Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2015/3238 E. 2015/11224 K. 28.10.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/3238
KARAR NO : 2015/11224
KARAR TARİHİ : 28.10.2015

MAHKEMESİ : KIRŞEHİR 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
(TİCARET MAHKEMESİ SIFATIYLA)
TARİHİ : 16/05/2014
NUMARASI : 2011/293-2014/545

Taraflar arasında görülen davada Kırşehir 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 16.05.2014 tarih ve 2011/293-2014/545 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalılar vekili tarafından istenmiş olup, bazı noksanlıkların ikmali için dosya mahalline gönderilmişti. Bu noksanlıkların giderilerek dosyanın gönderildiği anlaşılmakla, duruşma için belirlenen 27.10.2015 günü hazır bulunan davalı TMSF vekili Av. E.. D.., davalı A.. M.. ve A. A.Ş. Genel Müdürlüğü vekili Av. M. T. İ. ile davacı vekili Av. C.. G.. dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin 1995 yılında davalı bankanın A. H. Şubesinde bir yıl vadeli 26.000 DEM meblağlı vadeli mevduat hesabı açtırdığını, daha sonra bankanın bu şubesini kapattığını ve hesapları K. Şubesi’ne aktardığını, ancak müvekkiline bilgi verilmediğini, okur yazar da olmayan müvekkilinin hesabını takip edemediğini, Türkiye ye dönüp parasını talep ettiğinde banka yetkililerince kendisine ait hesabın 10 yıl hareketsiz kaldığını, on yıllık zamanaşımının dolduğunu ve dolayısıyla hesap bakiyesinin TMSF’ye aktarıldığı bilgisinin verildiğini, zamanaşımına uğrayan hesap bakiyeleri ile ilgili olarak bankanın üzerine düşen ilan ve mektupla ihbar yükümlüğü yerine getirmediğini ileri sürerek, 46.882,795 TL’nin 07.11.1995 tarihinden itibaren ticari faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekilleri, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, davacının 1995 yılında davalı bankanın A. H. Şubesi’nde bir yıl vadeli 26.000 DEM meblağlı vadeli mevduat hesabı açtırdığı, daha sonra bu bankanın bu şubesini kapattığı ve hesapları K. Şubesi’ne aktardığı, davacının Almanya’da yaşaması sebebiyle bu hesabını takip edemediği, Türkiye’ye dönüp parasını talep ettiğinde kendisine hesabının 10 yıl hareketsiz kaldığı ve on yıllık zamanaşımının dolduğu bu nedenle hesap bakiyesinin TMSF’ye aktarıldığının bildirildiği, zamanaşımına uğrayan hesap bakiyeleri ile ilgili olarak bankanın üzerine düşen ilan ve mektupla ihbar yükümlüğünü usulüne uygun bir şekilde yerine getirilmediği, davacının davalılardan hesap bakiyesini ve faizini talep etmekte haklı olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalılar vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına davalılardan Banka vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan diğer tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Dava, davacının davalı bankadaki mevduat hesabındaki parasının davalılardan tahsili istemine ilişkin olup, davacı tarafından dava, banka tüzel kişiliğine yöneltilirken, bu davalının şubesi olan K. Şubesine de davalı sıfatı ile yöneltilmiştir. Banka Şubeleri tüzel kişiliğe bağlı ve onun adına işlem yapan temsilciler olup, bağımsız tüzel kişilikleri mevcut değildir. Sadece, kendi yaptıkları işlemler sebebi ile onların bulundukları yerde tüzel kişilik aleyhine dava açılabilir. Uygulamada, şubeler aleyhine ancak, tüzel kişilik adına ve onun temsilcisi sıfatı ile dava açılabileceği de kabul edilmektedir. Dava konusu olayda da, asıl davalı tüzel kişi banka aleyhine dava açıldığına ve bu davalı hakkında hüküm kurulduğuna göre, davada sadece temsilci sıfatı ile hareket edebilen şube bakımından bağımsız bir tüzel kişiliğe sahip bir davalı varmışçasına şubeyi de kapsar şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış hükmün bu nedenle davalı banka yararına bozulması gerekmiştir.
3- Davalılardan TMSF vekilinin temyizine gelince; 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 62’inci maddesi “Zamanaşımına uğrayan her türlü mevduat, katılım fonu, emanet ve alacaklar banka tarafından hak sahibine ulaşılamaması hâlinde, yapılacak ilânı müteakiben Fona gelir kaydedilir.” hükmünü haiz olup, davalı Banka tarafından anılan yasa gereği TMSF’ye devredilen mevduatın davacının ancak akidi olan davalı Banka’dan istenebileceği aşikardır. Bu bağlamda davacının bu davalıya husumet yöneltemeyeceği gözardı edilerek bu davalının dahi yazılı şekilde sorumluluğuna karar verilmesi doğru görülmemiş kararın davalı TMSF yararına bozulması gerekmiştir.
4-Bozma neden ve şekline göre, davalı TMSF vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalılardan Banka vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün, davalı Banka yararına (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı TMSF vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün, mümeyyiz bu davalı yararına BOZULMASINA, (4) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı TMSF vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, takdir olunan 1.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak mümeyyiz davalılara verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 28.10.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.