Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2015/7716 E. 2015/9351 K. 16.09.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/7716
KARAR NO : 2015/9351
KARAR TARİHİ : 16.09.2015

MAHKEMESİ : KAHRAMANMARAŞ 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 14/01/2014
NUMARASI : 2013/119-2014/21

Taraflar arasında görülen davada Kahramanmaraş 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 14/01/2014 tarih ve 2013/119-2014/21 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili katılma yoluyla davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin emekli maaşını davalı bankadan aldığını, müvekkilinin emekli olduktan sonra ticaret yapıp bir kısım zararlar ettiğini, ancak tüm borçlarını ödediğini, davalı bankaya da bir kısım borçları olup bunları da ödediğini, ancak davalı bankanın icra işlemi yapmadan alacağını ispat etmeden müvekkilinin anlayamadığı çeşitli gerekçeler ve değişik isimler altında uzun zamandır maaş hesabından kesintiler yaptığını, son 2 aydır ise müvekkilinin maaşının tamamını bankanın bloke ettiğini, son iki aylık maaşının hesapta göründüğünü ancak çekilemediğini, emekli maaşına yasal olarak haciz koymak dahi mümkün değilken davalının keyfine göre kesintiler yaptığını ileri sürerek, öncelikle bankanın usulsüz olarak müvekkilinin maaş hesabına koyduğu blokenin kaldırılmasına, hesapta bulunan paraların müvekkile ödenmesine, ayrıca son 4 yıl içerisinde haksız olarak kesilen tüm paraların hesabının yapılarak müvekkiline iadesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının müvekkiline olan kredi borçları nedeni ile aleyhine icra takipleri başlatıldığını, davacı ile müvekkil bankanın K.maraş 3. İcra Müdürlüğü’nün 2009/2353 Esas sayılı dosyasında takibe düşen borcu takside bağladığını , bu hususta icra müdürlüğüne taahhüt verdiğini, davacının taahhüdünü yerine getirmediğini, davalının imza ettiği sözleme ve sair belgeler de maaş hesabına borç miktarı kadar bloke konulmasına dair yazılı talebi ve rızasının bulunduğunu, icra takibi devam ederken borçlunun müvekkili bankadan aldığı çeklerde karşılıksız çıktığını, müvekkili bankanın çeklerden dolayı yaklaşık olarak 3.700,00 TL parayı banka sorumluluğu doğrultusunda 3. kişilere ödemek durumunda kaldığını, davacının hesabına konulan blokelerin bir kısmınında bu çeklerden dolayı kaynaklandığını savunarak, davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davacının maaş hesabından davalı banka tarafından rızası dışında bloke konulduğu, banka tarafından davacı A. R. U.’ın banka hesabından blokeli veya blokesiz olarak 21.925,13 TL nin tahsil edildiği , davalı bankanın davacı tüketicinin borcundan dolayı icra takibi başlattığı ve icra dosyasında alacağın tahsil etme imkanı olduğu halde borçlunun maaş hesabına bloke konulmasının hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, davalı bankanın davacının maaş hesabına koyduğu blokenin kaldırılmasına, davalı banka tarafından davacının hesabından kesilen 21.925,13 TL nin dava tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davacıya iadesine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili ve katılma yolu ile davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Mahkeme ilamı, davalı vekilince temyiz edilmekle temyiz dilekçesi davacı vekiline 27/02/2014 tarihinde tebliğ edilmiş olup, karar davacı vekili tarafından, HUMK`nın 433. madde hükmünde yazılı katılma yolu ile temyiz süresi geçirildikten sonra 14/03/2014 günü temyiz edilmiştir. Aynı Yasa’nın 432/4 ncü maddesi uyarınca süresinden sonra yapılan temyiz istemleri hakkında mahkemece bir karar verilebileceği gibi, 01.03.1990 gün ve 3/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı gereğince Yargıtay tarafından da bu yönde karar verilebileceğinden, davacı vekilinin katılma yolu ile temyiz isteminin süre yönünden reddi gerekmiştir.
2- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve davacı asilin davalı bankada bulunan hesabına konulan blokenin kaldırılmasına karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
3- Dava, emekli maaşından kesilen paranın istirdatı istemine ilişkin olup, mahkemece yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiştir. Somut olayda, davacının davalı bankaya olan borçları nedeniyle başlatılan icra takibi kapsamında düzenlenen 07/05/2009 tarihli icra taahhütnamesi ile davacının 17.221,66 TL olan kredi borcunun 48 ay vade ile ödenmesi kararlaştırılmıştır. Yine davacının karşılıksız çıkan çekleri nedeniyle bankanın çek hamillerine ödediği yasal miktarlar ile birlikte davacının emekli maaşından 22/06/2009- 01/03/2013 tarihleri arasında toplam 21.925,13 TL kesinti yapılmıştır. Davanın açıldığı 19/02/2013 tarihinde ise icra taahhütnamesine dayalı borcun bitmesine yaklaşık 3 ay gibi bir süre kalmıştır. Her ne kadar 506 Sayılı Yasa’nın 121/1 fıkrasında 24.06.2004 tarih 5198 sayılı yasanın 17.maddesi ile yapılan değişiklik ile, 506 sayılı yasa gereğince bağlanacak gelir, aylıklar ve sağlanacak yardımların, nafaka borçları ve 506 sayılı yasanın 80.maddesine göre takip ve tahsili gereken alacaklar dışında olduğu, haciz edilemeyeceği düzenleme altına alınmış ise de; davacı bu kesintilere uzun süre karşı çıkmamış, kredi borcu neredeyse tamamen ödendikten sonra işbu davayı açmıştır. Bu durumda, yaklaşık dört yıl süre ile emekli maaşından yapılan kesintiye karşı çıkmayan davacının kesinti yapılması konusunda zımni muvafakatı bulunduğu, ayrıca davacının borcu olan bir parayı maaşından kesinti yapılarak ödediği ve dava tarihinde halen daha davalı Banka’ya borcu bulunduğu, buna göre yapılan kesintilerin borca mahsuben yapıldığı kabul edilerek istirdat davası açmasının mümkün bulunmadığı hususları gözönünde bulundurulması gerekirken yazılı şekilde kesintinin iadesine karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle temyiz eden davalı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ; Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin katılma yolu ile temyiz isteminin süre yönünden REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile kararın BOZULMASINA, aşağıda yazılı bakiye 2,50 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 16/09/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.