konu uyuşmazlık tüzel kişilere karşı açılacak davalarda genel yetkili mahkeme, tüzel kişilerin yerleşim yerinin, yani merkezinin bulunduğu yer mahkemesi olmakla birlikte, şube işlemleri nedeniyle açılacak dava, taraf olarak bağlı bulunulan merkez davalı gösterilerek, şubenin bulunduğu yerde de açılabilir. “Kurum adına işlem yapmaya yetkili bulunmak” şubenin tanımından ortaya çıkan bir sonuç olup, şubenin bulunduğu yer mahkemesinin yetkili olmasında tek başına yeterli değildir. Şubenin bulunduğu yer yetkisi, o şubenin yapmış olduğu işlemlerden, davacıya ait işlemlerin yürütülmesinden doğan uyuşmazlıklarda geçerli bulunmaktadır.” görüşü benimsenmiştir.
Somut uyuşmazlıkta, davacı, 19/08/1994 tarihinden beri Bağkur sigortalısı olduğunu, ancak kayıtlarda Bağkur giriş tarihinin 1997 olarak göründüğünü ileri sürerek sehven 1997 olarak yazılan Bağkur kaydının 1994 olarak düzeltilmesini talep etmiştir. Davalı tarafça yapılan yetki itirazı bulunmamaktadır.
Açıklanan yasal düzenlemeler çerçevesinde; eldeki davada yetkili mahkeme Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığının merkezinin bulunduğu “ANKARA” veya davacının işlemlerini yürüten şubenin bulunduğu yer mahkemesidir. Mahkemece davacının işlemlerini yürüten şube araştırılmamışsa da, davacının dava dilekçesinde, davalının adresini “Şişli” olarak gösterdiğinden, bu durumda uyuşmazlığın İstanbul 19. İş Mahkemelerince görülüp çözümlenmesi gerekir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; HMK’nın 21 ve 22. maddeleri gereğince İstanbul 19. İş Mahkemesinin YARGI YERİ OLARAK BELİRLENMESİNE 04/11/2015 gününde oy birliğiyle karar verildi.