YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/17693
KARAR NO : 2015/28525
KARAR TARİHİ : 14.09.2015
Tebliğname No : 15 – 2012/12447
MAHKEMESİ : Kayseri 2. Ağır Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 01/11/2011
NUMARASI : 2011/206 (E) ve 2011/295 (K)
SUÇ : Resmi belgede sahtecilik
1- Sanık N.. A.. hakkında Türkiye İş Bankası A.Ş. … şubesine ait … seri nolu 5.000 TL bedelli ve … seri nolu 7.500 TL bedelli çekleri sahte olarak düzenletip borcuna karşılık katılana göndererek resmi belgede sahtecilik suçunu işlediği iddiası ile açılan kamu davasında, imzaların sanığa aidiyeti yönünden yapılmış bilirkişi incelemeleri ile yetinilerek karar verilmiş olması karşısında; gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenmesi ve suç unsurlarının tespiti bakımından; belgelerde sahtecilik suçlarında aldatma yeteneğinin bulunup bulunmadığının takdirinin mahkemeye ait olduğu göz önüne alınıp, öncelikle sahte olduğu iddia edilen çek asıllarının duruşmaya getirtilip incelenmek suretiyle, özellikleri duruşma tutanağına yazıldıktan ve denetime olanak verecek şekilde dosyada bulundurulduktan sonra, yasal unsurları taşıyıp taşımadığı ve iğfal kabiliyetinin bulunup bulunmadığı yöntemince araştırılıp iğfal kabiliyetinin bulunduğunun anlaşılması halinde, sanık ve müştekinin el yazısı ve imza örnekleri alınıp, tatbike medar el yazısı ve imza örneklerini içerir belge asılları da bulundukları yerlerden getirtilerek, suça konu çek asıllarının ön yüzündeki tüm yazı, rakam ve imzaların sanık ve müştekiye aidiyeti yönünden usulünce bilirkişi incelemesi yaptırılması, ifadelerinde suçun sübutuna etki edecek nitelikte çelişki bulunan tanık Bekir ile Yusuf’un yeniden celp edilerek ifadelerindeki çelişkilerin giderilmesi, gerekirse tanık Yusuf’un ifadesinde geçen Ahmet Yürek ile Duran’ın tanık olarak beyanlarının alınması, kovuşturma aşamasında dinlenmemiş olan katılanın ifadesine başvurularak zararı olup olmadığının tespiti sonrasında toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek ulaşılacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kabule göre de;
2- 5237 sayılı TCK’nun 43. maddesinde, “değişik zamanlarda” denilmesi karşısında; aynı anda gerçekleşen fiillerde zincirleme suça ilişkin hükümlerin uygulanma olanağı bulunmadığından, suça konu çeklerin katılana aynı anda verildiğinin kabulü sebebiyle,
eylemin bir bütün olarak tek bir resmi belgede sahtecilik suçunu oluşturduğu ve eylemde zincirleme suç hükmünün uygulanma olanağının bulunmadığı ancak belge sayısının TCK’nun 61. maddesi uyarınca temel cezanın tayininde nazara alınması gerektiğinin gözetilmemesi,
3- 5237 sayılı TCK’nun 53. maddesinin 3. fıkrası uyarınca 53/1-c bendindeki “velayet hakkından, vesayet ve kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan yoksunluğun” sanığın sadece kendi alt soyu yönünden koşullu salıverme tarihine kadar süreceği, alt soyu haricindekiler yönünden ise yoksunluğun hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar devam edeceği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi,
Yasaya aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, sonuç ceza miktarı itibariyle kazanılmış hakkın saklı tutulmasına,14.09.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.