YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/2946
KARAR NO : 2015/16754
KARAR TARİHİ : 04.11.2015
Mahkemesi : Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : 1-Özel hayatın gizliliğini ihlal, 2-şantaj, 3-tehdit
Özel hayatın gizliliğini ihlal, şantaj ve tehdit suçlarından sanığın mahkumiyetine ilişkin hükümler, sanık müdafii tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
20/02/2013 tarihli iddianame içeriğine ve dosya kapsamına göre, sanık ve katılanın cinsel ilişki boyutuna varan birlikteliklerinin olduğu, bu dönemde sanığın, katılanın rızasıyla katılanın çıplak videoları ile çeşitli cinsel içerikli görüntülerini kaydettiği, katılanın kendisinden ayrılmak istemesinden sonra, yeniden ilişkiye girebilmek amacıyla bahse konu fotoğrafları ve videoları yayınlayacağını ileri sürerek şantajda bulunduğu, ayrıca katılanın ismini kullanarak oluşturduğu sahte facebook hesabına koyarak ifşa ettiği, katılanla yaptığı yazışmalarda katılanı tehdit ettiği iddiasına konu olayda,
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 141 ve 5271 sayılı CMK’nın 34. maddeleri uyarınca bütün mahkeme kararlarının, karşı oy da dahil olmak üzere gerekçeli olarak yazılması zorunludur. Gerekçe, hükmün dayanaklarının, akla, hukuka ve dosya içeriğine uygun açıklamasıdır. Ceza Muhakemesi Kanununun 230. maddesinde ise hükmün gerekçesinde, suç oluşturduğu kabul edilen eylemin gösterilmesi, bunun nitelendirmesinin yapılması, Ceza Kanununda öngörülen sıra ve esaslara göre cezanın ve ayrıca cezaya mahkûmiyet yerine veya yanı sıra uygulanacak güvenlik tedbirinin belirlenmesi, cezanın ertelenmesine, hapis cezasının adli para cezasına veya tedbirlerden birine çevrilmesine ya da ek güvenlik tedbirlerinin uygulanmasına veya bu hususa ilişkin istemlerin kabul veya reddine dair dayanakların gösterilmesinin zorunlu olduğu belirtilmiştir. Yasal, yeterli ve geçerli bir gerekçeye dayanılmadan karar verilmesi, yasa koyucunun amacına uygun düşmeyeceği gibi, uygulamada da keyfiliğe yol açacaktır. Bu itibarla keyfiliği önlemek, tarafları tatmin etmek, sağlıklı bir denetime olanak sağlamak bakımından, hükmün gerekçeli olmasında zorunluluk bulunmaktadır. Hükmün gerekçeyi ihtiva etmemesi ise 1412 sayılı Kanunun 308/7 ve 5271 sayılı CMK’nın 289/1-g bendi uyarınca hukuka kesin aykırılık halini oluşturacaktır.
Bu bilgiler ışığında:
1-Somut olayımız açısından, sanık hakkında şantaj ve tehdit suçlarından hüküm kurulurken, herhangi bir gerekçe gösterilmeksizin, sanığın yazışmalarında yer alan hangi ifadelerin şantaj ve tehdit suçunu oluşturduğu belirtilmeksizin ve iddianamede 106/1-2. maddesi gereğince basit tehdit suçundan kamu davası açıldığı halde, sanığın ağır tehdit suçunu işlediği belirtilmek suretiyle yine 106/1-2 maddesi gereğince tehdit ve şantaj suçundan mahkumiyet hükmü kurulması,
2-Sanığın katılana ait görüntüleri katılan adına oluşturduğu sahte facebook hesabından yayınlaması nedeniyle, iddianame de sanık hakkında, 134/2-1.maddesinde düzenlenen özel hayata ilişkin görüntü ve seslerin ifşası suçundan kamu davası açıldığı ve mahkemece gerekçe kısmında da, sanığın katılana ait görüntüleri ifşa ettiğinin sübuta erdiği belirtilmesine rağmen, sanık hakkında TCK’nın 134/1-2.cümlesinde düzenlenen özel hayata ilişkin görüntü ve sesleri kaydedilmesi suçundan hüküm kurulması,
3- Sanık hakkında TCK’nın 53. maddesi tatbik edilirken, 3. fıkraya aykırılık oluşturacak şekilde TCK’nın 53. maddesinin (1). fıkrasının (c) bendindeki hak ve yetkileri kullanmak yönündeki yoksunluğuna, kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından “koşullu salıverilme tarihine kadar” diğer kişiler yönünden ise, “hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar” devamına karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş olup, sanık müdafinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden, hükmün 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi gereğince halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca isteme kısmen uygun olarak BOZULMASINA, aynı Kanunun 326/son maddesinin ceza miktarı yönünden gözetilmesine, 04/11/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.