Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2015/5181 E. 2015/28732 K. 17.09.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/5181
KARAR NO : 2015/28732
KARAR TARİHİ : 17.09.2015

Tebliğname No : KYB – 2015/138562

Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 13.04.2015 gün ve 2014-8315/26251 sayılı kanun yararına bozma istemine atfen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 28.0.4.2015 gün ve KYB. 2015/138562 sayılı ihbarnamesi ile;
Özel belgede sahtecilik suçundan şüpheli B.. D.. hakkında yapılan soruşturma evresi sonucunda Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 10/04/2014 tarihli ve 2013/131884 soruşturma 2014/33427 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddine ilişkin Ankara Batı 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 18/06/2014 tarihli ve 2014/2073 değişik iş sayılı kararını kapsayan dosyanın incelenmesinde; Mütevaffa M .. B.. adına alman konut finansman kredisinin hayat sigortasız olarak açılması talebini kapsayan 07/06/2013 tarihli belgenin sahte olarak sonradan düzenlendiği iddiası üzerine yürütülen soruşturma sonucu bahse konu belgenin şüpheli B.. D..’ın eli ürünü olduğuna ilişkin yeterli delil bulunmadığı anlaşılmakla, kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 160. maddesinde yer alan “Cumhuriyet savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlar. Cumhuriyet savcısı, maddî gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlüdür.” şeklindeki düzenleme karşısında, Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmak zorunda olduğu, Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 14/11/2007 tarihli ve 2007/9636-9375 sayılı ilâmında da belirtildiği üzere, müşteki tarafından sahte olarak tanzim edildiği iddia edilen 07/06/2013 tarihli belgedeki imzanın müteveffa M.. B.. eli ürünü olmadığı hususunun bilirkişi tarafından düzenlenen 06/03/2014 tarihli rapor ile tespit edilmiş olduğu anlaşılmakla, soruşturma dosyasında 18/12/2013 tarihinde Çankaya İlçe Emniyet Müdürlüğüne hitaben yazılan müzekkere gereği yapılmadan bahse konu belgenin keşide tarihi olarak gösterilen 07/06/2013 tarihinde Yapı Kredi Bankası … Şubesinde personel olarak kimlerin çalıştığının tespiti ile şube personeline yönelik soruşturma yapılması gerekirken bunun yapılmadığı, ortada 5271 sayılı Kanun’a uygun bir soruşturmanın bulunmadığı bir durumda, anılan Kanun’un 160. maddesi ve diğer maddeleri uyarınca soruşturma yapılmasını sağlamak maksadıyla itirazın kabul edilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca, anılan kararın bozulması istenilmiş olmakla, Dairemize gönderilen dosya incelenerek gereği görüşüldü:
İncelenen dosya içeriğine göre; müştekinin, oğlu M.. B..’un Yapı Kredi Bankası … Şubesi’nden bireysel konut kredisi çektikten bir süre sonra vefat ettiği, bankanın bu kredi sözleşmesi düzenlenirken hayat sigortası yapması gerektiği halde yapmadığı, buna gerekçe olarak da müteveffanın imzasını içeren 07.06.2013 tarihli sahte bir dilekçe örneğinin kendilerine verildiğini ileri sürdüğü olayda, 17.12.2013 ve 06.03.2014 tarihli bilirkişi raporlarına göre, M.. B.. adına sahte imza atıldığının sabit olduğu 08.01.2014 tarihli kolluk araştırma tutanağı içeriğine göre, M.. B..’un kredi işlemlerini ve evraklarını kişisel pörföy yönetmeni B.. D..’ın yaptığı, kredi evraklarının tamamlanmasını müteakiben taranarak genel müdürlüğe gönderildiğinin tespit edildiği olması, B.. D..’ın ifadesinde M.. B..’un aynı imzayı atmakta zorlandığını savunması karşısında, krediye ilişkin tüm evraklar getirtilip, ilgili bankanın genel müdürlüğünden suça konu belgenin kredi evrakları ile birlikte taranarak gönderilip gönderilmediği sorularak, kredinin tahsis edildiği dönemde tahsis edilen konut kredileri de örnekleme suretiyle incelenerek bu sigortanın mutaden müşterilere yaptırılıp yaptırılmadığı, banka görevlisinin kredi sözleşmesinin düzenlendiği esnada bir aydınlatma yükümlülüğü bulunup bulunmadığı, ilgili krediye ilişkin hayat sigortası yapılmaması halinde, bankanın iç işleyişine göre, banka görevlileri hakkında bir yaptırım uygulanıp uygulanmadığı da araştırılarak, gerekli görüldüğü takdirde, M.. B..’un kredi evraklarına attığı imzaların birbirlerinden farklı; suça konu belge üzerindeki imzanın ise o dönemde şubede çalışan görevlilere ait olup olmadığı bilirkişi marifetiyle belirlenmek suretiyle, bir karar verilmesi gerekirken dilekçedeki imzanın şüpheli eli ürünü olmadığı ve belgenin sonuca etkili olmadığından bahisle kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmesinde isabet bulunmadığından, bu karara vaki itirazın kabulüne karar verilmesi yerine, yazılı şekilde reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğundan, kanun yararına bozma istemine atfen düzenlenen ihbarname içeriği yerinde görülmekle, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nca düzenlenen 10.04.2014 tarih, 2013/131884 soruşturma, 2014/33427 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin mercii Ankara Batı 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 18.06.2014 gün ve 2014/2073 değişik iş sayılı kararının CMK’nun 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA, müteakip işlemlerin mahallinde ikmaline, dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına İADESİNE, 17.09.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.