YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/16774
KARAR NO : 2015/21625
KARAR TARİHİ : 25.11.2015
Hırsızlık ve konut dokunulmazlığını ihlali suçlarından sanık 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 142/1-b, 143, 116/1, 62, 50/1-a ve 52. maddeleri uyarınca 1 yıl 10 ay hapis ve 3.000 Türk lirası adlî para cezaları ile cezalandırılmasına, sanığın anılan Kanun’un 53/1-a,b,d ve e maddesindeki haklardan hapis cezasının infaz süresince, (c) maddesinde belirtilen haklardan koşullu salıverilme tarihine kadar yoksun bırakılmasına dair, Mardin 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 08/12/2011 tarihli ve 2011/202 esas, 2011/667 sayılı karar aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığınca verilen 24.08.2015 gün ve 2015-E.17141/55114 sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 11.09.2015 gün ve 2015/301968 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu.
Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede;
1-Dosya kapsamına göre sanığa yüklenen hırsızlık suçunun gündüz vakti sayılan 17/06/2008 günü sabah 06.00 sıralarında işlendiği hâlde, hırsızlık suçunun gece vakti işlendiğinin kabulü ile 5237 sayılı Kanun’un 143.maddesi tatbik edilmek suretiyle fazla ceza tayininde,
2-5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 53/2. maddesinde yer alan “Kişi, işlemiş bulunduğu suç dolayısıyla mahkûm olduğu hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar bu hakları kullanamaz.” ve 3. fıkrasındaki “Mahkûm olduğu hapis cezası ertelenen veya koşullu salıverilen hükümlünün kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından yukarıdaki fıkralar hükümleri uygulanmaz.” şeklindeki düzenlemeler karşısında, anılan maddenin 1-c bendinde yer alan hak yoksunluğunun sadece kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından koşullu salıvermeden sonra uygulanamayacağı, kendi alt soyu dışındaki kişiler bakımından vesayet ve kayyımlıkla ilgili hak yoksunluğu ile anılan maddenin 1. fıkrası a,b,d ve e bentlerinde yazılı hak yoksunluklarının ise cezanın infazının tamamlanmasına kadar devam edeceği gözetilmeden, 53/1-c maddesindeki hakların tamamından koşullu salıverilme tarihine kadar yoksun bırakılmasına karar verilmesinde, isabet görülmediğinden 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.
Kanun yararına bozma isteminin hırsızlık suçundan kurulan hükme yönelik olduğu belirlenmekle yapılan incelemede;
Yakınan olay sabahı saat 06:00 sıralarında gürültü duyunca uyandığını ve telefonları alırken gördüğü sanığın, balkondan atlayıp kaçtığını belirtmesi, güneşin saat 04:52’de doğup, gece vaktinin saat 03:52’de sona ermesi karşısında, gündüz vakti gerçekleştirildiği anlaşılan hırsızlık suçundan hükmolunan cezada, TCK’nın 143/1. maddesi uyarınca artırım yapılarak fazla ceza tayini ve 5237 sayılı TCK’nın 53/1-c maddesinde belirtilen “velayet hakkından, vesayet veya kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan yoksun bırakılma” güvenlik tedbirinin, aynı maddenin 3. fıkrası uyarınca, yalnızca kendi alt soyu üzerindeki yetkileri yönünden koşullu salıverilmeye kadar uygulanabileceğinin gözetilmemesi nedenleriyle kanun yararına bozma istemi yerinde görüldüğünden, (MARDİN) 2. Asliye Ceza Mahkemesinden verilip kesinleşen, 08.12.2011 gün ve 2011/202, 2011/667 sayılı kararın 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309.maddesinin 3.fıkrası uyarınca BOZULMASINA, aynı maddenin 4.fıkra (d) bendinin verdiği yetkiyle; hırsızlık suçundan kurulan hükümden TCK’nın 143/1. maddesi uyarınca artırım yapılmasına ilişkin kısmın ÇIKARTILMASINA, TCK’nın 142/1-b maddesi uyarınca hükmolunan 2 yıl hapis cezasında, aynı Yasa’nın 62. maddesi uyarınca 1/6 oranında indirim yapılarak sonuç cezanın 1 yıl 8 ay hapis olarak belirlenmesine, infazın bu miktar üzerinden yapılmasına, TCK’nın 53/1. maddesinin c bendinde belirtilen velayet hakkından, vesayet veya kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan yoksun bırakılma güvenlik tedbirinin aynı maddenin 3.fıkrası uyarınca kendi alt soyu üzerindeki yetkileri yönünden koşullu salıverilme tarihlerine kadar uygulanmasına, hükmün diğer bölümlerinin aynen korunmasına, 25.11.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.