YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/18409
KARAR NO : 2015/22237
KARAR TARİHİ : 02.12.2015
Tebliğname No : 2 – 2013/130053
MAHKEMESİ : Ankara 1. Çocuk Mahkemesi
TARİHİ : 28/02/2013
NUMARASI : 2013/91 (E) ve 2013/124 (K)
SUÇ : Hırsızlık, iş yeri dokunulmazlığını bozma, mala zarar verme
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Mala zarar verme suçundan kurulan hükme yönelik yapılan temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Doğrudan hükmolunan adli para cezasının miktar ve türüne göre; 14/04/2011 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 31/03/2011 tarih ve 6217 sayılı Kanun’un 26. maddesi ile 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’a eklenen geçici 2. maddesi gereğince doğrudan hükmolunan 3.000 TL dahil adli para cezasına mahkumiyet hükümlerinin temyizi mümkün olmadığından suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz isteminin CMUK’nın 317. maddesi gereğince istem gibi REDDİNE,
Hırsızlık ve iş yeri dokunulmazlığını bozma suçlarından kurulan hükümlere yönelik yapılan temyiz itirazlarına gelince;
Dosya içeriğine göre diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak;
1- Müştekinin soruşturma aşamasındaki ifadesinde 16/11/2012 günü saat l7.30 sıralarında iş yerinin deposu olarak kullandığı yerin kapılarını ve camlarını kapatıp kilitleyerek ayrıldığını, 17/11/2012 günü saat 09.00 sıralarında bodrum katındaki deposunun yanına geldiğinde, deponun kapılarının zorlamaya bağlı kilidinin ve camlarının kırılmış olduğunu gördüğünü söylemesi karşısında; suçun işlendiği zaman diliminin kesin olarak bilinmemesi nedeniyle “kuşkudan sanık yararlanır” kuralı uyarınca eylemin gündüz gerçekleştirildiğinin kabulü gerektiği gibi suçun gece işlendiğine ilişkin kanıtlardenetime olanak verecek biçimde gösterilmeden, yaşı küçük sanık hakkında hırsızlık suçundan hükmolunan cezanın 5237 sayılı TCK’nın 143. maddesiyle artırılması, yine iş yeri dokunulmazlığını bozma suçundan hüküm kurulurken anılan Kanun’un 116/2. maddesinin uygulanması gerektiği gözetilmeden TCK’nın 116/1-4. maddesi gereğince fazla cezaya hükmolunarak yazılı şekilde hüküm kurulması,
2- Suça sürüklenen çocuğun Sulh Ceza Mahkemesindeki sorgusu sırasında “Deponun sahibi uzaktan akrabasıymış. Bunu öğrenince çaldığımız eşyaları müştekiye teslim ettik, sadece beş-altı parça kaldı, onlar teslim edilmemiştir” dediğine göre, müştekinin isimli bir akrabasının olup olmadığı ve suça konu eşyaların iade edilip edilmediği kendisinden sorulup, savunma doğrultusunda eşyaların bir kısmı teslim edilmişse kısmi iadenin gerçekleştiği kabul edilerek, kısmi iadeye rızasının bulunup bulunmadığı da müştekiden sorularak sonucuna göre 5237 sayılı TCK’nın 168. maddesinde düzenlenen etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının belirlenmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
3- Suça sürüklenen çocuğun aşamalardaki savunmasına göre, suçun birden fazla kişi tarafından işlenmiş olması nedeniyle iş yeri dokunulmazlığını bozma suçundan kurulan hükümde TCK’nın 119/1-c maddesinin uygulanmaması,
4- 6352 sayılı Kanun’un 100. maddesi ile 5271 sayılı CMK’nın 324. maddesinin 4. fıkrasına eklenen “Devlete ait yargılama giderlerinin 21.07.1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un 106. maddesindeki terkin edilmesi gereken tutarlardan az olması halinde, bu giderin Devlet Hazinesi’ne yüklenmesine karar verilir” şeklindeki düzenleme nedeniyle toplam 16 TL yargılama giderinin Devlet Hazinesine yüklenmesine karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu sebepten dolayı istem gibi BOZULMASINA, bozma sonrası kurulacak hükümde 1412 sayılı CMUK’nın 326/son maddesinin gözetilmesine, 02/12/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.