YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/19005
KARAR NO : 2015/28705
KARAR TARİHİ : 17.09.2015
Tebliğname No : 11 – 2012/122677
MAHKEMESİ : Adana 8. Asliye Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 12/12/2011
NUMARASI : 2011/355 (E) ve 2011/1045 (K)
SUÇ : Resmi belgede sahtecilik (değişen suç vasfına göre resmi belgeyi bozmak), iftira
Suça konu belgenin akıbeti hakkında mahallinde karar evrilmesi olanaklı görülmüştür.
1-“Başkasının kimlik bilgilerinin kullanılması” suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Sahte kimlik ile ilgili herhangi bir soruşturma evrakı tanzim edilmemiş ise de; başka bir eylem nedeniyle kimlik kontrolü yapılan sanığın suça konu sahte kimliği ibraz etmesi, kolluk güçleri tarafından bu kimlik doğrultusunda sanığın “M.. D..” olduğunun anlaşıldığının tutanağa geçilmesi daha sonra kimlik üzerinde yapılan inceleme neticesinde kimlikteki bilgilerin başka şahsa ait olduğunun belirlenmesi, tutanağa bağlanması ve bu eylemi kendisine yapılan suç isnadından kurtulmak amacıyla yapmış olduğunun anlaşılması karşısında “Başkasının kimlik bilgilerinin kullanılması” suçuna yönelik mahkemenin kabulunde bir isabetsizlik görülmediğinden tebliğnamede buna ilişkin bozma isteyen düşünceye iştirak olunmamıştır.
Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma neticelerine uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sanık müdafiinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine; ancak:
a) 5237 sayılı Yasanın 53. maddesinin 3. fıkrası uyarınca aynı maddenin 1. fıkrasının c bendinde yer alan hak yoksunluğunun sanığın sadece kendi alt soyu üzerindeki yetkileri açısından koşullu salıverilmeye kadar uygulanabileceği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,
b) Sanık hakkında tekerrüre esas alınan ilamlardan Adana 12. Asliye Ceza Mahkemesinin 10/09/2009 gün, 2008/275 esas ve 2009/564 karar sayılı ilamda 3167 sayılı Kanunun 16/1-3. maddesi uyarınca verilen mahkumiyetine ilişkin eyleminin 31.01.2012 tarih ve 28193 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak 03.02.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6273 sayılı Çek Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile suç olmaktan çıkarılması ayrıca Hatay 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 2007/704 esas ve 2009/110 karar sayılı doğrudan para cezasına ilişkin ilamın kesin nitelikte olması nedeniyle tekerrüre esas alınamayacakları gözetilmeksizin sanık hakkında TCK’nun 58. maddesinin uygulanması,
Yasaya aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı Yasa’nın 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasındaki TCK’nun 53. maddesinin tatbikine ilişkin kısım hükümden çıkartılarak yerine “TCK’nun 53. maddesinin 1. fıkrası uyarınca, 1. fıkranın (c) bendinde yer alan kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık haklarından koşullu salıverilmeye, maddede yazılı diğer haklardan ise hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına,” ibaresi eklenmek ve TCK’nun 58. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümlerin ise hükümden tümden çıkartılmak suretiyle, sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
2- “Değişen suç vasfına göre resmi belgeyi bozmak, yok etmek veya gizlemek” suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
a)-5327 sayılı TCK’nun 205. maddesindeki “resmi belgeyi bozmak, yok etmek ya da gizlemek” suçunun oluşabilmesi için resmi bir belgenin içeriğindeki bilgilerin anlaşılmaz, kullanılamaz hale getirilmekle birlikte maddi varlığına dokunulmaksızın ondan faydalanma olanağının imkansız hale getirilmesi suretiyle bozulması veya belgenin maddi varlığına son verilerek yok edilmesi ya da belgenin bütünlüğüne dokunmaksızın hak sahibinin ondan yararlanmasını engelleyecek şekilde gizlenmesi gerekmektedir. Failin bir belgeyi ortadan kaldırmak, bozmak veya gizlemekle elde etmek istediği sonuç, hak sahibinin o belgeden yararlanmasını engellemekten ibarettir. Nitekim, belge ortadan kalkınca veya bozulunca bu yararlanma olanağı kalmayacağından failin elde etmek istediği sonuç da gerçekleşecektir. Gerçek belgenin aslı ortadan kaldırılarak veya bozularak sonuç elde edildiğinde suç da tamamlanmış olur. Belgenin bozulması, yok edilmesi veya gizlenmesinin amacı hak sahibinin suça konu belgeden yararlanmasının önlenmesidir. Diğer bir anlatımla anılan suç, hak sahibinin o belgeden yararlanmasını engellemek amacıyla kanıt değeri taşıyan belgelerin ortadan kaldırılması bozulması ya da gizlenmesi suretiyle oluşacaktır. Belge üzerinde tasarruf yetkisi bulunan bir kimsenin belgeyi bozması, yok etmesi veya gizlemesi halinde ise hak sahibinin suça konu belgeden yararlanmasının engellenmesi söz konusu olmadığından TCK’nun 205. maddesindeki suç da gerçekleşmeyecektir.
Sanığın M.. D..’e ait nüfus cüzdanındaki kimlik bilgileri üzerinde herhangi bir kazıntı ya da silinti yapmadan belgedeki orjinal fotoğraf üzerine kendi fotoğrafını yapıştırmak suretiyle tahrifat yaptığı belgeyi kullanmaktan ibaret somut olayda; herhangi bir hakkın kullanımının engellenmemesi nedeniyle bu suçun unsurlarının oluşmadığı, belgede gerçekleştirilen sahteciliğin aldatma kabiliyetini taşıması halinde fiilin resmi belgede sahtecilik suçunu oluşturacağı, buna mukabil gerekçeli karar da belgenin iğfal kabiliyetinin bulunmadığının açıklandığı ayrıca 07.06.2011 tarihli ekspertiz raporunda nüfus cüzdanlarının iğfal kabiliyetine haiz olmadığının belirtildiği anlaşılmakla unsurları oluşmayan suçtan sanığın beraatine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,
b) 5237 sayılı Yasanın 53. maddesinin 3. fıkrası uyarınca aynı maddenin 1. fıkrasının c bendinde yer alan hak yoksunluğunun sanığın sadece kendi alt soyu üzerindeki yetkileri açısından koşullu salıverilmeye kadar uygulanabileceği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,
c) Sanık hakkında tekerrüre esas alınan ilamlardan Adana 12. Asliye Ceza Mahkemesinin 10/09/2009 gün, 2008/275 esas ve 2009/564 karar sayılı ilamda 3167 sayılı Kanunun 16/1-3. maddesi uyarınca verilen mahkumiyetine ilişkin eyleminin 31.01.2012 tarih ve 28193 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak 03.02.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6273 sayılı Çek Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile suç olmaktan çıkarılması ayrıca Hatay 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 2007/704 esas ve 2009/110 karar sayılı doğrudan para cezasına ilişkin ilamın kesin nitelikte olması nedeniyle tekerrüre esas alınamayacakları gözetilmeksizin sanık hakkında TCK’nun 58. maddesinin uygulanması,
Yasaya aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı, 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 17.09.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.