YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/17259
KARAR NO : 2015/28735
KARAR TARİHİ : 17.09.2015
Tebliğname No : 11 – 2012/105241
MAHKEMESİ : İzmir 13. Asliye Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 13/12/2011
NUMARASI : 2010/598 (E) ve 2011/735 (K)
SUÇ : Özel belgede sahtecilik, resmi belgede sahtecilik
I- Sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan kurulan hükmün incelenmesinde;
13.12.2011 tarihli celsede sanığa ait sürücü belgesinin iadesine karar verilmiş olması karşısında tebliğnamenin (b) sırasında yazılı bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.
Ayrıntıları Ceza Genel Kurulunun 14.10.2003 gün ve 232-250 sayılı, 09.10.2012 gün 2011/8-335 Esas 2012/1804 sayılı kararlarında da açıklandığı üzere, belgede nesnel olarak aldatıcılık yeteneğinin bulunması ve aldatma keyfiyetinin belgeden objektif olarak anlaşılması gerektiği, muhatabın hatasından, dikkatsizlik veya özensizliğinden kaynaklanan fiili iğfalin, aldatma yeteneğinin varlığını göstermeyeceği cihetle, abonelik sözleşmeleri ekinde bulunan ve mahkemece incelenen belgelerin, ibraz edilen belgelere göre telefon bayii yetkilisi tarafından onaylanan fotokopileri olduğunun anlaşılması karşısında, …Telekom İletişim Haberleşme Hizmetleri San. Tic. Ltd. Şti’ye ibraz edilen sürücü belgesi ve yerleşim yeri belgesinin asılları araştırılarak bulunması halinde getirtilerek, duruşmada incelenip özellikleri duruşma tutanağına yazıldıktan ve denetime olanak verecek şekilde dosyada bulundurulduktan sonra aldatıcı nitelikte olup olmadıklarının belirlenmesi, aksi halde ise belge üzerinde aldatıcılık niteliği yönünden inceleme yapılamayacak olması nedeniyle usnurları oluşmayacağından sanığın beraatine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden eksik inceleme ve yetersiz gerekçe ile yazılı şekilde hüküm tesisi,
II- Sanık hakkında özel belgede sahtecilik suçundan kurulan hükmün incelenmesinde;
Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sanığın yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine; ancak:
Hükümden sonra 19.02.2014 tarih ve 28918 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 6518 sayılı Kanunun 104 ve 105. maddeleri ile değişik 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu’nun 63. maddesinin 10. fıkrası ile yaptırıma bağlanan 56. maddesinin 4. fıkrasındaki “Kişinin bilgisi ve rızası dışında işletmeci veya adına iş yapan temsilcisi tarafından abonelik tesisi, işlemi veya elektronik kimlik bilgisini haiz cihazların kayıt işlemi yapılamaz ve yaptırılamaz, bu amaçla gerçeğe aykırı evrak düzenlenemez, evrakta değişiklik yapılamaz ve bunlar kullanılamaz” ve 5. fıkrasındaki “Gerçeğe aykırı evrak düzenlemek veya değiştirmek suretiyle kişinin bilgi ve rızası dışında tesis edilmiş olan abonelikler kullanılamaz” hükmü karşısında; özel hüküm niteliğinde bulunan 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu’nun 56. maddesindeki düzenleme de gözetilip, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayininde zorunluluk bulunmaması,
III- Kabule göre de;
1- Sanığın, katılanın kimlik bilgilerini taşıyan ancak kendi fotoğrafını yapıştırdığı ehliyeti kullanarak nüfus müdürlüğünden sahte yerleşim yeri belgesi aldıktan sonra sahte ehliyet ve yerleşim yeri belgesini kullanarak iki adet abonelik sözleşmesi düzenlettirdiği iddia ve kabul edilen olayda; farklı tarihlerde düzenlendiklerine ya da kullanıldıklarına ilişkin delil bulunmayan ehliyet ve ikametgah belgesi ile aynı tarihte düzenlenmiş olduğu anlaşılan abonelik sözleşmeleri yönünden, Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 08.06.2010 gün ve 98/143 sayılı ve Dairemizin benzer birçok kararında açıklandığı üzere, 5237 sayılı TCK’nun 43. maddesinde “değişik zamanlarda” ibaresi bulunması nedeniyle, aynı anda birden fazla sahte belgenin kullanılması/düzenlenmesi halinde zincirleme suç hükümlerinin uygulanamayacağı gözetilmeden her iki suçtan yazılı şekilde karar verilmesi,
2- 5237 sayılı TCK’nun 53. maddesinin 3. fıkrası uyarınca 53/1-c bendindeki “velayet hakkından, vesayet ve kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan yoksunluğun” sanığın sadece kendi altsoyu yönünden koşullu salıverme tarihine kadar süreceği, altsoyu haricindekiler yönünden ise yoksunluğun hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar devam edeceği gözetilmeden her iki suçtan yazılı şekilde karar verilmesi,
Yasaya aykırı; sanığın temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 17.09.2015 gününde oy çokluğuyla karar verildi.
