YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/13193
KARAR NO : 2015/18517
KARAR TARİHİ : 30.11.2015
Mahkemesi : Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : Taksirle yaralama
Taksirle yaralama suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm, sanık müdafii tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Ölen ….’nın sağ kasıkta ağrı şikayeti ile 04.01.2006 tarihinde … Hastanesi dahiliye polikliniğinde muayene olduğu, buradan üroloji polikliniğine sevkinin yapıldığı, üroloji polikliniğinde üroloji uzmanı olan sanık doktor tarafından muayenesi yapılarak röntgen çekildiği, röntgen filminin anlaşılabilir olmaması nedeni ile sanık doktorun yönlendirmesi üzerine 05.01.2006 tarihinde özel röntgen merkezinde ilaçlı röntgen filminin çekildiği, röntgen filminde sağ böbreğin çalışmadığı, ilacı süzmediğinin tespit edilmesi üzerine sanık doktorun 05.01.2006 tarihinde …Hastanesi’nde ölene Retrograf Pyelografı yaptığı esnada hastaya üreter alt uc darlığı tanısı koyarak, alt uca müdahale için açık ameliyata geçiş yaparak entoned anostomoz yapıp stent takarak, bir ucu böbrek bir ucu mesanede olacak şekilde bırakarak ameliyatı sonlandırdığı, ameliyat sonrasında ölenin şikayetlerinin sona ermemesi üzerine sanık doktor tarafından antibiyotik tedavisine başlandığı, takılan stentin 1,5 ay sonra çıkartıldığı, ölenin 08.03.2006 tarihinde … Hastanesi’nde çektirdiği film sonucunu sanık doktora gösterdiğinde, sanık doktorun, sağ böbreğin çalışmadığını ve alınması gerektiğini söylediği, ölenin, sanık doktor tarafından ameliyat edilmeyi kabul etmemesi üzerine 29.03.2006 tarihinde … Hastanesi’nde sağ nefroktomi ameliyatı olarak 04.04.2006 tarihinde taburcu olduğu, halsizlik şikayeti ile 11.05.2006 tarihinde … Hastanesi’ne yatışının yapıldığı, 16.05.2006 tarihinde taburcu edilen mağdurun 21.06.2006 tarihinde öldüğü olayda; 07.10.2009 tarihinde… İhtisas Kurulu tarafından düzenlenen raporda ” 29.03.2006 tarihinde yapılan nefrektomi operasyonu sonrasında 04.04.2006 tarihinde taburcu olduğu, halsizlik şikayeti ile 11.05.2006 tarihinde tekrar hastaneye gittiği 16.05.2006 tarihinde poliklinik kontrolü önerileriyle taburcu edildiği ölüm tarihi olan 21.06.2006 tarihinde kadar herhangi bir tıbbi evrakının olmadığı, otopsi yapılmamış olduğundan kişinin ölüm nedenini belirlenemediğinin” belirtildiği, 26.02.2010 tarihinde … İhtisas Kurulu Dairesi tarafından düzenlenen raporda ”sağ yan ağrısı nedeniyle yapılan incelemelerde (DÜSG, IVP) tetkikinde sağ nonfoksiyone böbrek bulunması sonrası patolojiyi izah etmek için yapılan asedan pyelogrefi işleminin tıbben doğru bir yaklaşım olduğu, daha sonra üreter alt ucunda tespit edilen darlığa yönelik ileri bir tetkik yapılmadan hemen açık cerrahiye devam etmenin mutad bir tıbbi yaklaşım olmadığı, üreter darlığında nedenin daha sonradan tespit edilen D.E.H.C (degişici epitel hücreli karsinom) olabileceği de göz önüne alındığında, bu uygulamanın hatalı bir yaklaşım olduğu cihetle sanık tarafından uygulanan tedavi yaklaşımının tıp kurallarına uygun olmadığı”nın belirtildiği, 05-08 Mayıs 2011 tarihli Yüksek Sağlık Şura raporunda ise ”nonfonksiyone böbrek tespit edildiğinde ilk olarak tümör olasılığı düşünülüp ileri tetkik yapılması gerektiği, yapılan ameliyatta üreter alt ucunda darlık tespit edildiğinde işleme son verip darlığın nedeninin ileri tetkiklerle aydınlatılması gerektiği halde bunu yapmadan ameliyata devam eden sanığın tıp kurallarına uygun davranmadığı, ….. Patoloji raporuna göre Grade 3 Böbrek Tümörü tespit edilen hastada evreleme amacıyla gerekli tetkiklerin yapılmaması ve otopsi yapılmadığı için ölüm nedeninin kesin olarak saptanmaması karşısında ölüm ile kusurlu davranış arasında kesin illiyet bağının belirlenemeyeceği, ayrıca sağ böbrek tümörle kaplanmış olup işlev görmemesi nedeniyle alınması gerektiğinden organ kaybının da söz konusu olmadığı”nın belirtildiği, 08.10.2012 tarihli … İhtisas Kurulu Dairesi tarafından düzenlenen raporda ise; ”Sağ yan ağrısı olan 72 yaşındaki hastada IVP sonrası non-fonksiyone böbrek tespit edildiği, ameliyat öncesi yapılması gereken görüntüleme ve değerlendirme olmasına rağmen bunların yaptırılmadığı, retrograd pyelografi işlemi sırasında üreter darlığı ile karşılaşıldığında açık ameliyata geçip darlığa yönelik müdahalede bulunulmasının tıp kurallarına uygun olmadığı, yapılan cerrahi işlemin kişinin yaşamını tehlikeye sokan bir durum olduğu, basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif nitelikte olmadığı” nın belirtilmesi karşısında, sanık doktorun uzmanlık alanı içinde yer alan ölenin hastalığına yönelik uygun teşhis ve tedavi yöntemlerine başvurmayarak, ölenin yaşamını tehlikeye sokacak nitelikte yaralanmasına neden olacak şekilde müdahalede bulunduğu anlaşıldığından, mahkemenin kabul ve uygulamasında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafinin sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
5237 sayılı TCK’nın 51. maddesinin sanık hakkında uygulanıp uygulanmamasına karar verilirken, sanığın kişiliği, sosyal ve ekonomik durumu, suçun işlenmesindeki özellikler nazara alınarak, dosyaya yansıyan bilgi ve kanıtlar isabetle değerlendirilip, denetime olanak verecek ve somut gerekçeler de gösterilmek suretiyle takdir hakkının kullanılmasının gerektiği, dosyaya yansıyan olumsuz tavrı ve sabıkası bulunmayan, müdafii tarafından da lehe hükümlerin uygulanması yönünde talep bulunan sanık hakkında ”suçu işleyiş biçimi, kişiliği, suç sebep ve saikleri, kastının yoğunluğu, hapis cezasının infazın sanık üzerinde etkili ve caydırıcı olacağı ve suç işleme hususundaki eğilimi gibi hususlar ile tekrar suç işlemeyeceği konusunda mahkememizde bir kanaatin oluşmaması şeklindeki dosya kapsamına uymayan” gerekçeler ile TCK’nın 51. maddesinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilmesi,
Kabule göre de;
1-Taksirli suçlarda uygulama olanağı bulunmayan TCK’nın 53/1. maddesi uyarınca hak yoksunluğuna hükmolunması,
2-Gerekçesi gösterilmeden sanık hakkında TCK’nın 89/1. maddesinde öngörülen seçimlik cezalardan hapis cezasının tercih edilmesi,
Kanuna aykırı olup, sanık müdafinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 30.11.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.