Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2015/25304 E. 2015/29269 K. 21.10.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/25304
KARAR NO : 2015/29269
KARAR TARİHİ : 21.10.2015

Tebliğname No : KYB – 2015/246937

Kasten yaralama suçundan sanık K.. G..’nun, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 86/2, 86/3-a, 62 ve 52/2. maddeleri gereğince iki kez 3.000,00 Türk lirası adlî para cezası cezalandırılmasına dair, Bakırköy 20. Sulh Ceza Mahkemesinin 17/07/2013 tarihli ve 2013/5 esas, 2013/30 sayılı kararının kesinleşmesini müteakip, Cumhuriyet başsavcılığı tarafından yapılan yargılamanın yenilenmesi talebinin reddine ilişkin Bakırköy 53. Asliye Ceza Mahkemesinin 02/03/2015 tarihli ve 2013/195 esas, 2013/193 sayılı ek kararına yönelik itirazın reddine dair Bakırköy 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 17/03/2015 tarihli ve 2015/558 değişik iş sayılı kararına karşı Adalet Bakanlığı’nın 29.06.2015 tarih ve 2015/13256–42863 sayılı yazısıyla kanun yararına bozma isteminde bulunulduğundan bu işe ait dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 08.07.2015 tarih ve 2015/246937 sayılı tebliğnamesi ile Dairemize gönderilmekle incelendi.
Mezkur ihbarnamede;
Dosya kapsamına göre, I- Bakırköy 20. Sulh Ceza Mahkemesinin 17/07/2013 tarihli ve 2013/5 esas, 2013/30 sayılı kararına yönelik yapılan incelemede; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 150/2. maddesinde yer alan “müdafii bulunmayan şüpheli veya sanık; çocuk, kendisini savunamayacak derecede malul veya sağır ve dilsiz ise, istemi aranmaksızın bir müdafii görevlendirilir” şeklindeki düzenleme karşısında, akıl zayıflığı bulunan sanığa müdafii tayin edilmeksizin, savunma hakkı kısıtlanmak suretiyle karar verilmesinde,
II- Bakırköy 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 17/03/2015 tarihli ve 2015/558 değişik iş sayılı kararına yönelik yapılan incelemede; karardan sonra infaz aşamasında sunulan Bakırköy Prof. Dr. M..O.. Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi Baştabipliğince sanık hakkında ceza sorumluluğunun olmadığı ve hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 32/1. maddesinin uygulanmasının uygun olduğunun tespit edilmiş olması karşısında; karar öncesi tespit edilen ancak olay sonrası ortaya çıkan sözkonusu raporlara göre, yapılacak yargılama ile anılan maddenin uygulanması gerektiği gözetilmeksizin yargılamanın yenilenmesi talebinin reddine ilişkin karara yönelik itirazın yazılı şekilde reddine karar verilmesinde; isabet görülmediğinden bahisle, 5271 sayılı CMK’nin 309. maddesi gereğince anılan kararın bozulması lüzumunun ihbar olunduğu anlaşıldı.
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Adalet Bakanlığı’nın kanun yararına bozma isteyen yazısına dayanan tebliğnamede ileri sürülen düşünce yerinde görüldüğünden; Bakırköy 20. Sulh Ceza Mahkemesinin 17/07/2013 tarihli ve 2013/5 esas, 2013/30 sayılı kararı ile Bakırköy 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 17/03/2015 tarihli ve 2015/558 değişik iş sayılı kararının 5271 sayılı CMK’nin 309/4. maddesi gereğince kanun yararına BOZULMASINA; müteakip işlemlerin mahallinde yerine getirilmesine, dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE; 21.10.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.