MUHALEFET ŞERHİDİR
Dairemizin 07.09.2015 tarih,2013/17259 Es,2015/28735 Karar sayılı çoğunluk görüşüne aşağıdaki sebepten muhalifim.
Sanık H.. K..’in müştekinin sahte ikametgah ve sürücü belgesini kullanarak birden fazla GSM hattı alması sebebiyle TCK’nun 207/1,43/1 maddeleriyle cezalandırılmasına dair İzmir 13.Asliye Ceza Mahkemesinin 13.12.2011 gün ve 2010/598 Es,2011/735 Kr. Sayılı kararı usûl ve yasaya uygundur.
Çünkü 5809 Sayılı Elektronik Haberleşme Kanununun amacı “elektronik haberleşme sektöründe düzenleme ve denetleme yoluyla etkin rekabetin tesisi, tüketici haklarının gözetilmesi, ülke genelinde hizmetlerin yaygınlaştırılması, kaynakların etkin ve verimli kullanılması, haberleşme alt yapı, şebeke ve hizmet alanında teknolojik gelişimin ve yeni yatırımların teşvik edilmesi ve bunlara ilişkin usul ve esasların belirlenmesi”dir.
Yasanın kapsamı ise “ Elektronik haberleşme hizmetlerinin yürütülmesi ve elektronik haberleşme alt yapı ve şebekesinin tesisi ve işletilmesi ile her türlü elektronik haberleşme cihaz ve sistemlerinin imali, ithali, satışı, kurulması, işletilmesi, frekans dahil kıt kaynakların planlaması ve tahsisi ile bu konulara ilişkin düzenleme, yetkilendirme, denetleme ve uzlaştırma faaliyetlerinin yürütülmesi “ dir.
Dolayısıyla 5809 sayılı yasa elektronik haberleşme hizmeti veren gerçek ve tüzel kişilerin faaliyetlerini düzenlemektedir. Aynı yasanın 56/4 maddesindeki “Kişinin bilgisi ve rızası dışında işletmeci veya adına iş yapan temsilcisi tarafından abonelik tesisi veya işlemi veya elektronik kimlik bilgisini haiz cihazların kayıt işlemi yapılamaz ve yaptırılamaz, bu amaçla gerçeğe aykırı evrak düzenlenemez, evrakta değişiklik yapılamaz ve bunlar kullanılamaz” şeklindeki yükümlülükte elektronik haberleşme hizmeti veren gerçek ve tüzel kişilerin sorumlu,yönetici ve çalışanlarını bağlamaktadır.
Bu kapsamda Elektronik Haberleşme Kanunu kapsamında hizmet alan gerçek kişilerin bu hizmeti alırken sahte belge kullanmaları ve düzenlemeleri halinde (kullanılan veya düzenlenen belgenin niteliğine göre) sahtecilik suçundan cezalandırılmaları gerekir.
Bu sebepten usul ve yasaya uygun yerel mahkeme kararının onanması gerektiği görüşüyle sayın çoğunluk görüşüne muhalifim.17.09.2015